Etiket arşivi: subject

Konu Özeti

Cümle ve ögelerine genel bir bakış,

 Önümüzde  ‘Ali’, bir ‘kitap’ ve bir de ‘Veli’ olsun. Yani tabiat görüntüsü olarak karşımızda ‘Ali’, kitap ve ‘Veli’  özel veya cins adlarını karşılık  alan varlıklar  vardır. Durum bu şekliyle durağan bir durumdur. Yani henüz bir hareketlenme olmamıştır.

 Olaya konu varlıklar böyle bir arada bulunurken bir yer ve zaman içerisinde de olurlar. Öyleyse yerimizde ‘okul’  olsun.  Şu ana kadar tabiat görüntüsü,

 Ali + kitap + Veli 

 masa 

 okul 

 …şeklinde görüntülenir. Bu şekliyle görüntü durağandır. Yani varlıkların aralarında herhangi bir hareket  başlamamıştır.   Konuşan kişi karşısındaki durumu tarif edebilir. Veya durumdan konuşabilir.

Örn: Masanın üstünde bir kitap vardır. Veya, 

 Kitap masanın üstündedir.

  Ali ve Veli okuldalar.

 Onlar öğrencidirler.

 Orada bir masa  yer alıyor

 …der  ve böylelikle durum cümleleri oluşturur. Oluşturulan cümlelerde  varlıklar  ve varlıkların adları konu edildiği için isim cümleleri olurlar.

Örn; ‘Onun adı Ali’dir.’  Derken, Onun adı tabiatta ‘Ali’ olmuş bir şekilde yer alıyor, adı ‘Ali’ bulunuyor,  denmek istenir. Bütün bu durumlarda  konuşan kişi durumun karşısında durumu betimliyor haldedir.  Bundan sonra varlıkların  kendilerinde veya  aralarına  bir hareket  meydana gelirse konuşan kişi için  görüntü;

  Özne + hareket

Ali  kalktı/ yürüdü/ koştu/ yoruldu/ oturdu

  Özne + hareket + nesne

Ali + gördü kitab-ı

 dokundu kitab-a

 hoşlandı  kitap-tan

  Özne + hareket + –i’li nesnee’li nesne

Ali verdi kitab-ı Veli-y-e

  +  –den’li nesne; 

Veli aldı  kitab-ı Ali-den

 +  –den’li  yer

Ali aldı kitab-ı masa-dan (masanın üst yerinden)

 + e’li yer; 

Veli koydu kitab masa-y- a (masanın üst yerine)

 

  Özne + hareket + –e’li yer

Ali gitti okul-a  yine, Ali geldi okul-a

 +-den’li yer

Ali gitti okul-dan  yine, Ali geldi okul-dan

 … şekillerinde oluşur. Ve bu oluşturulan cümleler  birer haber cümlesi, konuşan kişinin kendisi veya başkası hakkında gördüğü, bildiği  olayları haber verdiği ifadeler olurlar.

 Bunlardan başka diğer  kipler ile ‘emir, istek, dilek, gereklilik v.b’ vereceği  ifadeler,  bu kez konuşan kişinin kendisine göre veya kendi düşüncelerini belirttiği cümleler olurdu..

 Buraya kadar gelinen noktada ve verilen örneklerde yer alan unsurların, cümle unsurlarının bazıları, öznenin hareketini meydana getirebilmesi için zorunlu unsurlar veya gereken unsurlar olarak ifadelerde yer alırlar.  Şöyle,

 ‘Ali  gördü…’   Demekle bir cümle  kurulmuş  olunmaz.  Bu ifadenin bir nesnesi de olmalı çünkü ‘gördü’ fiili zorunlu olarak böyle bir nesne talep eden  fiillerdendir. Öyleyse cümle, ‘Ali kitabı gördü’ denilerek tamamlanmalıdır.

