Etiket arşivi: Eski Türkçe

Oldurgan fiil (ergative verb)

Fiil çatısı nedir? Oldurgan fiil nedir?

.Tanım;

   ..kısaca yalın haliyle öznede ortaya çıkan bir fiilin ( 'öldü, uyudu, doğdu ' gibi) bu kez öznenin kendisinin ortaya koymasına (öl-dürdü, uyu-ttu, doğ-urdu) oldurgan fiil (ergative verb) denir. 

 Türkçede bir ibare –trtür eklerinden birini almışsa

ve bu ibare;

 Bir tabiat sesi (veya benzeri bir şey) ise özne sadece bu sesteki yansımayı yapmıştır.

sü(ü)p-ürdü, fıt-tır

   İbare bir fiilse ve bu fiil hareketi karşıya (bir nesneye) taşımayan yani özneye bırakan (geçişsiz-öznede kalan) bir fiilse, özne hareketi bir nesne üzerine (karşıya) taşımış, fiili oldurgan fiil yapmıştır.

Kedi öldü --- Kedi fareyi öldürdü,

Ali uyudu --- Ali Ayşe’yi uyuttu.

Yine; öğrendi/ öğretti, korktu/ korkuttu, anladı/ anlattı…

   İngilizcede nesne talep etmeyen fiillerin bir kısmının ( Ergative Verb) kullanıldığı cümlelerde nesne olmadığından, nesneli hale getirirken, yani oldurganlaştırılması yapılırken cümleye sadece nesne konulur.

The kettle boiled._ Su(ısıtıcı) kaynadı.

I boiled the kettle._Suyu(ısıtıcıyı) kaynattım

Diğer nesnesiz fiillerin nesneli hale getirilmesinde fiil tamamen değişir

 The cat died–Kedi öldü.

The cat killed the mouse–Kedi fareyi öldürdü.

   Eğer fiil yalın haliyle hareketi bir nesneye taşıyan (etkin/ etken/ öznenin yaptığı ) fiil (yazdı, taşıdı ) ise, özne bu kez hareketi bir başkasına yaptırmış (yaz-dır-dı, taşı-t-tı), fiil ettirgen bir fiil olmuştur.  Bu durumda cümlenin kurucusu (yüklemdeki kişi) özne, hareketin (fiziksel) yapıcısı ise bir başkasıdır.

Ali’nin annesi Ali’ye mektup yazdı.

_ Ali’s mother wrote a letter to Ali.

  Ali’nin annesi mektubu Veli’ye yazdırttı.

_ Ali’s mother had Veli write the letter.

   Türkçede ve ingilizcede fiilleri oldurgan ve ettirgen hale getirmek
-t/-r/-tür ekleri ve (oldurganlık):
     Fiilleri, bir nesne gerektiren ve bir nesne gerektirmeyen fiiller diye iki bölüme ayırdık diyelim. Nesnenin -i, -e, -den, -ile halinde bulunabileceğini söylemiştik. Tekrar edelim anlaşılması gereken şudur. Bir fiilin nesne alabilmesi için sadece -i halinde bir nesneye sorulan kimi? neyi? sorularına cevap vermesi gerekmez.
...kırdı (neyi kırdı?) Kalemi kırdı,

...dokundu, (neye dıkundu?) Kaleme dokundu,

...hoşlandı, (neyden hoşlandı?) kalemden hoşlandı,

...yazdı (neyle yazdı?) Kalemle yazdı. Derken, kalem her durumda nesnedir.

Örneğin

Ali kalemi kırdı. derken, özne (Ali) hareketi nesneye yükleyerek, nesneye tesir ederek hareketi nesneye yüklemiştir.

Ali kaleme dokundu. Derken, nesneye tesir etmiş fakat nesne tepkisizdir.

Ali kalemden hoşlandı. Derken ise bu kez özne nesneden etkilenmiş, hareket öznede kalmış, özne nesnenin tesiri altında kalmıştır.

Ali kalemle yazdı’da ise nesneyi araç olarak kullanmıştır.

Buraya kadarki açıklamalara göre nesne(subject), öznenin karşısında duran, öznenin kendisiyle etkileşime girdiği; konu, durum, şahıs, zamir, eşya, hayvan vs. dir.

Bundan başka, diğer fiiller yalın halleriyle nesnesizdirler, yani nesne gerektirmezler.    

Gitmek, gelmek, oturmak, kalkmak, ölmek, yaşamak, büyümek, patlamak  gibi.

Türkçede yukarıdaki ekleşmeler (-t, -r, tür ekleşmeleri) nesneli nesnesiz hemen her fiile getirilebilir.

Örnekleyelim:

A) Nesneli fiiller:

Akuzatif (-i hali) Kimi? Neyi?: yazdı/ yaz(dır)dı, taşıdı/ taşı(t)dı, kesti/ kes(tir)di, öğrendi(to learn)/ öğretti(to teach),  gördü(to see)/ gösterdi(to show), anladı(to understand)/ anlattı(to tell), bildi(to know)/ bildirdi (to state)

Datif (-e hali) Kime? Neye?: bakmak/ bak(tır)mak, dokunmak/ dokun(dur)mak , inanmak/ inan(dır)mak vs.

Ablatif (-den hali) Kimden? Neyden?: usanmak/ usan(dır)mak, bıkmak/ bıktırmak, korkmak/ korkutmak

Enstrumental (ile hali) Kimle? Neyle?: barıştı/ barıştırdı, savaştı/ savaştırdı, dövüştü/ dövüştürdü, artıştı/ tartıştırdı
 

B) Nesnesiz fiiller:

Nominatif (yalın hal) Kim? Ne?: öldü(to die)/ öldürdü(to kill), patladı/ patla(t)dı, büyüdü/ büyü(t)tü, yaşadı/ yaşa(t)dı

( yer tümleçli )

Yönelme (-e hali) Nereye?: ulaştı/ ulaştırdı

Yönelme–Ayrılma Nereden? Nereye?: gitmek/ gittirmek veya götürmek, göndermek; gelmek, geldirmek veya getirmek

Çıkma (-den) Nereden?: uzaklaştı, uzaklaştırdı
Gördüğümüz gibi, ekleşmeler hemen her tür fiile getirilebilmektedir.

Şöyle başlayalım: Geçişsiz fiillerdeki hareketler öznede vuku bulur. Yani hareket özne üzerindedir. Nesnesiz fillerde buna dahildir.

   ‘Kedi öldü.’ Bu örnekte ‘öldü’ demekle kastedilen hareket, bir özne olan kedinin üzerinde cereyan eder, ortaya çıkar, ürer. Özne, kendisinde vuku bulmuş bir hareketi kendisi de ortaya çıkarabilir/ ortaya koyabilir/ ür-etebilir/ tür-etebilir. Bunu yaptığında da öznenin karşısında çoğu kez bir nesne vardır. Türkçede bu durumu oluşturmak için –t/ -r/ -tür ekleşmeleri kullanılır. Bu ekleşmeler ile özne, söze konu olan hareketi ortaya koyar ortaya çıkarır, eder, yapar, meydana getirir ve böylelikle hareketi nesnesine taşımak ister ve bununla da fiili geçişli nesne gerektiren fiiller grubuna sokar.

Kedi doğdu – Kedi doğ-urdu. Kedi ne doğurdu? Kedi yavru doğurdu.

Kedi öldü – Kedi öldürdü... Kedi neyi öldürdü? Kedi fareyi öldürdü.

   Ya da hareketi nesne üzerinde etkin hale getirir.

Ayşe uyudu. Ayşe kardeşini uyuttu

Ayşe büyüdü. Ayşe büyüttü… Ayşe kimi büyüttü? Ayşe kardeşini büyüttü.

  Not: Ekleşmeler her zaman fiilleri nesne gerektiren  fiillere döndürmek işinde kullanılmaz elbette.   

   Özne bazen doğa yansımalarını fiille yaparken de bu ekleşmiş unsurlardan yararlanabilir.                

Öks-ürdü, püs-k-ürdü, fış-k-ırdı, ba(ö)ğ-ırdı, del-irdi, çıl-dırdı, fıt-tırdı, ot-urdu gibi

   Bu fiillerin nesne gerektirir hale getirilmesi ise aynı ekleşmelere -t ekleşmesinin katılmasıyla elde edilir. Öks-ür-ttü, püsk-ür-ttü, fışk-ır-ttı, ba-ğ-ır-ttı, del-ir-tti, çıl-dır-ttı, fıt-tır-ttı,  gibi.

   Böylelikle fiiller nesne gerektirir hale gelmiş olurlar. Bazı doğal yansımalar nesne gerektirir fiil iken -t eki almazlar: süp-ürdü gibi. 

     Bu arada İngilizce için ergative verb’den bahsedelim. Türkçede yukarıdaki ekleşmiş unsurların yazım kurallarına göre hemen her fiile getirilebildiğini görüyoruz. İngilizcede bu durumda nesnesiz fiillerde get/ make/ have ( ileride göreceğiz ) gibi unsurlar da kullanılmaz.
    Bahsedelim: İngilizcede nesne talep etmeyen fiillerin bir kısmının kullanıldığı cümlelerde nesne olmadığından, nesneli hale getirirken, yani oldurganlaştırılması yapılırken cümleye sadece nesne konur.

The kettle boiled._ Su(ısıtıcı) kaynadı.

I boiled the kettle._Suyu(ısıtıcıyı) kaynattım

   Örneğimizden de gördüğümüz gibi ‘boiled’ değişmemiştir. İşte ergative fiil budur. Yani yalın haliyle, geçişli/ nesneli olduğu hal arasında bir fark olmayan fiil. Diğer nesnesiz fiillerin nesneli hale getirilmesinde fiil tamamen değişir ve oldurgan fiilin yalın haldeki fiille ayrımı bu şekilde sağlanır.

