Etiket arşivi: türkçe dil bilgisi konuları

Dolaylı Tümleç (indirect object)

Dolaylı ( indirect object ) tümleç nedir?

Öznenin, karşısındaki nesneyle doğrudan değil de bir başka nesne kullanmasıyla, dolaylı olarak temasa geçmesidir.

Ör;

Ali kalemini bana verdi.

_ Ali gave me his pencil/

Ali gave his pencil to me.

Not: Dolaylı tümleçli cümlelerde şöyle bir durum da vardır: ‘Ali kalemini bana verdi’ ile ‘Ali bana kalemini verdi’ cümleleri arasında herhangi bir anlam farkı yoktur fakat, bir vurgudan bahsedildiği açıkça görülmekte. Birinci cümlede ‘bana’ ikinci cümlede ‘kalemi’ ögeleri, yüklemin önüne çekilerek vurgulanmıştır.

Türkçede vurgulanacak öğenin yüklemden hemen önce yer aldığını biliyoruz. İngilizcede ise bu cümleler

‘Ali gave me his pencil.

_ Ali bana kalemini verdi.’ ve

‘Ali gave his pencil to me.

_Ali kalemini bana verdi’ olarak çevrilir.

Görüldüğü gibi, İngilizcede bu ayrım ‘to’ gibi ‘preposition’ adındaki yardımcı gramer unsurlarıyla sağlanır.          

     Özne ve yüklem birlikte cümlenin ana unsurlarını oluştururlar. Sohbetin öncesi bilinse dahi bu iki öge olmadan bir cümle oluşturulamaz.

     Şöyle: Sohbetin öncesini biliniyorsa (Camı kim kırmıştı?) ‘Ali kırmıştı’ denebilir. Fakat öncesi bilinmiyorsa sadece ‘Ali kırmıştı…’ demekle bir cümle kurulmuş olunmaz. Yani ifade bu şekilde bırakılmaz. ‘Kırmak’ fiili bir nesne olmadan gerçekleşmez çünkü.

      Demek ki ortada bir de eşya vardır. İşte bu eşya/eşyalar nesnedir. ‘Ali camı kırdı’ gibi. Bu örnekte fiilin taban anlamı nesneyi -i halinde talep etmiştir. Bundan başka nesnesini -e/-den/-ile halinde talep eden fiiller de vardır. ‘Ali cama dokundu/camdan uzak durdu…’ gibi.

   ‘Vermek, sormak…’ fiilleri ‘görmek, dokunmak, kaçınmak...’ fiilleri gibi bir nesne talep eden fiillerden değildir. ‘Ali parayı verdi…’ demekle cümle gene de (eğer öncesi bilinmiyorsa) tamamlanmış sayılmaz. Bu yarım kalmış cümlenin bir başka nesnesi daha olmalı. (Kime verdi?) ‘Veli’ye verdi’ ve bu ikinci nesne unsuruna dolaylı tümleç denir.

Dolaylı tümleçte özne, bir nesne aracılığıyla bir başka nesneyle temasa geçmiştir. Şu örnekleri inceleyelim; ‘Ali Veliyi dövdü’ ve

   ‘Ali Veliyi sopayla dövdü’. İkinci örnekte ‘sopa’, -ile halinde bir nesne olmasına rağmen dolaylı tümleç işlevini görmüştür. Özne, bu nesne dolayısıyla diğer bir nesneyle (Veli) temasa geçmiştir.

   Dolaylı tümleç olayında durum şudur. Dolaylı tümleç cümlede -e/-den/-ile halinde bulunabilir, fakat bununla birlikte cümlede -i halinde bir nesne de mevcuttur. Ve ayrıca dolaylı tümleç cümle içerisinde ortaya çıkar yani şöyle. ‘Ali İstanbula gitti’ cümlesinde ‘İstanbul’  bir yer tümlecidir.

    ‘Ali kardeşini İstanbul’a gönderdi’  Cümlesinde de ‘İstanbul’ yine bir yer adı, yer tümlecidir. Fakat cümlede ikinci unsur, dolaylı unsur olduğundan (çünkü İstanbul’a giden kardeşidir) dolaylı tümleç görevindedir. Nesne ve dolaylı tümleç ögeleri bu şekilde tamamlanabilir.

 

Zarf tümleci nedir?