 ‘Ali  çantasını götürdü’ Cümlesi ise  olayın durumuna  göre nereye götürdü? Gibi bir soruyu gerektirebilir.  Ve ‘Ali çantasını okula götürdü.’ denilerek cümle tamamlanır.

 İşte özne ve yüklem dışında bu şekilde bir nesne veya bir yer talep eden fiillerle oluşturulan cümlelerde yer alan cümle  unsurlarına  veya ögelerine asıl ögeler,  diğer  özne, nesne, yüklem dışında  göreceğimiz ögelere de açıklayıcı veya yardımcı ögeler diyelim. 

 Bu arada  kısaltılan  söyleyişler ,  ‘Adın neydi? __ Ali’ ,   ‘ Cam kırık mıydı?__ Kırıktı.’ gibi cümlelerde  asli unsurlar söylenmese de söylenmiş gibi kabul edilir.  Ve cümle tam bir cümle olarak kabul edilir. 

 Cümlelerin yardımcı  ögeleri ; 

yer tümleci, (hareketin gerçekleştirdiği yeri bildirir) 

zaman tümleci, ( hareketin gerçekleştiği zamanı bildirir )

sebep tümleci, ( hareketin gerçekleşme sebebini bildirir) 

zarf tümleci (hareketin gerçekleşme şeklini bildirir)

 … gibi ögelerdir.

 Örn;

Ali  gave the book to Veli  in the school  yesterday.

Ali verdi  kitabı      Veli’ye       okulda            dün

Yani, Ali  kitabı Veli’ye  okulda  dün verdi. 

Yüklem (predicate)

 Yüklem

  Yapısına göre yüklem

 Basit cümle yüklemi

 Kompleks cümle yüklemi

   Türlerine göre yüklem

   İsim cümlelerinde yüklem

 İsimden oluşan yüklem 

 Zamirden oluşan yüklem

 Sıfattan oluşan yüklem

 Sayıdan oluşan yüklem

 İsim fiil/ mastar

 Gerund

 Hallenmiş isimlerden

   Fiil cümlelerinde yüklem

A) Kiplerde yüklem

 haber kipi

 emir kipi

 şart, dilek şart, diek kipi

 gereklilik, zorunluluk, yüksek olasılık (-meli/ -malı)

 beceri, imkan, olasılık ( -ebilir/ -abilir)

B) Çatılı fiillerle yüklem

 olgan, oldurgan, etken, ettirgen çekimlerle

 ilgen, edilgen çekimlerle

Özne yüklem uyuşması nedir?

 

Özne yüklem uyuşması

(‘dır.’  ve ‘…dırlar.’ ek birleşmeleri)  nedir?

  ‘…idi.  ‘… idiler. 

________________________________________

 Yükleminde isim grubundaki sözcük türlerinden biri bulunan cümlede yüklem tabanı bir  isim olur,  ve

bu isim  … … …  ….  -den oluşuyorsa ;

  Özel isim

  Genel isim

Sayılabilen; kalem, defter, öğrenci, ayakkabı, elma, araba, melek, vampir

Sayılamayan; su, hava, toprak, kum, süt, yağ

Doğa olayları; gök gürültüsü, gölge, yağmur, kar, rüzgar, ses, ışık …gibi isimlerdir.

  Kollektif  isim

Doğal kollektif; aile, akraba, takım, kalabalık, orman, ordu,

Yapay kollektif; düzine, demet, buket, deste, banknot, seri, …gibi isimlerdir.

 Our team is strong._ Bizim takımımız güçlüdür.

 Our team are running very fast._ Bizim takımımız(-dakiler) hızlı koşandırlar.

  Topluluk isimleri 

 (topluca adlandırılan isimler)

İşlev ortaklığı; yiyecek, giyecek, mobilya, beyaz eşya, çöp, süprüntü, bulaşık, çamaşır… gibi isimlerdir

Şekil benzerliği; trabzan, parmaklık, çit, basamak, zincir,  gibi isimlerdir.