The cat died– Kedi öldü. Gibi.

The cat killed the mouse._ Kedi fareyi öldürdü.

   Konumuza dönersek; -t/-r/-tür ekleşmeleriyle yalın haliyle öznede cereyan etmiş geçişsiz bir hareketin, bu kez özne tarafından bir nesne üzerinde ortaya çıkarılmasına veya nesneye geçirilmesine, taşınmasına oldurgan fiil denir. Türkçede fiil, görüntü olarak –t,-r,-tür-ilmiş fiil görüntüsündedir ve gördük ki İngilizcede ya fiilin şekli değişir ya da fiil nesneli bir fiil gibi (ergative verb = hem geçişli hem geçişsiz fiil gibi ) kullanılır.

   Şimdilik örneklerimizin anlam özelliklerini bir kenara koyarak yapmış olduğumuz yapısal işlemi basit bir mantıkla açıklayalım.

   Aslında durum şudur:

   Özne, nesneli /nesnesiz, geçişli/ geçişsiz hemen her fiile bu ekleşmeleri uygularken, fiillerin bu türden özelliklerine bakmaz. Yani, öznenin sadece yapmak istediği bir hareket vardır. Örneğin -ür ekleşmesiyle özne bir hareket meydana getirir/ ortaya çıkarır.

Ör:  ‘öks-ürdü’ _ Ali öks-ürdü Ali öks etti/ Ali öks yaptı’da denilebilir.

Yine, Sssüp-ürdü._ Ali süp-ürdü. Ali odasını süp-ürdü/ süp yaptı.

   Örneklere dikkat edersek, birincisinde nesne yoktur. Özne öks-ürmüştür sadece. İkincisinde ise özne bir yeri süpürür. Süpürürken de çıkan doğal sesi fiilleştirir. Bununla da sssüp-ür-tüm, bu sesin ad olduğu fiili ortaya çıkardım/ süp-ettim demek ister ve bu etme/ urma taktiğini her fiile uygular.

   Aynı durum -t-ür, -et ekleşmeleri için de uygulanır. Öl-(i)t-ür-tüm. Yine, öl-it-tim, denilirdi. Veya öl-ür-düm de… (denilebilirdi fakat bir tarz eki olan –r, genel tarz ekiyle karıştırılabileceği için daha çok –t-ür ekinin kullanılmasına neden olur.) Biz -ür/-tür ekleşmeleriyle görüntü kazanmış, bir şekle bürünmüş fiillere -t, -r, -tür-ilmiş fiil diyelim. Çünkü ekler birden çok gramer kategorisini karşılamaktadır.

Kısaca;

-ür ekleşmesiyle özne bir hareketi ortaya çıkarır/ yapar ve bu hareketin sonucunda ise ortada bir nesne vardır (doğ-urdu) ya da yoktur (öks-ürdü).

-tür ekleşmesiyle de özne bir hareketi meydana getirmiş, ortaya koymuştur ve yine bu harekeketin sonucunda ortada bir nesne vardır (öl-dürdü) veya yoktur (çıl-dırdı) veya işi yaptırdığı bir nesne vardır (kırdırdı) ve yine –t(et) ekleşmesiyle de aynı şekilde. Fakat -t ekleşmesi -ür/-tür ekleşmesinin eklenemediği durumlarda fiil köküne eklenir. Biz bu açıklamada sadece bir taktikten, yapısal bir işlemden, bir görüntüden bahsetmiş olduk.

   Şöyle de bakılabilir:

   Eğer türkçeyi öğrenen biriyseniz , ‘öldüm, uyudum, doydum, anladım, öğrendim, kandım, inandım, sevindim, korktum, bıktım, usandım’ gibi, kendinizde cereyan eden veya kendinize dönük bir hareketi, karşınızdaki nesneye döndürmek/ taşımak veya hareketin nesneniz üzerinde cereyan etmesini istiyorsanız, yani fiili geçişli bir fiil haline döndürmek istiyorsanız, bağırmak’taki ba’yı nasıl ki -ır-dıysanız, doymak’taki doy’u, ölmek’teki öl’ü de aynı şekilde-ür’ün/-tür’ün. Yalnız, fiil kökü sesliyle bitiyorsa bunu yapmayın çünkü sesli harften önceki harfler bir varlığa ad olmuş isim olabilir ve sesli harfi de onun hal eki olabilir. Bu durumda bir hareket değil bir eşya ortaya çıkarmış olursunuz.

Yani:

Oku-urdu derseniz ok’u üretmek, ok yapmak, gibi bir anlam çıkabilir. -et fiilini/ ekleşmesini bu yüzden kullanırız. Oku-etti(okut-tu), büyü-et(büyüt-tü) gibi.
   Artık bir hareketi -ür/-et/-tür müşsünüz. Amacınız, karşınızdaki nesnenizdi. Öyleyse bu harekete nesnenizi de katarsanız ifadeleriniz; Fareyi öl-dürdüm, Bebeği doy-urdum/ ye-dirdim, Çocuğu büyü-ettim örneklerinde olduğu gibi şekillenmiş olur. Böylelikle de fiilleri oldurganlaştırmış (ergative verbs or others) olursunuz.

  ingilizcede buraya kadarki kısım ya ergatif fiillerle ya da fiillerin şeklinin değişmesiyle karşılanırdı. öğrendi(to learn)/ öğretti(to teach), gördü(to see)/ gösterdi(to show), gitmek(to go)/göndermek(to send), gelmek(to come)/ ge(l)tirmek(to bring).

-----------------------------------------------------------------------------------------------

Ettirgen ( causative ) fiil nedir? 

   Aynı şey yalın haliyle zaten nesnenize döndürmüş veya geçirmiş olduğunuz geçişli fiillerin kullanıldığı ifadelerdeki nesneniz ile de yapılabilir.

   Mektubu yaz-dır-dım. gibi. Gördüğünüz gibi, işlem aynı işlem.              -dır’mayı yapan yine sizsiniz.  

   Yani, ben yazmıyorum da ‘yaz-dır-ıyorsam’ demek ki ben sadece hareketi -dir’mişimdir o kadar. Fakat hareketin fiziksel yapıcısından yani mektubu kimin yazdığından henüz söz etmemişimdir demektir.

   Eğer hareketi fiziksel olarak gerçekleştiren yapıcıyı ifadeye katacaksam, bunun için ayrıca bir –t eki ilave etmem gerekecektir.

   Mektubu Veli’ye yazdırttım Ya da, Fareyi Veli’ye öldürttüm. Gibi.

    Bundan sonra ; diyelim ki (yaz’ı ) -tırmayı veya (öl’ü ) -türmeyi (ölmeyi, yazmayı değil kendim yapmak istemiyorum. Bu durumda;

Mektubu yazdır(e)ttırdım Ya da,

Fareyi öldür(e)ttürdüm. Derim. Burada da öldür ettirmeyi kime yaptırdığımdan söz etmemişimdir.

Mektubu Veli’ye yazdır(e)ttırttım Ya da,

Fareyi Veli’ye öldür(e)ttürrttüm. Dersem , yine bir –t eki katarak bu bir başkasını belirtirim.

Özetle; Türkçede bir ibare –t –r –tür eklerinden birini almışsa …ve bu ibare;

Bir tabiat sesi (veya benzeri bir şey) ise özne sadece bu sesteki hareketi yapmıştır. Ör: sü(ü)p-ürdü, fıt-tırdı

İbare bir fiilse ve bu fiil hareketi karşıya (bir nesneye) taşımayan yani özneye bırakan (geçişsiz-öznede kalan) bir fiilse, özne hareketi bir nesne üzerine (karşıya) taşımış, fiili oldurgan fiil yapmıştır. Ör:

Kedi öldü --- Kedi fareyi öldürdü, (oldurgan fiil )

   İngilizcede nesne talep etmeyen fiillerin bir kısmının ( Ergative Verb’lerin) kullanıldığı cümlelerde nesne olmadığından, nesneli hale getirirken, yani oldurganlaştırılması yapılırken cümleye sadece nesne konulur.  Ör:

The kettle boiled._ Su(ısıtıcı) kaynadı.

I boiled the kettle._Suyu(ısıtıcıyı) kaynattım
Diğer nesnesiz fiillerin nesneli hale getirilmesinde fiil tamamen değişir.

The cat died–Kedi öldü.

The cat killed the mouse–Kedi fareyi öldürdü.
   Eğer fiil yalın haliyle hareketi bir nesneye taşıyan (etkin/ etken/ öznenin yaptığı) fiil (yazdı, taşıdı ) ise, özne bu kez hareketi bir başkasına yaptırmış (yaz-dır-dı, taşı-t-tı), fiil ettirgen bir fiil olmuştur. Bu durumda cümlenin kurucusu (yüklemdeki kişi) özne, hareketin (fiziksel) yapıcısı ise bir başkasıdır.

   İngilizcede ettirgenliğe ‘causative’ denir. Ettirgenliğin sağlanması ise,

Have

Make + sth + Verb-ed3 kalıplarıyla elde edilir.

Get 

   Not; İngilizce için verilmiş bu örneklerde özne hareketi yaptırırken kime yaptırttığını bildirmez. Bu yüzden de fiillerin ‘perfect participle_ bitmiş tarz sıfat fiil’ halini ( kırık/ kırılmış/ kırılı) kullanır. Causative verb’lerde hareketin kime yaptırıldığı bildirilirse fiiller yalın halleriyledir.
    Bu durumda Türkçede, eğer hareketin kime yaptırıldığı belirtiliyorsa –dır ekinden sonra fiile bir –t eki ilave edilir.
    Yani,

‘Adını listeye yazdırdı.’ Denir.