Cümle içerisinde fiille kastedilen hareketin nasıl gerçekleştiğini bildiren, sözcük veya sözcük gruplarıdır. Veya, yine, cümle içerisinde yükleme  sorulan nasıl? sorusuna karşılık gelen, ana cümleye bir bağla bağlanan ayrı bir cümledir. Girişik bir cümledir.

Zaman tümleci nedir?

Zaman tümleci

   Yapısına göre yer tümleci

          Basit cümlede zaman tümleci

          Komplex cümlede zaman tümleci

    Türlerine göre zaman tümleci

           Datif (-e ) halinde zaman

           Ablatif ( -den ) halinde zaman

           Lokatif ( -de ) halinde zaman

Yer tümleci nedir?

 

Yer tümleci nedir?

   Öznenin bir hareketi gerçekleştirirken bulunduğu, kendisinin yöneldiği veya bir nesneyi yönlendirdiği, kendisinin çıktığı veya bir nesneyi çıkardığı ya da hareketin başladığı, bittiği, icra edildiği yer.

   Not: Bir yeri sevdim, gördüm… O yerden hoşlandım… derken o yeri karşımıza alır, ondan belirli bir mesafe uzaklaşırız. Böylelikle o yeri bir bütün olarak algılar ve ondan bu şekliyle bahsederiz. Ve artık söz konusu yer  nesneleşir.

   Yani, kalem çantanın içindeyken çanta yer, kalem nesne; çanta dolabın içindeyken dolap yer çanta nesne; dolap odadayken oda yer dolap nesne… diye devam eder. Kısaca yer ve nesne ayrımını fiilin kastettiği hareket belirler.  Bu durumda fiziksel olarak henüz nesne olamamış tek yer uzay boşluğudur. Bu yüzden uzayı gördüm, uzaya baktım demeyiz.

   Ör; ‘Ali dolabı gördü/ dolaba baktı/ dolaptan hoşlandı…’ derken dolap nesne, ‘Ali dolaba (içine)girdi/ dolaptan(içinden) çıktı/ dolapta saklandı…’derken dolap yer tümlecidir.

   Genel bir yargı oluşturmak istersek yukarıda bir nesne talep eden fiillerle kullanılan yer adları, her ne kadar bir yer bildirse de bu yer adları nesnedir.

-miş’li (bitmiş) haber (söylenti, rivayet) nedir?

-miş’li (bitmiş) haber (söylenti, rivayet) nedir?
 –miş ← imiş ← ermiş ( yer almış/ bulunmuş)
gider -miş
gidiyor -muş
gitmiş -miş

  Konuşan kişinin; Varlıkların; bir kip altında, bir tarz, zaman ve şahsa bağlı, konuşulmuş hareketlerini, oluşmuş bir haber veya bir bilgi gibi kabul edip, haberin bu oluşmuşluk veya bitmişlik durumunu göz önünde bulundurmak suretiyle, –mış (i-miş/ ermiş) bitmişlik unsurunu kullanması, bununla birlikte, cümleyi de yargısız (-dır eksiz) bırakarak, olmuş/bitmiş bu haberin esasen bir söylentiden ibaret olduğunu vurgulamasıdır.

Yarın kar yağacak. (var bulunan haber)

Yarın kar yağacak-(i)mış.

Yarın kar yağacak- ( diye bir haber) bulunmuş/ yer almış.

   Şöyle de ifade edilebilir; Herhangi bir hareket ister geçmişte, ister şimdi ve isterse gelecekte gerçekleşecek olsun, bir kez konuşulmuşsa veya bir yerde yazılı haldeyse ya da ortalıkta böyle bir haber varsa. Hareketle bildirilen haber artık üretilmiş, var olmuş bir haberdir.      

 Konuşan kişi aktarımını yaparken bu konuşulmuş olmayı esas alır. Yani konuşan kişiye göre hareket değil, haber konuşulmuş tabiatta var olmuş, oluşmuş veya bitmiştir. 

 Bu yüzden de ‘olmuş, var bulunmuş’ anlamında bitmişlik bildiren ‘i- yardımcı fiili +sıfat fiil ‘ (ermiş/ i-miş/ miş) ek birleşmesini kullanır.

   Kullanır fakat yine de fiillerin bitmiş tarzlı şekillerinden yararlanır. Bu da hareket değil durum bitmişliğidir.

   Yani,

miş’li haber esasen bitmiş /oluşmuş durum haberidir.

 –ür‘lü, veya -dür/ -dır‘lı haberde ise durum  hazır zamanda devam eder.

Gidermiş örneğinde hareket genel hareket, durum oluşmuş/ bitmiş durum haberdir.