 …ve Soyut isimler v.s.

  

 Buraya kadarki  tanımlı örnekler, İsmin tanım ve türleri konusundan alıntı oldu.  İngilizce ile yol alalım.

 İngilizcede özne-yüklem uyuşması önemlidir. Yani Türkçede,

 ‘Onlar öğrenci-dir-ler.’   Yerine, 

 ‘Onlar öğrenci-dir.’   Veya,

 ‘Ali ve Ahmet buraya geliyor-lar.’   Yerine, 

 ‘Ali ve Ahmet buraya geliyor.’ Denebilir. Onlar çoğul şahıs zamiri cümlelerin öznelerinin çoğul olduğunu bildirmeye yeter. Fakat İngilizcede bunun için.

 ‘They are students.’ veya

 ‘Ali and Ahmet are students.’  Denmelidir. Bu durumlarda ‘to be’ fiilinin şimdiki zamanda çoğul şahıslar için kullanılan ‘are’ şeklinden yararlanılmış olunur. Örneklerde ise;

_Şahıs zamirinin çokluk bildiren şeklinden; ‘They’ 

_Yardımcı fiilin ( to be ) çokluk bildiren şeklinden;  ‘are’

_Yüklemdeki ismin (students)  çokluk eki almasından yararlanıldı.

  Yani İngilizcede bu her üç unsur da çokluk bildiren unsur oldu. İşte özne-yüklem uyuşması demekle, özne tekilse  yardımcı fiilde tekil, çoğulsa yardımcı fiilde çoğul olması durumudur.

 Fakat, bu durum çokta genel geçer bir durum değildir. Mesela, ‘to have’ yardımcı fiilinin hareket veya durum bildiren ifadelerin kullanıldığı şimdiki zamanında tekillik ve çoğulluk uyumu sadece üçüncü tekil şahıslarda ‘he/ she/ it_O’  zamirlerinde aranır.

 Yani, cümlenin öznesi bu zamirlerden biriyle oluşmuşsa ‘to have’ yardımcı fiili ‘has’ olacak şekilde değişir. Yoksa ‘I_ben’ zamiri tekil şahıs zamiri olmasına rağmen yine de ‘have’ şekliyle ifadelerde yer alır..

 Öyleyse İngilizcede özne-yüklem uyuşması belli başlı yardımcı fiillerde yerine göre aranmaktadır denebilir. Yani, devam tarzındaki durum veya hareketlerde, yardımcı fiiller.

 Şimdiki zamanlarda;

 I + am

 He/ she/ it + is   

 We/ you/ they + are 

 Geçmiş zamanlarda;

 I/ he/ she/ it + was

 We/ you/ they + were olur.

 Örnekler:

I am a doctor._ Ben bir doktor(dur)um 

I am going to work._ Ben işe gidiyorum. 

They are students._ Onlar öğrencidir-ler 

They are playing in the garden._ Onlar bahede oynuyor-lar. 

He is ill._ O hastadır. 

He is sleeping._ O uyuyor

 

Şimdi ise konunun başına dönelim.

 İsimler;

 Sayılabilen (somut) isimler; 

At (maddi isim), melek (manevi isim)  … gibi. Tekil olduklarında yardımcı fiillerini tekil olarak ( am/ is, was ) …

 The horse was running very fast.

_ At çok hızlı koşuyordu.

 …çoğul olduklarında yardımcı fiilini çoğul olarak (are, were) olarak talep ederler.

 The horses were running very fast

._ Atlar çok hızlı koşuyor(lar)dı. Gibi.

 Sayılamayan (somut) isimler; su, hava, toprak, kum… gibi isimler  çoğul halde kullanılmazlar. Bu yüzden yardımcı fiillerini tekil olarak talep ederler.

 The water was very cold.

 _ Su  çok soğuktu.