‘Adını Veliye yazdırdı.’ Denmez.

‘Adını Veli’ye yazdırttı.’ Denilmesi gerekir.

Örnekler:

I had my hair cut .(3) _ Saçımı kestirdim.

I had my son cut (1) his hair._ Oğluma saçını kestirttim. 

I got my house painted(3)_ Evim boyattırdım

I got my son to paint(1) his house_ Oğluma evini boyattırtdım

     İngilizcede ‘have’ ‘make’ ve ‘get ‘ fiilleriylede ettirgenlik sağlanabilir farklı olarak ‘make’ile yapılan ettirgenlikte bir zorlama, ‘get’ ile yapılan ettirgenlikte ikna yoluyla bir   hareketi yaptırma anlamı vardır.

tablo-2

 

Ettirgen fiil (causative verb)

       Ettirgen fiil ( causative verb ) nedir?

Tanım;

      ...'yazdı, kesti, yaptı/ öldürdü, doyurdu, uyuttu' gibi öznenin bizzat kendisinin yapıcısı olduğu bir fiili/hareketi, bu kez yine öznenin; ya -t, -r, -t-ür (yazdır) veya -t, -r, -tür (e)ttir ( öldür(e)ttür) eklerini kullanarak  başkasına yaptırdığını bildirmek istemesidir.

  Not;  Ettirgen fiil konusu, oldurgan fiil konusuyla doğrudan bağlantılı olduğu için,  oldurgan fiil başlıklı konudan başlamak daha açıklayıcı olacaktır. 

 

 Aynı şey yalın haliyle zaten nesnenize döndürmüş veya geçirmiş olduğunuz geçişli fiillerin kullanıldığı ifadelerdeki nesneniz ile de yapılabilir.

    Mektubu yaz-dırdım. ( yaz-(ı)t-ür-tüm) gibi. Gördüğünüz gibi, işlem aynı işlem. -dır’mayı yapan yine sizsiniz.
     Yani, ben yazmıyorum da ‘yaz-dır-ıyorsam’ demek ki ben sadece hareketi -dir’mişimdir o kadar. Fakat hareketin fiziksel yapıcısından yani mektubu kimin yazdığından henüz söz etmemişimdir demektir.
     Eğer hareketi fiziksel olarak gerçekleştiren yapıcıyı ifadeye katacaksam, bunun için ayrıca bir –t eki ilave etmem gerekecektir.
      Mektubu Veli’ye yaz-d-ır-t-tım Ya da,

      Fareyi Veli’ye öl-d-ür-t-tüm. Gibi.

     Bundan sonra ; diyelimki (yaz’ı ) -tırmayı veya (öl’ü ) -türmeyi (ölmeyi, yazmayı değil kendim yapmak istemiyorum. Bu durumda;
      Mektubu yazdır(e)ttırdım Ya da,

      Fareyi öldür(e)ttürrdüm. Derim. Burada da öldür ettirmeyi kime yaptırdığımdan söz etmemişimdir.
     Mektubu Veli’ye yazdır(e)ttırttım Ya da,

     Fareyi Veli’ye öldür(e)ttürttüm. Dersem , yine bir –t eki katarak bu bir başkasını belirtirim.

     Özetle; Türkçede bir ibare –t rtür eklerinden birini almışsa …ve bu ibare;
    Bir tabiat sesi (veya benzeri bir şey) ise özne sadece bu sesteki hareketi yapmıştır. Ör: süp-ürdü, ba-ır
    İbare bir fiilse ve bu fiil hareketi karşıya (bir nesneye) taşımayan yani özneye bırakan (geçişsiz-öznede kalan) bir fiilse, özne hareketi bir nesne üzerine (karşıya) taşımış, fiili oldurgan fiil yapmıştır.
        Ör: Kedi öldü — Kedi fareyi öldürdü, (öl(i)t-ür-tü)(oldurgan fiil )
     İngilizcede nesne talep etmeyen fiillerin bir kısmının ( Ergative Verb’lerin) kullanıldığı cümlelerde nesne olmadığından, nesneli hale getirirken, yani oldurganlaştırılması yapılırken cümleye sadece nesne konulur.
       Ör: The kettle boiled._ Su(ısıtıcı) kaynadı.

              I boiled the kettle._Suyu(ısıtıcıyı) kaynattım
Diğer nesnesiz fiillerin nesneli hale getirilmesinde fiil tamamen değişir.
       Ör: The cat died–Kedi öldü.

             The cat killed the mouse–Kedi fareyi öldürdü.
  Eğer fiil yalın haliyle hareketi bir nesneye taşıyan (etkin/ etken/ öznenin yaptığı) fiil (yazdı, taşıdı ) ise, özne bu kez hareketi bir başkasına yaptırmış (yaz-dır-dı, taşı-t-tı), fiil ettirgen bir fiil olmuştur. Bu durumda cümlenin kurucusu (yüklemdeki kişi) özne, hareketin (fiziksel) yapıcısı ise bir başkasıdır.
     İngilizcede ettirgenliğe ‘causative’ denir. Ettirgenliğin sağlanması ise,
         Have
         Make + sth + Verb-ed3 kalıplarıyla elde edilir.
         Get 
    Not; İngilizce için verilmiş bu örneklerde özne hareketi yaptırırken kime yaptırttığını bildirmez. Bu yüzden de fiillerin ‘perfect participle_ bitmiş tarz sıfat fiil’ halini ( kırık/ kırılmış/ kırılı) kullanır. Causative verb’lerde hareketin kime yaptırıldığı bildirilirse fiiller yalın halleriyledir.
    Bu durumda Türkçede, eğer hareketin kime yaptırıldığı belirtiliyorsa –dır ekinden sonra fiile bir –t eki ilave edilir.
     Yani, ‘Adını listeye yazdırdı.’ Denir.
               ‘Adını Veliye yazdırdı.’ Denmez.

               ‘Adını Veli’ye yazdırttı.’ Denilmesi gerekir.
    Örnekler:

     I had my hair cut .(3) _ Saçımı kestirdim.

     I had my son cut (1) his hair._ Oğluma saçını kestirttim. 

     I got my house painted(3)_ Evim boyattırdım

     I got my son to paint(1) his house_ Oğluma evini boyattırtdım 

     İngilizcede ‘have’ ‘make’ ve ‘get ‘ fiilleriylede ettirgenlik sağlanabilir farklı olarak ‘make’ile yapılan ettirgenlikte bir zorlama, ‘get’ ile yapılan ettirgenlikte ikna yoluyla bir   hareketi yaptırma anlamı vardır.

Ali öldü 

Ali öldürdü.                       ... Ali neyi öldürdü?       

Ali fareyi öldürdü.             ... Fareyi kime öldürttü?        

Ali fareyi Veli’ye öldür-t-tü.

-- Ali öldürttürdü               … neyi öldür’ttürdü?

-- Ali  fareyi öldürttürdü.   … kime öldür’ttürttü?         

-- Ali fareyi Veli’ye öldürttür-t-tü.

----------------------------------------------------------------------------------

Ali aldı  

Ali aldırdı.                        ... Ali neyi aldırdı?    

Ali mektubu aldırdı.         ... Mektubu kime aldırttı?  

Ali mektubu Veli’ye aldır-t-tı.   

-- Ali aldır'ttırdı.                   … neyi altırttırdı? 

-- Ali mektubu aldır'ttırdı.    … kime aldırttırttı          

-- Ali mektubu  Veli’ye aldır'ttır-t-tı.

tablo-2

Olgan fiil (inchoative verb) nedir?

Türkçede bir fiil -l eki almışsa,

   Türkçede bir fiil -l eki almışsa özne fiildeki hareketi takınmıştır. Bununla ise öznenin fiziksel özelliğine göre, hareket öznede kendinden oluşabilecek bir hareketse fiil olgan fiil;  ip çözüldü, araba bozuldu), değilse (passive) edilgen fiildir ( mektup yazıldı )demektir.
  

    Türkçede –l ekleşmesi, hemen her fiile getirilebilir. Fiillerin bir sesliyle veya -l harfiyle bitmesi durumunda -n ekleşmesinden istifade edilir.
         Ör: Kesti–kesildi, Okudu–okun(ul)du, Sildi–silindi gibi. Bu kısacık bilgiden sonra;

    Bu eklerle şekillenmiş fiillerde, bir kendinden olma veya kendiliğinden (doğal sebepler vs.) olma(olgan), bir de bir başkası tarafından yapılma (edilgenlik) anlamı vardır.

    İngilizcede ise kendiliğinden olma fiillere inchoative verbs denir. Bu fiillerin kullanıldığı ifadelerde bir nesne yoksa, hareketin öznenin kendisinin üzerinde cereyan etmiş olduğu vurgulanır.
     The door opened–Kapı açıldı
     Ali yoruldu–Ali got tired. Ya da;  

     yorgun/ yorulmuş adam–a tired man
    Edilgenlik Türkçede -l ve -n ekleşmeleriyle, İngilizcede be + verb3 kalıbıyla sağlanır.
        Örnekler:

 Cam kırıldı–The glass was broken  (meçhul bir kişinin vurmasıyla)
  Ali dövüldü–Ali was beaten (yani, özne döv-ülmüşse demekki meçhul biri/birileri dayak atmış)

     Türkçede -l ekleşmesi (Olgan ve Edilgen fiil) nedir?
 