Gidiyormuş çekiminde hareket devam eder, durum oluşmuş/ bitmiş durum haberidir.

Trenle geliyorlar.

Trenle geliyor-larmış/ i-miş/ ermiş

 

Bu bir kitap-tır. ( kitap bulunuyor_devam eden durum )                        

Bu bir kitap – muş/ i-miş/ ermiş, bulunmuş bulunmuş, yer almış.

 

Edilgen fiil ( passive verb)

Türkçede bir fiil -l eki almışsa, Edilgen fiil nedir?

Edilgen fiil nedir? English passive verb?

Tanım;

  Türkçede bir fiil -l eki almışsa özne fiildeki hareketi takınmıştır. Bununla ise öznenin fiziksel özelliğine göre, hareket öznede kendinden oluşabilecek bir hareketse fiil olgan fiil;  ip çözüldü, araba bozuldu), değilse (passive) edilgen fiildir ( mektup yazıldı ) demektir.
  

    Türkçede –l ekleşmesi, hemen her fiile getirilebilir. Fiillerin bir sesliyle veya -l harfiyle bitmesi durumunda -n ekleşmesinden istifade edilir.

Kesti–kesildi,

Okudu–okun(ul)du,

Sildi–silindi gibi.

   Bu kısacık bilgiden sonra; Bu eklerle şekillenmiş fiillerde, bir kendinden olma veya kendiliğinden (doğal sebepler v.s.) olma, bir de bir başkası tarafından yapılma (edilgenlik) anlamı vardır.

    İngilizcede ise kendiliğinden olma fiillere inchoative verbs denir. Bu fiillerin kullanıldığı ifadelerde bir nesne yoksa, hareketin öznenin kendisinin üzerinde cereyan etmiş olduğu vurgulanır.

 The door opened _ Kapı açıldı

Ali yoruldu _ Ali got tired. Ya da;

yorgun/ yorulmuş adam _ a tired man)

  Edilgenlik Türkçede –l ve –n ekleşmeleriyle, İngilizcede be + verb3 kalıbıyla sağlanır.

Örnekler:

Cam kırıldı _ (meçhul bir kişi taşı atınca)

The glass was broken

Ali dövüldü _ (yani, meçhul biri/birileri dayak atmış)

Ali was beaten 

  Türkçede -l ekleşmesi ( Olgan ve Edilgen fiil ) nedir?
 
 Türkçede –l ekleşmesi, hemen her fiile getirilebilir. Fiillerin bir sesliyle veya -l harfiyle bitmesi durumunda -n ekleşmesinden istifade olunur.

Kesti _ kesildi,

Okudu _ okun(ul)du,

Sildi _ silindi gibi.  Bu kısacık bilgiden sonra;

 Bu eklerle şekillenmiş fiillerde, bir kendinden olma(olgan) veya kendiliğinden (doğal sebepler v.s.) olma, bir de bir başkası tarafından yapılma (edilgenlik) anlamı vardır.
 
  Kendinden olmalı (olgan fiil ) fiiller her durumda bu ekleşmelerle sağlanmaz. Bir kısım fiiller yalın halleriyle aynı duruma karşılık verebilirler. -l ekiyle oluşturulan kendinden olmalı fiillere;

çöz-üldü,

üz-üldü,

ıldı,

dir-ildi,

büz-üldü,

boz-uldu … fiilleri;

yalın halleriyle kendiliğinden olma bildiren fiillere;

çöktü,

çürüdü,

yandı,

pişti,

yumuşadı,

kurudu,

koktu… fiilleri örnek verilebilir.

 İngilizcede ise kendiliğinden olma fiillere inchoative verb denir. Bu fiillerin kullanıldığı ifadelerde bir nesne yoksa, hareketin öznenin kendisinin üzerinde cereyan etmiş olduğu vurgulanır. Örneğin,

The door opened_Kapı aç-ıldı. 

  Bu cümlede hareket özne (kapı)’nın üzerinde vuku bulmuş ya da hareket kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Böylelikle kendinden olma anlamı sağlanmıştır. Örneğimizde de görüldüğü gibi cümlenin İngilizce kısmında edilgenlik bildiren herhangi bir unsur bulunmamaktadır.

Kapı aç- ıldı._

The door opened2 ( itself ). _ Kapı açtı.

  Örnekteki ‘opened’ fiilin simple past halidir. –ed takısı ise fiilin 2. halidir. Türkçeye ise ‘açtı’ olarak çevrilir. ‘Kapı açtı’. Aynı durum Türkçe içinde geçerli olabilir. Yani, ‘Hava açıldı’ denilebileceği gibi ‘Hava açtı’ da denilebilir. Yine, ‘Yağmur kesildi’ yerine, ‘Yağmur kesti’ gibi. Görüldüğü gibi –il eki ifadelere farklı bir anlam katmamıştır. Peki neden?

   Bir başkasınca yapılma anlamı da, yani edilgenlik (passive) durumu da, Türkçede aynı eklerle sağlanır.

 Ali dövüldü gibi.

‘Ali dövüldü.’ İle ‘Ali yıkıldı.’ arasındaki anlam farkı:

 Her iki fiil de -i halinde nesne alan (geçişli bir fiil; ‘dövdü, yıktı’) olmasına rağmen, örneklerin birincisi (dövüldü) bir başkasınca yapılmış bir hareketi, ikincisi ise (yıkıldı) kendiliğinden olan bir hareketi bildirir.

 Örneklere özne tarafından baktığımızda hareketler öznenin (Ali‘nin) iradesi dışında gerçekleştiği için özne fiillerle kastedilen hareketlere sebep olan etkiler karşısında pasif kalmıştır. Yine, öznenin dövülmesine ve yıkılmasına neden olan müdahalenin/ etkinin yapıcısı belirtilmediği için bu yapıcı meçhul/ bilinmeyen olmuştur.

   Olmuştur fakat bu tip ifadelerde bir yapıcı aranmaz. Yani cümle için bu fail önemli değildir. Daha doğrusu cümle bunu sormak için kurulmamıştır. Ali yıkıldı’da nasıl ki özneyi yıkan şeyin ne olduğu aranmıyorsa, ‘Ali dövüldü’ cümlesinde de Ali’yi kimin dövdüğü aranmaz.

  Ayrıca, ( kim yıkıldı?) ‘Ali yıkıldı’ örneğinde cümlenin öznesi Ali’dir. Ali dövüldü. Örneğinde de cümlenin öznesi Ali’dir. Ve gerçek öznedir. Yani özne hareketi dilsel olarak yapar. Fiziksel olarak Ali’yi döven bir başkası olabilir. Bu durumda meçhul olan bu fail, fiilin bildirdiği hareketin yapıcısıdır.

 Yani şöyle, Ali dövüldü. Örneğinde özne olan Ali, –il ile kastedilen hareketi yaparken, yapıcı olan meçhul kişi, dövmek ile kastedilen hareketi yapmıştır. Aynı durum, Ayşe mektubu yazdırdı. Gibi ettirgen yapılı cümlelerde de vardır. Bu cümlede ise özne olan Ayşe, –tır ile kastedilen hareketi yaparken, yazmak fiiliyle kastedilen hareketin yapıcısı belirtilmeyen bir başkasıdır. Bu her iki kategoride cümlelerin öznesini (-il ve –tır) ekleri buldurur ve soruları şöyledir.

Kim –ildi? Ali …..ildi. Ali ne ildi? Ali döv-ildi. Yine,

Kim –türdi? Ayşe …türdi. Ayşe ne türdi? Ayşe yaz–türdi (yazdırdı)

  Başka bir açıdan: Önümüzde bir ifade var ve bu ifade bir özne ve bir yüklemden oluşmaktadır. Örneğimiz,

Mektup yaz-ıldı. Veya

Kapı aç-ıldı olsun.

 Her iki örnekte de aynı ekleşmeler kullanılmış olmasına rağmen, birincisinden başkası tarafından yapılmış bir hareket (edilgenlik), ikincisinden kendiliğinden olma (olgan) anlamının ortaya çıkar. Peki, bu farkın sebebi ne?

  Aslında durum şudur: Örneklerdeki özneye bakmak lazım. Özne, yüklemdeki –il ile kastedilen hareketi eyleyebilecek özellikte midir? (Eyleyebilir mi derken, mevcut özellikleriyle hareketi, kendine doğru çevirebilir mi veya hareketi kendine iliştirebilir mi?)

 Mektup yaz-ıldı. Derken ‘yazmak’ eylemi bir şuur veya bir bilinç gerektirdiğinden, öznesinin (mektubun) bu bilince veya şuura sahip olmasını talep eder. Yani mektup kendiliğinden yaz-ılamaz ( yazılı hale dönemez) Bu yüzden de bu ifadede başkasınca yapılmış bir müdahalenin olduğu ve edilgen halli bir fiil olduğu cümlenin anlamından anlaşılır.