   Türkçede –l ekleşmesi, hemen her fiile getirilebilir. Fiillerin bir sesliyle veya -l harfiyle bitmesi durumunda -n ekleşmesinden istifade olunur.
       Kesti–kesildi,
       Okudu–okun(ul)du,
       Sildi–silindi gibi. Bu kısacık bilgiden sonra;
   Bu eklerle şekillenmiş fiillerde, bir kendinden olma(olgan) veya kendiliğinden (doğal sebepler v.s.) olma, bir de bir başkası tarafından yapılma (edilgenlik) anlamı vardır.
 
      Kendinden olmalı (olgan fiil ) fiiller her durumda bu ekleşmelerle sağlanmaz. Bir kısım fiiller yalın halleriyle aynı duruma karşılık verebilirler. -l ekiyle oluşturulan kendinden olmalı fiillere; çöz-üldü, üz-üldü, açıldı, dir-ildi, büz-üldü, boz-uldu … fiilleri; yalın halleriyle kendiliğinden olma bildiren fiillere; çöktü, çürüdü, yandı, pişti, yumuşadı, kurudu, koktu… fiilleri örnek verilebilir.
   İngilizcede ise kendiliğinden olma fiillere inchoative verb denir. Bu fiillerin kullanıldığı ifadelerde bir nesne yoksa, hareketin öznenin kendisinin üzerinde cereyan etmiş olduğu vurgulanır.
    The door opened–Kapı aç-ıldı derken, hareket özne (kapı)’nın üzerinde vuku bulmuş ya da hareket kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Böylelikle kendinden olma anlamı sağlanmıştır. Örneğimizde de görüldüğü gibi cümlenin İngilizce kısmında edilgenlik bildiren herhangi bir yapı bulunmamaktadır.
      Kapı aç-ıldı. – The door opened-2 ( itself ).  Kapı açtı
      Bu örnekte ‘opened’ fiilin simple past halidir. –ed takısı ise fiilin 2. halidir. Türkçeye  ‘açtı’ olarak çevrilir. ‘Kapı açtı’. Aynı durum Türkçe içinde geçerli olabilir. Yani, ‘Hava açıldı’ denilebileceği gibi ‘Hava açtı’ da denilebilir. Yine, ‘Yağmur kesildi’ yerine, ‘Yağmur kesti’ gibi. Görüldüğü gibi –il eki ifadelere farklı bir anlam katmamıştır. Peki neden?

     Bir başkasınca yapılma anlamı da, yani edilgenlik (passive) durumu da, Türkçede aynı eklerle sağlanır.
   Ali dövüldü gibi.
   Ali dövüldü. İle Ali yıkıldı arasındaki anlam farkı:
   Her iki fiil de -i halinde nesne gerektiren (geçişli bir fiil; ‘dövdü, yıktı’) olmasına rağmen, örneklerin birincisi (dövüldü) bir başkasınca yapılmış bir hareketi, ikincisi ise (yıkıldı) kendiliğinden olan bir hareketi bildirir.
   Örneklere özne tarafından baktığımızda hareketler öznenin (Ali‘nin) iradesi dışında gerçekleştiği için özne fiillerle kastedilen hareketlere sebep olan etkiler karşısında pasif kalmıştır. Yine, öznenin dövülmesine ve yıkılmasına neden olan müdahalenin/ etkinin yapıcısı belirtilmediği için bu yapıcı meçhul/ bilinmeyen olmuştur.
    Olmuştur fakat bu tip ifadelerde bir yapıcı aranmaz. Yani cümle için bu fail önemli değildir. Daha doğrusu cümle bunu sormak için kurulmamıştır. Ali yıkıldı’da nasıl ki özneyi yıkan şeyin ne olduğu aranmıyorsa, ‘Ali dövüldü’ cümlesinde de Ali’yi kimin dövdüğü aranmaz.

      Ayrıca, ( kim yıkıldı?) ‘Ali yıkıldı’ örneğinde cümlenin öznesi Ali’dir. Ali dövüldü. Örneğinde de cümlenin öznesi Ali’dir. Ve gerçek öznedir. Yani özne hareketi dilsel olarak yapar. Fiziksel olarak Ali’yi döven bir başkası olabilir. Bu durumda meçhul olan bu fail, fiilin bildirdiği hareketin yapıcısıdır.

       Yani şöyle, Ali dövüldü. Örneğinde özne olan Ali, –il ile kastedilen hareketi yaparken, yapıcı olan meçhul kişi, dövmek ile kastedilen hareketi yapmıştır. Aynı durum, Ayşe mektubu yazdırdı. Gibi ettirgen yapılı cümlelerde de vardır. Bu cümlede ise özne olan Ayşe, –tır ile kastedilen hareketi yaparken, yazmak fiiliyle kastedilen hareketin yapıcısı belirtilmeyen bir başkasıdır. Bu her iki kategoride cümlelerin öznesini ( -il ve –tır ) ekleri buldurur ve soruları şöyledir.
          Kim –ildi? Ali …..ildi. Ali ne ildi? Ali döv-ildi.
Yine, Kim –türdi? Ayşe …türdi. Ayşe ne türdi? Ayşe yaz–(ı)t-ür-di (yazdırdı)

          Başka bir açıdan: Önümüzde bir ifade var ve bu ifade bir özne ve bir yüklemden oluşmaktadır.
         Örneğimiz, Mektup yaz-ıldı
                    veya Kapı aç-ıldı olsun. Her iki örnekte de aynı ekleşmeler kullanılmış olmasına rağmen, birincisinden başkası tarafından yapılmış bir hareket (edilgenlik), ikincisinden kendiliğinden olma (olgan) anlamının ortaya çıkar. Peki, bu farkın sebebi ne?

       Aslında durum şudur: Örneklerdeki özneye bakmak lazım. Özne, yüklemdeki –il ile kastedilen hareketi eyleyebilecek özellikte midir? (Eyleyebilir mi derken, mevcut özellikleriyle hareketi, kendine doğru çevirebilir mi veya hareketi kendine iliştirebilir mi?)
Mektup yaz-ıldı. Derken ‘yazmak’ eylemi bir şuur veya bir bilinç gerektirdiğinden, öznesinin (mektubun) bu bilince veya şuura sahip olmasını talep eder. Yani mektup kendiliğinden yaz-ılamaz ( yazılı hale dönemez) Bu yüzden de bu ifadede başkasınca yapılmış bir müdahalenin olduğu ve edilgen halli bir fiil olduğu cümlenin anlamından anlaşılır.
      Bir atasözü:
  Bir tilkü terisin ikile soymas –Bir tilkinin derisi iki kez soyulmaz.
  Bir tilki derisini iki kez soymaz (görüldüğü gibi ‘soymak’ fiili,-il eki olmadan da edilgenlik bildirebilmektedir)
  Kapı açıldı örneğinde ise kapının kendiliğinden açılabilirlik özelliği, kendiliğinden olma anlamını verir. Başkasınca bir müdahale söz konusu değildir. Eğer başkasınca bir müdahale durumu varsa bunu yapmak için bu birini belirtiriz. Falanca tarafından deriz ve edilgen bir fiil olduğunu bu şekilde belirleriz.
    Kapı öğrenciler tarafından açıldı–The door was opened by the students.

       Bu arada falanca tarafından ifadesi: Bu ifade cümle için yabancıdır. Yani cümleye dahil değildir. Çünkü –il ekleşmesiyle kurulmuş bir cümlenin yüklemindeki kurucu öge, -il ekiyle kastedilen hareketi etkin olarak gerçekleştiren özne görevindeki ögedir. Falanca tarafından demekle belirtilen kişi/ hayvan vs. öznenin bu hareketi gerçekleştirmesine sebeptir sadece.
    Kısaca şunu demek lazım: Her -l ekleşmesiyle şekillenmiş fiil edilgen çatılı fiil değildir. Ya da kendinden olmalı fiillerdeki (açıldı) eşya (pencere), nasıl ki o veya bu sebepten hareketi kendinde başlatıyorsa, geçişli fiillerin nesnesi de aynı şekilde -il ekleşmesiyle, etkiye sebep olan kişi veya zamirden bağımsız olarak hareketi kendinde başlatır. Yani, kendi tarafındaki cümlenin kurucu elemanı (öznesi) olur.
     Devam edelim. Kazak sök-ülmediği/ sök-ülüyor olmadığı sürece, yani kazak kendinde bir reaksiyon başlatmadığı sürece bir başkası kazağı sökemez. Demek ki hareketi kazak başlatır. Böylece özne, dışarıdan veya doğal sebeplerle gelen etkiler, müdahaleler karşısında pasif, fakat görüntü (dilsel) olarak hareketin/ reaksiyonun başlatıcısı olduğu için ve harekete konu unsur olduğu için cümlenin öznesidir.
       İp çöz-üldü, kes-ildi
       Ağaç yık-ıldı,

   Yine, sars-ıldı, kas-ıldı, süz-üldü, sıyr-ıldı, sar-ıldı, dar-ıldı, yor-uldu, boğ-uldu, dur-uldu, savr-uldu, devr-ildi, kıvr-ıldı… diğer örnekler olsun.
   Bunlardan sonra, eğer türkçeyi öğrenmek isteyen birisi iseniz, kuracağınız cümlede cümlenin kurucu unsuru özneniz hareketi bir nesne üzerinde yapmıyorda, hareketi kendine ilişecekse, hareketin fiiline –il ekini ekleyin. Bu ister ‘inchoative verb’ veya ‘active verb’ ya da diğerleri olsun.
    Örneğin, ‘Ali’ dövmek fiiliyle bildirilen hareketi yapmıyorda, fiille bildirilen hareketi kendine iliştiriyorsa veya takıyorsa, ‘Ali döv-il-di’ denir. Aynı şey ‘yıkmak, bozmak, açmak’ gibi ichoative verb’lerle de yapılabilir. ‘Ali yık-ıl-dı’, ‘Araba boz-ul-du’ gibi.

     Yok bu kez, hareketi kendi iliştirmiyorda hareket kendine ilişiyorsa, ‘masay-a dokun-uldu’, ya da fiil ‘ablatif’ halinde bir fiilse, Örneğin, ‘köpek-ten kork-uldu’ fiile yine –il ekini eklenir. Bu arada, bu son iki örenek parçalanabilir bilelim. Yani, ‘masaya dokun-uldu’ denilebileceği gibi, ‘Dokun masaya ildi’de denilebilir.

  Edilgenlik Türkçede -l ve -n ekleşmeleriyle, İngilizcede;
 

 Subject + (am/ is/ are/ was/ were / will be)  verb3

 Subject + (have/ has/ had +been) + verb3 kalıbıyla sağlanır.
To be broken _ kırık olmak
The pencil will be broken _ kalem kırık olacak
The pencil will have been broken _ kalem kırık olmuş olacak ( kırılmış olacak )

 The pencil is broken _ kalem kırıktır.
 The pencil has been broken _ kalem kırık bulunmuş bulunuyor.( kırılmış bulunuyor)
 
 The pencil was broken _ kalem kırık idi
 The pencil had been broken _ kalem kırık bulunmuş idi. ( kırılmıştı )

Edilgen fiil ( passive verb)

Türkçede bir fiil -l eki almışsa, Edilgen fiil nedir?

Edilgen fiil nedir? English passive verb?

Tanım;

  Türkçede bir fiil -l eki almışsa özne fiildeki hareketi takınmıştır. Bununla ise öznenin fiziksel özelliğine göre, hareket öznede kendinden oluşabilecek bir hareketse fiil olgan fiil;  ip çözüldü, araba bozuldu), değilse (passive) edilgen fiildir ( mektup yazıldı ) demektir.
  

    Türkçede –l ekleşmesi, hemen her fiile getirilebilir. Fiillerin bir sesliyle veya -l harfiyle bitmesi durumunda -n ekleşmesinden istifade edilir.

Kesti–kesildi,

Okudu–okun(ul)du,

Sildi–silindi gibi.

   Bu kısacık bilgiden sonra; Bu eklerle şekillenmiş fiillerde, bir kendinden olma veya kendiliğinden (doğal sebepler v.s.) olma, bir de bir başkası tarafından yapılma (edilgenlik) anlamı vardır.

    İngilizcede ise kendiliğinden olma fiillere inchoative verbs denir. Bu fiillerin kullanıldığı ifadelerde bir nesne yoksa, hareketin öznenin kendisinin üzerinde cereyan etmiş olduğu vurgulanır.

 The door opened _ Kapı açıldı

Ali yoruldu _ Ali got tired. Ya da;

yorgun/ yorulmuş adam _ a tired man)

  Edilgenlik Türkçede -l ve -n ekleşmeleriyle, İngilizcede be + verb3 kalıbıyla sağlanır.

Örnekler:

Cam kırıldı _ (meçhul bir kişi taşı atınca)

The glass was broken

Ali dövüldü _ (yani, meçhul biri/birileri dayak atmış)

Ali was beaten 

  Türkçede -l ekleşmesi ( Olgan ve Edilgen fiil ) nedir?
 
 Türkçede –l ekleşmesi, hemen her fiile getirilebilir. Fiillerin bir sesliyle veya -l harfiyle bitmesi durumunda -n ekleşmesinden istifade olunur.

Kesti _ kesildi,

Okudu _ okun(ul)du,

Sildi _ silindi gibi.  Bu kısacık bilgiden sonra;

 Bu eklerle şekillenmiş fiillerde, bir kendinden olma(olgan) veya kendiliğinden (doğal sebepler v.s.) olma, bir de bir başkası tarafından yapılma (edilgenlik) anlamı vardır.
 
  Kendinden olmalı (olgan fiil ) fiiller her durumda bu ekleşmelerle sağlanmaz. Bir kısım fiiller yalın halleriyle aynı duruma karşılık verebilirler. -l ekiyle oluşturulan kendinden olmalı fiillere;

çöz-üldü,

üz-üldü,

ıldı,

dir-ildi,

büz-üldü,

boz-uldu … fiilleri;

yalın halleriyle kendiliğinden olma bildiren fiillere;

çöktü,

çürüdü,

yandı,

pişti,

yumuşadı,

kurudu,

koktu... fiilleri örnek verilebilir.

 İngilizcede ise kendiliğinden olma fiillere inchoative verb denir. Bu fiillerin kullanıldığı ifadelerde bir nesne yoksa, hareketin öznenin kendisinin üzerinde cereyan etmiş olduğu vurgulanır. Örneğin,

The door opened_Kapı aç-ıldı. 

  Bu cümlede hareket özne (kapı)’nın üzerinde vuku bulmuş ya da hareket kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Böylelikle kendinden olma anlamı sağlanmıştır. Örneğimizde de görüldüğü gibi cümlenin İngilizce kısmında edilgenlik bildiren herhangi bir unsur bulunmamaktadır.

Kapı aç- ıldı._

The door opened-2 ( itself ). _ Kapı açtı.

  Örnekteki ‘opened’ fiilin simple past halidir. –ed takısı ise fiilin 2. halidir. Türkçeye ise ‘açtı’ olarak çevrilir. ‘Kapı açtı’. Aynı durum Türkçe içinde geçerli olabilir. Yani, ‘Hava açıldı’ denilebileceği gibi ‘Hava açtı’ da denilebilir. Yine, ‘Yağmur kesildi’ yerine, ‘Yağmur kesti’ gibi. Görüldüğü gibi –il eki ifadelere farklı bir anlam katmamıştır. Peki neden?

   Bir başkasınca yapılma anlamı da, yani edilgenlik (passive) durumu da, Türkçede aynı eklerle sağlanır.

 Ali dövüldü gibi.

'Ali dövüldü.' İle 'Ali yıkıldı.' arasındaki anlam farkı:

 Her iki fiil de -i halinde nesne alan (geçişli bir fiil; ‘dövdü, yıktı’) olmasına rağmen, örneklerin birincisi (dövüldü) bir başkasınca yapılmış bir hareketi, ikincisi ise (yıkıldı) kendiliğinden olan bir hareketi bildirir.

 Örneklere özne tarafından baktığımızda hareketler öznenin (Ali‘nin) iradesi dışında gerçekleştiği için özne fiillerle kastedilen hareketlere sebep olan etkiler karşısında pasif kalmıştır. Yine, öznenin dövülmesine ve yıkılmasına neden olan müdahalenin/ etkinin yapıcısı belirtilmediği için bu yapıcı meçhul/ bilinmeyen olmuştur.

   Olmuştur fakat bu tip ifadelerde bir yapıcı aranmaz. Yani cümle için bu fail önemli değildir. Daha doğrusu cümle bunu sormak için kurulmamıştır. Ali yıkıldı’da nasıl ki özneyi yıkan şeyin ne olduğu aranmıyorsa, ‘Ali dövüldü’ cümlesinde de Ali’yi kimin dövdüğü aranmaz.

  Ayrıca, ( kim yıkıldı?) ‘Ali yıkıldı’ örneğinde cümlenin öznesi Ali’dir. Ali dövüldü. Örneğinde de cümlenin öznesi Ali’dir. Ve gerçek öznedir. Yani özne hareketi dilsel olarak yapar. Fiziksel olarak Ali’yi döven bir başkası olabilir. Bu durumda meçhul olan bu fail, fiilin bildirdiği hareketin yapıcısıdır.

 Yani şöyle, Ali dövüldü. Örneğinde özne olan Ali, –il ile kastedilen hareketi yaparken, yapıcı olan meçhul kişi, dövmek ile kastedilen hareketi yapmıştır. Aynı durum, Ayşe mektubu yazdırdı. Gibi ettirgen yapılı cümlelerde de vardır. Bu cümlede ise özne olan Ayşe, –tır ile kastedilen hareketi yaparken, yazmak fiiliyle kastedilen hareketin yapıcısı belirtilmeyen bir başkasıdır. Bu her iki kategoride cümlelerin öznesini (-il ve –tır) ekleri buldurur ve soruları şöyledir.

Kim –ildi? Ali …..ildi. Ali ne ildi? Ali döv-ildi. Yine,

Kim –türdi? Ayşe …türdi. Ayşe ne türdi? Ayşe yaz–türdi (yazdırdı)

  Başka bir açıdan: Önümüzde bir ifade var ve bu ifade bir özne ve bir yüklemden oluşmaktadır. Örneğimiz,

Mektup yaz-ıldı. Veya

Kapı aç-ıldı olsun.

 Her iki örnekte de aynı ekleşmeler kullanılmış olmasına rağmen, birincisinden başkası tarafından yapılmış bir hareket (edilgenlik), ikincisinden kendiliğinden olma (olgan) anlamının ortaya çıkar. Peki, bu farkın sebebi ne?

  Aslında durum şudur: Örneklerdeki özneye bakmak lazım. Özne, yüklemdeki –il ile kastedilen hareketi eyleyebilecek özellikte midir? (Eyleyebilir mi derken, mevcut özellikleriyle hareketi, kendine doğru çevirebilir mi veya hareketi kendine iliştirebilir mi?)

 Mektup yaz-ıldı. Derken ‘yazmak’ eylemi bir şuur veya bir bilinç gerektirdiğinden, öznesinin (mektubun) bu bilince veya şuura sahip olmasını talep eder. Yani mektup kendiliğinden yaz-ılamaz ( yazılı hale dönemez) Bu yüzden de bu ifadede başkasınca yapılmış bir müdahalenin olduğu ve edilgen halli bir fiil olduğu cümlenin anlamından anlaşılır.