Bir atasözü:

Bir tilkü terisin ikile soymas _

Bir tilkinin derisi iki kez soyulmaz.

 Bir tilki derisini iki kez soymaz. Görüldüğü gibi ‘soymak’ fiili,-il eki olmadan da edilgenlik bildirebilmektedir.
 Kapı açıldı örneğinde ise kapının kendiliğinden açılabilirlik özelliği, kendiliğinden olma anlamını verir. Başkasınca bir müdahale söz konusu değildir. Eğer başkasınca bir müdahale durumu varsa bunu yapmak için bu birini belirtiriz. Falanca tarafından deriz ve edilgen bir fiil olduğunu bu şekilde belirleriz.

Kapı öğrenciler tarafından açıldı

–The door was opened by the students.

  Bu arada falanca tarafından ifadesi: Bu ifade cümle için yabancıdır. Yani cümleye dahil değildir. Çünkü –il ekleşmesiyle kurulmuş bir cümlenin yüklemindeki kurucu öge, -il ekiyle kastedilen hareketi etkin olarak gerçekleştiren özne görevindeki ögedir. Falanca tarafından demekle belirtilen kişi/ hayvan vs. öznenin bu hareketi gerçekleştirmesine sebeptir sadece.

  Kısaca şunu demek lazım: Her -l ekleşmesiyle şekillenmiş fiil edilgen çatılı fiil değildir. Ya da kendinden olmalı fiillerdeki (açıldı) eşya (pencere), nasıl ki o veya bu sebepten hareketi kendinde başlatıyorsa, geçişli fiillerin nesnesi de aynı şekilde -il ekleşmesiyle, etkiye sebep olan kişi veya zamirden bağımsız olarak hareketi kendinde başlatır. Yani, kendi tarafındaki cümlenin kurucu elemanı (öznesi) olur.

  Devam edelim. Kazak sök-ülmediği/ sök-ülüyor olmadığı sürece, yani kazak kendinde bir reaksyon başlatmadığı sürece bir başkası kazağı sökemez. Demek ki hareketi kazak başlatır. Böylece özne, dışarıdan veya doğal sebeplerle gelen etkiler, müdahaleler karşısında pasif, fakat görüntü (dilsel) olarak hareketin/ reaksiyonun başlatıcısı olduğu için ve harekete konu unsur olduğu için cümlenin öznesidir.

İp çöz-üldü, kes-ildi

Ağaç yık-ıldı,

  Yine, sars-ıldı, kas-ıldı, süz-üldü, sıyr-ıldı, sar-ıldı, dar-ıldı, yor-uldu, boğ-uldu, dur-uldu, savr-uldu, devr-ildi, kıvr-ıldı… diğer örnekler olsun.

  Bunlardan sonra, eğer Türkçeyi öğrenmek isteyen birisi iseniz, kuracağınız cümlede cümlenin kurucu unsuru özneniz hareketi bir nesne üzerinde yapmıyor da, hareketi kendine iliştirecekse, hareketin fiiline –il ekini ekleyin. Bu  ‘inchoative verb’ veya ‘active verb’ ya da diğerleri olabilir.
  Örneğin, ‘Ali’ dövmek fiiliyle bildirilen hareketi yapmıyor da, fiille bildirilen hareketi kendine iliştiriyor sa veya takıyorsa, ‘Ali döv-il-di’ denir. Aynı şey ‘yıkmak, bozmak, açmak’ gibi ichoative verb’lerle de yapılabilir. ‘Ali yık-ıl-dı’, ‘Araba boz-ul-du’ gibi.

 Yok bu kez, hareketi kendi iliştirmiyorda hareket kendine ilişiyorsa, ‘masay-a dokun-uldu’, ya da fiil ‘ablatif’ halinde bir fiilse, Örneğin, ‘köpek-ten kork-uldu’ fiile yine –il ekini eklenir. Bu arada, bu son iki örenek parçalanabilir bilelim. Yani, ‘masaya dokun-uldu’ denilebileceği gibi, ‘Dokun masaya ildi’de denilebilir.

  Edilgenlik Türkçede –l ve –n ekleşmeleriyle, İngilizcede;

_________________________________________________

Subject + am/ is/ are/ was/ were / will be verb3

Subject + (have/ has/ had )+been + verb3 kalıbıyla sağlanır.