Bir atasözü:

Bir tilkü terisin ikile soymas _

Bir tilkinin derisi iki kez soyulmaz.

 Bir tilki derisini iki kez soymaz. Görüldüğü gibi ‘soymak’ fiili,-il eki olmadan da edilgenlik bildirebilmektedir.
 Kapı açıldı örneğinde ise kapının kendiliğinden açılabilirlik özelliği, kendiliğinden olma anlamını verir. Başkasınca bir müdahale söz konusu değildir. Eğer başkasınca bir müdahale durumu varsa bunu yapmak için bu birini belirtiriz. Falanca tarafından deriz ve edilgen bir fiil olduğunu bu şekilde belirleriz.

Kapı öğrenciler tarafından açıldı

–The door was opened by the students.

  Bu arada falanca tarafından ifadesi: Bu ifade cümle için yabancıdır. Yani cümleye dahil değildir. Çünkü –il ekleşmesiyle kurulmuş bir cümlenin yüklemindeki kurucu öge, -il ekiyle kastedilen hareketi etkin olarak gerçekleştiren özne görevindeki ögedir. Falanca tarafından demekle belirtilen kişi/ hayvan vs. öznenin bu hareketi gerçekleştirmesine sebeptir sadece.

  Kısaca şunu demek lazım: Her -l ekleşmesiyle şekillenmiş fiil edilgen çatılı fiil değildir. Ya da kendinden olmalı fiillerdeki (açıldı) eşya (pencere), nasıl ki o veya bu sebepten hareketi kendinde başlatıyorsa, geçişli fiillerin nesnesi de aynı şekilde -il ekleşmesiyle, etkiye sebep olan kişi veya zamirden bağımsız olarak hareketi kendinde başlatır. Yani, kendi tarafındaki cümlenin kurucu elemanı (öznesi) olur.

  Devam edelim. Kazak sök-ülmediği/ sök-ülüyor olmadığı sürece, yani kazak kendinde bir reaksyon başlatmadığı sürece bir başkası kazağı sökemez. Demek ki hareketi kazak başlatır. Böylece özne, dışarıdan veya doğal sebeplerle gelen etkiler, müdahaleler karşısında pasif, fakat görüntü (dilsel) olarak hareketin/ reaksiyonun başlatıcısı olduğu için ve harekete konu unsur olduğu için cümlenin öznesidir.

İp çöz-üldü, kes-ildi

Ağaç yık-ıldı,

  Yine, sars-ıldı, kas-ıldı, süz-üldü, sıyr-ıldı, sar-ıldı, dar-ıldı, yor-uldu, boğ-uldu, dur-uldu, savr-uldu, devr-ildi, kıvr-ıldı... diğer örnekler olsun.

  Bunlardan sonra, eğer Türkçeyi öğrenmek isteyen birisi iseniz, kuracağınız cümlede cümlenin kurucu unsuru özneniz hareketi bir nesne üzerinde yapmıyor da, hareketi kendine iliştirecekse, hareketin fiiline –il ekini ekleyin. Bu  ‘inchoative verb’ veya ‘active verb’ ya da diğerleri olabilir.
  Örneğin, ‘Ali’ dövmek fiiliyle bildirilen hareketi yapmıyor da, fiille bildirilen hareketi kendine iliştiriyor sa veya takıyorsa, ‘Ali döv-il-di’ denir. Aynı şey ‘yıkmak, bozmak, açmak’ gibi ichoative verb’lerle de yapılabilir. ‘Ali yık-ıl-dı’, ‘Araba boz-ul-du’ gibi.

 Yok bu kez, hareketi kendi iliştirmiyorda hareket kendine ilişiyorsa, ‘masay-a dokun-uldu’, ya da fiil ‘ablatif’ halinde bir fiilse, Örneğin, ‘köpek-ten kork-uldu’ fiile yine –il ekini eklenir. Bu arada, bu son iki örenek parçalanabilir bilelim. Yani, ‘masaya dokun-uldu’ denilebileceği gibi, ‘Dokun masaya ildi’de denilebilir.

  Edilgenlik Türkçede -l ve -n ekleşmeleriyle, İngilizcede;

_________________________________________________

Subject + am/ is/ are/ was/ were / will be verb3

Subject + (have/ has/ had )+been + verb3 kalıbıyla sağlanır.

_________________________________________________

To be broken _ kırık/ kırıklı, kırılı olmak

The pencil will be broken _ kalem kırık olacak.

The pencil will have been broken _ kalem kırık olmuş olacak 

The pencil is broken _ kalem kırıktır.

The pencil has been broken _ kalem kırık bulunmuş bulunuyor.

The pencil was broken _ kalem kırık idi

The pencil had been broken _ kalem kırık bulunmuş idi. ( kırılmıştı )

 

 

Dönüşlü fiil (reflexsive verb)

      Dönüşlü fiil nedir?

Dönüşlü fiil nedir?

Tanım;

  Türkçede; yıka(n)dı, tara(n)dı, daya(n)dı, boya(n)dı, taşı(n)dı, giy(in)di, sakla(n)dı … gibi, fiillerde yer alan –n eki, öznenin kendisinin yapabileceği bir hereketse (reflexsive) dönüşlü (öznenin kendisine taşıdığı hareket), değilse edilgen (ev boyandı) veya olgan (musluk tıkandı) fiildir.

   Bu halde çekimlenmiş fiilde, özne bir hareketi kendine yönlendirmiş veya döndürmüştür. Bu türdeki fiillere dönüşlü fiil (reflexive verb) denir. Özne bu durumda hem işi yapan fail hem de işten etkilenmiş nesne görüntüsündedir. Bir hareketin dönüşlülük halini -n harfi karşılar.

Ali elbisesini kuruttu/ kuruladı.

_ Ali dried his dress. (etken)

Ali kurulandı.

–Ali dried himself. (dönüşlü)

  Örnekte de göründüğü gibi, İngilizcede fiillere ek getirilmediğinden fiillerin dönüşlü halindeki durumunu dönüşlülük zamirleri karşılar.

İşteş fiil (reciprocal verb)

 İşteş fiil nedir?

Fiil çatısı nedir? İşteş çatı nedir?

Tanım;

   Türkçede; döv(üş)tü, sav(aş)tı, gör(üş)tü, koş(uş)tu, bağır(ış)tı, tart(ış)tı, barıştı, vs. fiillerde kullanılan –ş eki hareketin ya karşılıklı veya birlikte yapıldığını bildirir.

   İşteş fiiller(reciprocal verb): İşteş fiil, karşılıklı yapılan hareketlerin ifadesinde fiillerin almış olduğu şekildir.

görmek-görüşmek,

bulmak-bulmak,

selamlamak-selamlmak gibi.

İngilizcede bu durum each other zamirleriyle sağlanır.

 Ali and Veli beat each other

–Ali ve Veli dövüştüler.

Görüldüğü gibi -ş ekinin kullanılmasıyla işteş fiil elde edilir. Tabi bu arada, her işteş fiil karşılıklı hareketleri ifade etmez. Beraber yapma anlamını da verebilir. Koşuşmak gibi.

Yine, işteş fiillerin buraya kadarki örneklerinin fiil köklerine baktığımızda her birinin aslında tek başına gerçekleştirilebilecek fiiller olduklarını görüyoruz.

  Bunlardan başka tek başına gerçekleştirilemeyecek fiiller de vardır. Barışmak, tartışmak gibi.

 Ali ve Veli konuyu tartış

–Ali and Veli discussed the matter.
 

İngilizcede ve türkçede cümlelerin olumlu, olumsuz, soru ve olumsuz soru şekiilleri

    Şimdiye kadar fiillerin olumlu şekillerinin çekimini gördük. Bunlardan başka fiillerin olumsuz, olumsuz soru ve soru şekilleri de vardır.

    Öncelikle İngilizceden başlayalım.

   İngilizcenin genel olarak analitik bir dil yapısına sahip olduğunu söyledik ve analitik dillerde gramer kategorilerini oluştururken eklerden değil, sözcük ya da yardımcı sözcüklerden yararlanıldığını da.
    İngilizcede fiillerin bağlı bulunduğu cümlelerin olumlu, olumsuz, soru ve olumsuz soru şekilleri, hem analitik hem de sentetik usulle (yani eklerle de) oluşturulabilir. Bunlar ise ayrık ve kısa yazım diye iki kategoride incelenir.    

   Öncelikle şunu hatırlayalım: Yardımcı unsurlar, şahıs, zaman ve tarz bildiren unsurlardır.
   İngilizcede will/shall ve would/should, gelecek zaman ve geçmişte kalmış gelecek zamanların belirleyici unsurudur.
    İngilizcede am/ is/ are ve have, has yardımcı fiilleri şimdiki zamanları da gösterirler.
    İngilizcede geçmiş zamanlarda ise yardımcı fiillerin geçmiş zamanının düzensizliğinden yararlanılır. Am/ is/ are yardımcı unsurları was/ were; have/ has yardımcı fiilleri had olur ya da analitik usul uygulanır. Yani, düzenli fiillerin simple yapılı tarzlarında olduğu gibi fiile –ed (He worked) takısı eklenir.
    Buraya kadar yardımcı unsurları hatırlamış olduk. Bunlar bir zaman, bir tarz veya şahsı bildirir ve her ne olursa olsun bunlar birer yardımcı fiildirler.    