_________________________________________________

To be broken _ kırık/ kırıklı, kırılı olmak

The pencil will be broken _ kalem kırık olacak.

The pencil will have been broken _ kalem kırık olmuş olacak 

The pencil is broken _ kalem kırıktır.

The pencil has been broken _ kalem kırık bulunmuş bulunuyor.

The pencil was broken _ kalem kırık idi

The pencil had been broken _ kalem kırık bulunmuş idi. ( kırılmıştı )

 

 

Şart kipi ( conditional mood )

    Şart (conditional) nedir?

    Bir eylemin gerçekleşmesinin bir başka eylemin gerçekleşmesine bağlı olduğu durum. Bu yüzden de içerisinde iki eylemin/yargının var olduğu bir bileşik cümle oluşturulması gerekir. Bu cümlelerden biri esas anlamı yüklenmiş yargıyı, diğeri ise bu yargının oluşması şartını taşır. Biz öncelikle Türkçe için haber kipi çekim şeklini hatırlayalım.

  Geçmiş zamandaki çekimler;

   Yalın tarz;                 çalıştı

   Genel tarz;          çalışır idi

   Devam eden; çalışıyor idi

   Bitmiş tarz;     çalışmış idi

  Şimdi ise  yalın veya bir tarzda çekimlenmiş bu yapılara -se/-sa ekini ekleyelim.

   Yalın tarz;                 çalıştı-y-sa

  Genel tarz;          çalışır idi-y-se

  Devam eden; çalışıyor idi-y-se

  Bitmiş tarz;     çalışmış idi-y-se

  … ekledik. Bundan sonra ana cümle oluşturulur. Bu cümleler ise ya şimdiki zamanlar ya da gelecek zamanlarda olmalıdır.

  Örnek;

  Eğer hazırlandıysan, kazanırsın/ kazanacaksın/ kazanabilirsin/ kazanmalısın….

  Şartı cümle şimdiki zamanlarda da olabilir. ( Çalışıyorsan gelme! ) gibi

 

  (şartlı cümle şimdiki zamanlarda)

  Ör: Çalışırsa kazanır–If he works, he wins. (simple present)

                                        he will win. (simple future)

  (şartlı cümle geçmiş zamanlarda

  Ör: Çalıştıysa kazanır–If he worked, he might wins. (simple present)

  Not: Tarzların birinci cümlelerindeki -se/-sa (if) ekli fiili taşıyan cümle geçmiş zamanda verilmiş ve ana cümle şimdiki zamanlarda kullanılmışsa olasılık ifade eder. Bu ifade şekli için Türkçede -tır/-dır ekinden, İngilizcede ise bu ekleri karşılayabilecek, olasılık ifade eden sözcüklerden yararlanılır.

   Ör:  Dün çok çalıştıysa şimdi uyuyor-dur.                                                          

İstek kipi ( the optative mood )

 

    Gideyim    

   Bırak gideyimİzin ver konuşayım. Öl de, öleyim. Bari oturayım.

    Gidesin/gide-siniz 

  Söylediklerimi unutmayasın. İstedim ki bilesin. Sakın ona inanmayasın.

    Gide/gide-ler           

  O bunu böyle bile, beni böyle tanıya. Sakın unutmaya.

   Gidelim                 

  Aynı şeyleri konuşmayalım. Hadi gidelim. Gel her şeyi unutalım.

     Türkçede istek bildiren sözcüklerin yer aldığı cümlelerdeki fiil, istek kipiyle değil emir kipiyle verilir. Çünkü sadece bu sözcükler cümlenin istek ifadeli bir cümle olduğunu bildirmeye yeter. Böyle olunca da ayrıca istek kipiyle çekimlenmiş bir fiile gerek kalmaz.

  Yani,   ‘İzin veriyorum gidesin.’    denmez,  ‘İzin veriyorum hadi git.’ denir. 

  Yine,   ‘İzin veriyorum gide.’        denmez,  ‘İzin veriyorum gitsin.’ denir.   

  Fakat,  ‘İzin ver  gideyim.’             denir,      İzin ver  git denmez.

  Bu durumda ortaya iki türlü istek çekimi çıkar. Bu çekimler;

 1.  İstek bildiren sözcüklerle desteklenmemiş çekim.

    (Gideyim/ gidesin/ gide/ gidelim/ gidesiniz/ gideler)

 2. İstek bildiren sözcüklerle desteklenmiş çekim.

   (Gideyim /git/ gitsin/ gidelim/ gidin/ gitsinler)

    İstek kipinde şöyle bir durum da vardır:

   (istiyorum ki veya bari…) gideyim/ gidesin/  gide/ gidelim / gidesiniz/ gideler çekimi, konuşan şahsın  isteğine göre çekimlenmiş isteklerdir. Bundan başka bir de muhataptan istenen çekim şekli vardır.

   (izin verbırak…)

gideyim_ Let me go.

 … … … / … … …

 gide _ Let him go. (bırak gitsin)

 gidelim_ Let us go. (let’s go)

 … … …/ … … …

gideler (bırak gitsinler) _ Let them go.

-dir bildirme eki nedir? Ek fiil nedir?

Ek fiil nedir?

Kısaca, ek fiil [er-(i-) fiili_ermek fiili] __ olmak, bulunmak, yer almak… anlamında bir durum fiili,  yardımcı bir fiildir. Fiil çekimlerinde;

     ermiş> imiş>miş _ olmuş, yer almış, bulunmuş, …

     erük_ oluk, yer alık, bulunuk, ….

     erür_ oluyor, yer alıyor, bulunuyor, …

     erti> idi _ oldu, yer aldı, bulundu,  … gibidir.

Ya da birleşik yapılı durum fiillerinde;

     ermiş erür _ yer almış bulunuyor/ oluyor

      erür  ermiş_ yer alıyor bulunmuş/ olmuş/ imiş

      ermiş erti _ yer almış  bulundu/ oldu/ idi

      erür erti _ yer alıyor  bulundu/ oldu/ idi

dır eki nedir ? 

      erti erür _ yer aldı oluyor/ bulunuyor 

 

   Aslında haber kipi ekidir. Ve birleşik tarzla bildirme yapan bir ek birleşmesidir. Yine, ‘yer almış/ aldı  bulunur’  veya ‘yer almış/ aldı bulunuyor’ anlamında yerleşmiş haberler için kullanılır.

     -dır eki;

1. Yükleminde isim cinsinden bir sözcük habere konu olduğunda, ismin tabiatta veya zamanda ne şekilde yer aldığını, ve haberin durumunu bildirir. Yani,

Senin adın nedir?  Adın ne yer almış bulunuyor?

 ‘Benim adım Ali’dir.’  derken, ‘adım tabiatta Ali olarak yer almış oluyor veya bulunuyor’ denmek istenir. Ya da,

 ‘Bu bir kitaptır.’ derken, ‘bu şey kitap olarak yer almış bulunuyor’ denmek istenir.

2. Yüklemdeki habere konu sözcük bir tarza bağlı, tarz eki almış hareket adı ise  yine aynı şekilde ‘yer almış bulunuyor’ anlamı da bu bir tarza bağlı hareketin tabiatta veya zamanda  mevcut durumunu ve  durumun devam ettiğini veya durumunu koruduğunu bildirir.

 ‘Ali işini bitirmiş-tir.’  Derken, O tabiatta ve zamanda işini bitirmiş olarak yer almış bulunuyor.   Anlamı verilmek istenmiştir.

Bunlardan başka;

    -dır eki, yer almış bulun-ur  (yer almış bulunu-yor değil)  anlamında da kullanılabilir. Bu durum da ‘-dır’ ekindeki –r  ünsüzü devamlılık değil belirsizlik bildirir.  

Bir örnek;  

Benim hesabım nedir? Bu soruya cevap verecek kişi net hesabı verecekse  ya konuşmasındaki tonlamayı netleştirir veya kesinlik bildiren  bir sözcük kullanır.

 ‘Senin hesabın tam olarak şudur.’ ‘Şu kadar olarak  yer alıyor.’  Veya ‘…şu kadar ediyor’  Der.

Hesap için tahmini bir fiyat söyleyecekse bu kez konuşmada tonlamasını netleştirmez veya belirsizlik bildiren  bir sözcük kullanır. Ve şöyle der,

‘Senin hesabın tahminen şu kadardır.’ ‘Şu kadar  yer alır.’  Veya ‘…şu kadar eder’  Der.

-dır eki nedir ? 

… körm erür  (Bu vehinin küll’il-vucuh  körtüm irür  wech-i hasen)

… körn erür

görmek 

… körtü  erür ————————–…gördü  oluyor

  ermek    

erti  erür  …artı arur ———–…bulundu/ yer al  oluyor

idi  irür  …artı urur

idür         …durur 

dür

(belirsizlik)

Benim hesabım ne yer al olur? / ne yer alır?  / nedir? 