    Biz burada bu yardımcı fiillerden birincisiyle ilgileneceğiz. Tabi ki ille de bir yardımcı fiil olması da gerekmiyor. Bu, bir modal fiilde (must, may, can, could vs.) olabilir. Bizim için özneden sonra birinci unsur olması kafi, hatta bir yardımcı unsur olmaksızın oluşturulan cümlelerde mantığımızı oturtmak için yardımcı unsurumuzu (özneden sonraki birincisi unsur olması için) sonradan koyacağız.
   İngilizcede cümlelerin olumsuz, olumsuz soru, ve soru şekillerini iki bakımdan ele alacağız dedik. Bunlardan birincisi ayrık usul (analitik) ikincisi bitişik usul yani kısa yazım şekli. Ayrık usulle başlayalım.
   Öncelikle tablolarımızda yer almayan bir şeyden bahsedelim: Simple (basit, yalın) yapılı tarzlarda yardımcı fiil kullanılmadığını görürsünüz bu yüzden simple (yalın) yapılı denir zaten. Peki, bize bir yardımcı fiil gerekti! İşte ‘simple ‘ yapıların şimdiki ve geçmiş zamanlarının olumsuz, olumsuz soru ve soru şekilleri oluşturulurken, geçmiş zaman şekli did olan do fiilini yardımcı fiil olarak kullanılırız ve şimdiki zamanların üçüncü şahıslarında fiillere eklenen -s/-es takısını da ( does olacak şekilde) bu fiile taşırız.

   Ayrık usul ile başlayalım ;

  1. Olumsuz şekil oluştururken olumsuzluk unsuru not, ayrık olarak cümlenin birinci yardımcı fiilinden sonra konur.
           Ör: I have not been working. Ör: I will not work .

  2. Olumsuz soru şekilleri oluştururken not olumsuzluk unsuru yerinde kalır ve birinci yardımcı fiil öznenin önüne alınır.
          Ör: Have you not been working? Ör: Will you not work?

  3. İngilizcede cümlelerin soru şekli oluşturulurken birinci yardımcı fiil öznenin önündedir.
          Ör: Have you been working? Ör: Will you work?

 

  İngilizcede bitişik yazım:

   1. Olumsuz kısa yazımda, not olumsuzluk unsuru -n’t olarak birinci yardımcı fiile iliştirilir. I’m not hariç.
         Ör: I haven’t been working,  Ör: You mustn’t work.

   2. Olumsuz soru kısa yazılış oluştururken, birinci yardımcı fiile bitişik -n’t kalıbı cümlenin başına çekilir.
        Ör: Haven’t you been working? Ör: Mustn’t you work?

 

   Not: İngilizcede cümlelerin soru şekillerinin kısa yazım şekli yoktur. Bunun yerine şunu bilelim. Olumlu cümlelerde birinci yardımcı fiil, eğer bir ünlü harfle bitmiyorsa son harfi (bitiyorsa son iki harfi) cümlenin öznesine birleştirilir.

    Ör: You’re (are) working. Ör: I’d (would) have worked.
    Ör: I’ll (will/ shall) work, Ör: I’ve (have)been working.

   Not: Simple yapılı tarzların şimdiki ve geçmiş zamanlarındaki olumlu cümlelerde yardımcı fiil kullanılmadığından, olumlu cümlelerin kısa yazımı yoktur.
    Devam tarzın geçmiş zamanındaki was’ın son harfi, were’in son iki, harfi şimdiki zamanlardaki ‘is’ ve ‘are’ ile aynı olduğundan ve diğer her şeyin aynı olmasından ötürü geçmiş zamanların devam tarzında kısa yazım uygulanmaz.

   Türkçede:
   Türkçede ise cümleleri olumsuz yaparken  -me/-ma ekinden yararlanılır. -me/-ma eki, fiil edilgen bir yapıda değilse fiil kökünden hemen sonra gelir:
    Ör: Yapyordu, yaprdı (Azerbaycan bölgesi Türkçesi ), yapmazdı (Türkiye bölgesi türkçesi), yapmayacaktı, yapmamaktaydı...

  Eğer fiil, olmak fiiliyle çekime girmişse -me/-ma olumsuzluk eki, olmak fiiline de aynı anda gelebilir. Bu durumda iki olumsuzluk, olumlu yargıyı bildirir.

   Yapmamış olmayacak (yani yapmış olacak).

  Soru halindeyse -mi/- ekinden yararlanılır. -mı/-mi/-mu/-mü soru eki, geçmiş zaman ve geçmişte kalmış gelecek zamanlarda -di geçmiş zamanlık ekinden önce gelir.
   Ör: Yapıyor muydun? Yapacak yn?

   Şimdiki ve gelecek zamanlarda ise şahıs ekinden önce gelir.

   Ör: Yapar sın ? Gibi.

 

    Aşağıdaki örnek cümlelerin olumlu, olumsuz, olumsuz soru ve soru şekillerini tekrar edelim.
  Olumlu;

He has been living in Ankara now. _ O Ankara’da yaşıyor.
  Olumsuz;

He has not been living in Ankara now.

He hasn’t been living in Ankara now.

 Olumsuz soru;

Has he not been living in Ankara now.

Hasn’t he been living in Ankara now.

 soru şekli;

Has he ….. been living in Ankara now ?

--------------------------------------------------------------------------------------           

Olumlu;

They ….. went (2) to the cinema yesterday. _ Onlar dün sinemaya gittiler.
        

 Olumsuz;

They did not go (1) to the cinema yesterday.

They didn’t go to the cinema.
  Olumsuz soru;

Did They not go to the cinema yesterday.

Didn’t they go to the cinema.

 

 
  Soru şekli;

Did They go to the cinema yesterday ?
 

----------------------------------------------------------------------------------------------
  Olumlu;

He …… goes to the theatre every weekend. _ O her  tiyatroya gider.
   Olumsuz;

He does not go to the theatre every weekend.

He doesn’t go to the theatre.
  Olumsuz soru;

Does he not go to the theatre every weekend.

Doesn’t He go to the theatre every weekend.
  Soru şekli;

Does he go to the theatre every weekend ?

----------------------------------------------------------------------------------------------

  Olumlu;

I was watching TV when you called me. _ Beni aradığında televizyon seyrediyordum.
  Olumsuz;

I was not watching TV when you called me.

I wasn’t watching TV when you called me.
 Olumsuz soru;

Was I not watching TV when you called me.

Wasn’t I watching TV when you called me.
  Soru;

Was I watching TV when you called me?

Sıfat fiil (verbal adjective)

Sıfat fiil (verbal adjective) nedir?

Fiilimsiler/ eylemsiler, Fiilimsi nedir? Sıfat fiil/ ortaç nedir?

Tanım; 

     Kısaca  karşıdaki varlığın, yapmış olduğu hareketle nitelendirilmesidir.

     Şöyle ifade edilebilir: Esasen sıfatlar cümlelerde isimlerden önce gelerek birlikte bir tamamlık oluştururlar, yani isimleri niteleyerek ifadeye ayırıcı bir özellik katarlar.  

     Karşımızda birden çok kişi var ve bu kişilerden birinden bahsedeceksek bu birini diğerlerinden ayırmak için kişinin belirgin bir özelliğini söyleriz. Kişi uzunsa ‘uzun adam’ ,  şişmansa ‘şişman adam’ deriz.

     Yani varlıklar, nitelik (diğer şeylerden ayrılan özellik)’leriyle ayırt edilebileceği gibi, hareketleriyle de ayırt edilebilir. Adam konuşuyor halde olan biriyse ‘konuşan adam’ deriz. Böylelikle bir hareketi veya fiili sıfat gibi kullanmış oluruz.

    Türkçede sıfat fiil için –en/ -an eki, İngilizcede; devam tarzı için –ing takısı, bitmiş tarz için –ed (fiilin 3. perfect participle ) hali kullanılır. Demek ki sıfat fiiller de esasen hareket kökenli olduklarından bir tarza bağlı olabilirler.

Genel tarz;    

-er olan  _ Çalışır/-maz (durumda) olan saatleri bu kutuya koyarsın.

Dakik/ Yalın tarz;             

-en _ Sigara içmeyen (insan) sağlıklı olur.

Devam eden;

-yor olan _ İstanbul'a  gidiyor olan (giden) değerli  yolcular

Bitmiş tarz; 

-miş olan _ Aranızda İstanbul’a  gitmiş olan (giden) var mı?

-ık olan _ Arası buzuk olan insanları  barıştırır,  düşkünlere yardım ederdi.

-dık olan _ Tanıdık (olan) bir yüz arıyordum.

     Not: Fiilimsilerin, zaman  ve şahıs unsuru taşımayan fakat tarz unsurlarıyla bulunabilen ve bu şekliyle cümlelerde birer isim, sıfat ve zarf göreviyle kullanılan fiiller olduklarını söylemiştik

-acak olan_ Çıkacak (olan) kan damarda durmaz. 

   Örneğimizden de görüldüğü gibi gelecek zaman eki ‘–ecek’ zaman bildiren bir ek olmasına rağmen fiilimsi (sıfat fiil) olarak kullanılmıştır.

   Bu durum şöyle açıklanır: Aslında Türkçede gelecek zaman, hem dilsel ve hem de fiziksel olarak hazır zamanda gerçekleşir.

     Bu kısacık geçişten sonra görüldüğü gibi, yukarıda örnekleriyle verdiğimiz sıfat fiiller, tarz eklerinden oluşan eklerdir.

     Yine, fiillere ilişik bu unsurlar ‘-ol’ yardımcı filine ekli ‘-en/-an’ eki olmadan da ifadeyi tamamlayabilir.  ‘Yanmış ev, tanıdık adam, çözük ip’ örneklerinde olduğu gibi.