…aşağı yukarı 10 lira  yer al olur? /  10 lira-d-ır                   

(kesinlik)   

Benim hesabım ne yer al oluyor? / ne yer alıyor? / nedir?

…tam olarak 10  lira yer al oluyor? /  10  lira-d-ır.

 

 (belirsizlik)

Şu ana kadar İstanbul’a varmış bulundu olur/ varmış-t-ır.

(kesinlik)

Güneş doğmak üzere. Güneş doğuyor. Güneş doğmuş-t-ur / bulundu oluyor artık

 

Suçlu bulundu.

Yani şimdi suçlu mu bulundu oluyor

…suçlu mu-dur?

 

 ‘İki saat-tir seni burada bekliyor’  ya da

Seni burada bekliyor  iki saat-tir.’ Yani; 

Seni burada bekliyor’  haberlik durumu

iki saat bulundu oluyor’

 -dır eki –r  eksiz de kullanılabilir.

Senin adın ne oldu/ ne yer aldı?/ ne di? / ne bulundu?

 

Bütün bunlardan sonra;

 Yardımcı  fiiller nedir?

Bazen bir isim, bazen bir sıfat/sayı…’dan cümleler;    

O çaresiz (er)idi/ oldu/ kaldı/ bulundu vs.

Veya bir tarzla çekimlenmiş fiillerden,  birleşik tarzlı çekim;  

Çalışır (er)imiş , Çalışır olmuş

ya da sadace zaman  çekimi;  

Çalışır  (er)idi./ bulundu / bulunacak/ olacak

    Yine, bu bir tarza bağlı fiillerden bir kip elde edebilmek;     

Ör: Çalışır olabilir/-malı/-sa(keşke)/-a …vs. için yardımına baş vurulan fiillere  yardımcı fiiller  denir.

Türkçede bu fiiller; (er)-i, ol, kal, bulun… gibi  fiillerdir.             

 

Haberlik eki nedir? 

   Yardımcı fiillerin kök olarak  kullanıldığı bir ifadede, yardımcı fiile eklenerek,  ifadedeki bilgiyle haber verilen durumun, hazır zamanda ya devam eden durum ur(erür) (yer alıyor)

    ya da oluşmuş/ bitmiş durum  haberi olarak devam ettiğini (bulunduğunu) -(d)ır (idi erür)(yer aldı oluyor)  veya bulunduğunun var sayıldığını bildiren ek unsurudur.

İngilizcede linking verb (bağ fiil) nedir? 

    Bunlar, be (am /is/ are /was/were),  see, appear, become… fiilleridir.  Linking verb’ler de Türkçede olduğu gibi isim cümlelerinde, isim/ sıfat/ sayı… ile özne arasındaki yargısal bağı veya hareket ilişkisini kurarak cümleler oluştururlar.

He is a doctor_

O dur bir doktor/ O bir doktordur

 

I am a student_

Ben(dir)im öğrenci/ Ben bir öğrenci(dir)im/ …bir öğrenciyim.

 

He seems/ appears  (to be) very unhappy

_ Mutsuz  görünüyor/ gösteriyor.

 

   Not: Linking verb’lerden to turn fiili de isim vb. sözcük türleri ile özne arasında yargı bağını kurarak bir cümle oluşturur. Fakat be (am/ is/are) fiilindeki gibi mevcut bir durumu değil, bir duruma geliş sürecini, bir değişimi veya dönüşümü bildirir.

     Bu durumda fiil Türkçede -er-mek (sararmak), -ilen-mek (yaşlanmak), ileş-mek (kırmızılaşmak)… gibi ek veya ek birleşmelerine denk gelir.

Her face turned yellow._ Yüzü sarardı.

Yine:

To remain fiili; bağlayıcı fiil olarak bir durum üzerinde kalmayı bildirir.

I remained alone._ Yalnız kaldım/ yalnızla(n)dım

Yine: Sensiz kaldım/sensizle(n)dim.

To keep fiili; bağlayıcı fiil olarak bir durumu bir süre için tutmak anlamındadır.

To keep fixed._Sabitlemek (sabit tutmak). To keep hidden._Saklamak (saklı tutmak).

To grow fiili; bağlayıcı fiil olarak bir durumda giderek artış göstermeyi bildirir.

I am growing impatient._ sabırsızlanıyorum. İt is growing heavy._ Ağırlaşıyor.