İngilizcede sıfat fiil;

  İngilizcede sıfat fiil ‘participle olarak adlandırılır ve iki alt başlığa ayrılır.

progressive participle_ devam tarzı sıfat fiili (–ing  eklenir; sleeping child_ uyuyan çocuk)

perfect participle_ bitmiş tarz sıfat fiili (–ed3  eklenir_ having slept _uyumuş)

   Bu arada şundan bahsetmek gerekir: Şimdiye kadar fiillerin çekimlerini işlerken çekimlerin şahsını, zamanını, tarzını ve kiplerini gördük. Türkçe tarafından hatırlayalım; 

     Türkçede –, -ecek ve –ecekti eklerini zaman ekleri; -er, -yor, -mış, -makta eklerini tarz ekleri olarak bildik. Tarz eklerinden –mış ekini geçmiş zaman eki olarak değil bitmişlik eki olarak gördük.

   Yani, Çalışmış olmak, çalışmış olma, çalışmış olan, çalışmış olabilir, çalışmış olmalı, çalışmış olsa, çalışmış ol, çalışmış olasın… çekimlerinin her birinde –mış eki bitmişlik bildirirdi.

    Öyleyse bundan sonra; çalışır olan, çalışan, çalışıyor olan, çalışmış olan, çalışmakta olan … gibi sıfat fiilin tarzına göre çekimlenmesinde de –mış ekli fiilin bitmişlik bildirmesi gerekir.

    Dolaysıyla İngilizcede bunun karşılığı past participle (geçmiş zaman fiili sıfatı) değil, perfect participle (bitmiş tarz fiili sıfatı) olmalıdır.

    Bu hatırlatmadan sonra tekrar konumuza dönelim.

     İngilizcede sıfat fiillerle verilecek olan mana Türkçedeki gibi bir tamlama şeklinde verilmez. Daha çok ayrı bir cümle şeklinde verilerek ifade edilir.

Devam tarzı:   çalışıyor olan

The man   who     is     working ..._ çalışıyor olan adam

 adam    kim ki  o’dur  çalışan

Bitmiş   tarz:   çalışmış olan

The man    who     has    worked..._  çalışmış olan adam

   adam     kim ki  o’dur  çalışmış

Fiilimsi nedir? (infinitive and gerund)

 Çekimsiz fiil nedir? Fiilimsi nedir?

Fiilimsiler/ eylemsiler, Fiilimsi nedir?

Tanım;

     Şahıs ve zaman unsurlarından ayrık, tarz ve bazen kip unsurlarıyla birleşen bir fiilin, herhangi bir cümlede, isim (mastar/ isim fiil), sıfat, zarf gibi görev almasıdır.

     Ör: Çalış (-ır ol / -ıyor ol-, -mış ol-, -makta ol-)-ma-k/-ma/-an/-arak

      Bu kısacık tanımdan sonra, fiilimsiler nedir ve ne işe yarar?

     Şöyle başlayalım;  Örneğin, ‘korkmak’ fiili, bu fiille kastedilen hareketin gerçekleşebilmesi için yani, ‘Çok korktu.’ Diyebilmek için, harekete maruz kalan öge (öznenin) karşısında, onun korkmasına neden olan bir nesne olmalı. Bu nesne ise bir varlık olur. ‘Ali köpekten çok korkar’ gibi.

    Kişi tabiyatta madde olarak var olan veya var olduğunu düşündüğü varlıklardan korkabileceği gibi bu varlıkların kendilerine ait hareketlerden de korkabilir. Bu durumda korktuğu bir varlık değil bir harekettir.

    Hareketler ise tabiatta bir şahıs ve zamana bağlı olarak yer alan (yandı, yanıyor, yanacak ) hareketlerdir. Ve artık hareketi bir zamanı olmaktan çıkarmalıdır. Çünkü hareketin ne şahsından ne de zamanından bahseder. Bu kez hareketin sadece kendinden bahsetmek ister. Bundan sonra fiile –mak eki eklendiğinde fiil artık karşıdaki öge (nesne) olarak kullanılabilir.

     ‘Ali boğulmaktan çok korkar.’ gibi. 

      Bu örnek, fiilimsilerden mastar örneğidir. Bundan başka;

      Örneğin, ‘Oradaki uzun adamı tanıyor musun?’ cümlesinde ‘uzun’ sıfatı, adamlar arasından bir tanesini ayırıcı özelliğiyle niteleyerek konuşmaya kolaylık katmıştır.   Örnekteki (tanınıp tanınmaması) sorulan adam, yapmış olduğu bir hareketle de ayırt edilebilir. Adam oturuyorsa ‘…oturan adamı ,  konuşuyorsa ‘…konuşan adamı tanıyor musun?’   diyerek anlatım kolaylaştırılır. Ve artık  fiille kastedilen hareket bir sıfat gibi kullanılmış olur. Böylelikle bir fiili sıfat gibi kullanarak sıfat fiili elde etmiş oluruz. Yine bundan sonra;

    Örneğin, ‘Adam sessiz konuşuyordu.’ Bu örnekte de  ‘sessiz’ sözcüğü hareketi tarif ettiği için zarf görevinde yer almıştır. Ve bu kez harekete muhatap olan, kişi değil, hareketin bizzat kendisidir yani hareket nitelenmektedir.

     Hareketler bunun gibi, zarf göreviyle kullanılabilecek sözcüklerle (…sessiz konuştu.) ilintili olabileceği gibi bir başka hareketle de ilintili olabilirler. ‘Adam bağırarak konuşuyordu.’  (konuşmak_bağırarak konuşmak) gibi. Bununla ise fiilimsilerden zarf fiili  konu ettik.

    Demek ki fiillerle kastedilen hareketler bir zamana bağlı olarak tabiyatta yer alabileceği gibi, buradaki gibi birer isim, sıfat ve zarf göreviyle de yer alabilirler.

    Fiilimsi; Şahıs ve zaman unsurlarından ayrık, tarz ve bazen kip unsurlarıyla birleşik bir fiilin, herhangi bir cümlede, isim (mastar/ isim fiil), sıfat, zarf gibi görev almasıdır.

    Bu arada, fiiller tabiatta bir tarza bağlı hareket olarak yer alabildiklerinden, fiilimsi de aynı şekilde bir tarza bağlı  olarak bulunabilirler. 

Onunla her gün aynı şeyleri tartışır olmaktan sıkıldım.’ 

Sonuç için hâlâ bekliyor olan var mı?’ ,

Dersinizi çalışmış olarak gelin.’           

Gereklilik/ zorunluluk kipi (-meli/-malı (must/ have to+V)

 

     Türkçede bir fiil meli/-malı eki almışsa (çalış-malı/ çalış-ır olmalı / -ıyor olmalı/ -mış olmalı) kipler;

    a) gereklilik

    b) yüksek olasılık bildirebilmek için oluşturulmuş kip(kalıp)lerdendir

   Simple aspect ;

   He must go–Gitmeli (gitmesi gerekir-gereklilik.)

   He must be at home–Evde olmalı  (Çok önce yola çıktı, eve varmıştır.)

   Continuous  aspect:

   He must be sleeping–Uyuyor olmalı  (Çok yorgundu, uyuyordur.)

    Perfect tarz:

   He must have finished(3) his homework  (Ödevini bitirmiş olmalı.)

 

   Bu arada, have/ has to+V, -mek zorunda olmak anlamında zorundalık bildirir.

   He had to do it–Bunu yapmak zorundaydı.

   He will have to do it–Bunu yapmak zorunda. (olacak)

   İngilizcede must_-meli/-malı modal fiili; esasen gereklilik bildiren bir modal fiildir ve tıpkı can ve may modal fiilinde olduğu gibi, Türkçe anlamından da anlaşıldığı üzere, olasılık anlamını verebilir. Olasılığı simple tarzda da verebilen must’ın olasılık anlamı diğer tarzlarda daha da belirgindir. Örnekleyelim;

          

   Simple aspect ;

   He must go–Gitmeli (Gitmesi gerekir-gereklilik),

   He must be at home–Evde olmalı (Çok önce yola çıktı, eve varmıştır)

   Continuous aspect ;

   He must be sleeping–Uyuyor olmalı (Çok yorgundu, uyuyordur)

   Perfect  aspect ;

   He must have finished his homework–(Ödevini bitirmiş olmalı)

 

   Ayrıca, have/ has to+V, -mek zorunda olmak anlamında zorundalık bildirir.

   He had to do it–Bunu yapmak zorundaydı.

   He will have to do it–Bunu yapmak zorunda. (olacak)

        

   Not: -ebilir/-abilir eki, (can/may) anlamını aynı anda verdiğinden bu konuyla ilgili tabloya İngilizce açısından bakmak daha yararlı olacaktır.

   Değinilmesi  gereken bir konu daha var: İngilizcede fiiller; sınırlı-durum gösteren (stative) ve sınırsız-hareket gösteren (dynamic verbs) fiiller olmak üzere iki bölüm altında da incelenirler. Stative verb’ler temel anlamları itibariyle continuous tarzlarda kullanılmazlar. knowbilmek/tanımak, understandanlamak gibi.

   Bunun gerekçesi şudur: Gerçekten de bu türden fiillerin temel anlamlarına bakarsak devam ettirilemeyecek fiiller olduklarını anlarız. Yani, ‘Ben bu konuyu biliyorum/tanıyorum–I know this subject.’ derken, devamlılık kastedilmez. Bir şeyi ya biliyorsunuzdur ya da bilmiyorsunuzdur. Bir şeyi yapmak zorunda kalmak (have to) veya yapabilmeye gücü olmak da (be able to) aynı türdendir. Bunun için continuous ve perfect continuous tarzlarda kullanılmazlar.