   Fakat, sayılamayan bu isimler ‘ iki  bardak su, üç paket margarin,  dört kova kum’ diye bir vasıtayla miktarlanmışsa ve bu miktar birden çok ise bu kez vasıta edilen eşyalar sayılabilir, çoğulları yapılır, böylelikle de yardımsı fiilleri  ifadede çoğul olarak yer alırlar.

 There were two galasses of water on the table.

 _ Masanın üstünde iki bardak su vardı.

 Kollektif isimler,

 Doğal kollektif;  Aile, akraba, orman… gibi isimler ve,

 Yapay kollektif;  Düzine, demet…gibi isimlerdi. Kollektif  adların genel özelliklerinden bahsedildiğinde yardımcı fiili tekil, adın kapsadığı varlıkların her birini ayrı ayrı kastediyorsak yardımcı fiili oğul olarak kullanırız.

 Our team is strong.

_ Bizim takım güçlüdür.

 Our team are running very fast.

_ Bizim takım(dakiler) hızlı koşandırlar. Gibi

 

 Topluluk isimleri,

 İşlevsel yakınlığı olan; ‘mobilya, beyaz eşya, müzevher, bulaşık…’

 Şekil benzerliği olan; ‘basamak, çit, korkuluk…’ gibi isimlerdi.

 Topluluk isimlerinin işlev yakınlığı bulunanlarında, isim birçok varlığı topluca adlandırmasına rağmen yardımcı fiil tekil olarak kullanılır.

 My furniture is new.

_ Benim mobilyam yenidir.

Şekil benzerliği olan topluluk isimleri  ise istenirse sayılabilirler. Sayıldığında ise  sayı birden çok bir sayı ise yardımcı fiiller çoğul olarak kullanılır.

 There are two stairs…

_ Çıkmak için iki basamak var. 

Fakat bu aynı isimler bir çoğulluk bildirmeden (yani çoğul eki almadan) yalın halleriyle kullanılıyorsa yine de yardımcı fiillerini çoğul olarak talep ederler.

 The fence were very dirty._ Çit(ler) çok kirliydiler.

  

 

Özne (subject) nedir? Yapıcı nedir? / DİAE

 

Özne nedir?

 Bir cümlede yüklemle bildirilen hareket veya duruma  muhatap olan, cümlenin üzerine kurulduğu, yüklemle bildirilen hareketin dilsel, ve hem bazen fiziksel yapıcısıdır. 

 Türkçe ile  yol alalım. Mesela ‘yazıyor’ Kim yazıyor? ‘Ali yazıyor’, ‘Ali mektup yazıyor’  Cümlesinde harekete konu unsur  Ali’yi Tabiat içerisinde bir mektubu yazarken hayal edebiliriz. Bir başka örnek;

   Etken ve ettirgen cümlelerde özne?

 ‘Ali yazdırıyor’ Kim yazdırıyor? ‘Ali yazdırıyor’, ‘Ali mektubu yazdırıyor’ Bu cümleyi de hayal edebiliyoruz. Yani, karşımızda bir özne ‘Ali’, bir nesne ve belirtilmeyen biri veya bir şey, vardır. Fakat ‘Ali mektup yazıyor’ örneğinde fiille kastedilen hareketin      ( yazmak hareketinin ) fiziksel olarak yapanının ‘Ali’ olduğunu bilirken. ‘Ali mektubu yazdırıyor’ örneğinde ‘yazmak’ fiiliyle kastedilen hareketin yapanı belirtilmeyen bir başkası veya bir eşya/ alettir. Yani fiildeki hareketin ‘yazmak’ hareketinin yapıcısı başkasıdır. Fakat cümlenin öznesi  yine de Ali’dir.

 Şöyle, ‘Ali’, özne, bu cümlede –dır ile bildirilen hareketin yapıcısıdır aslında.  –Dır/-tür ise bir dil unsuru, hareketi taşımaya yarayan ek birleşmesidir. Örneklerimiz, ‘Ali mektup yazıyor’ ve ‘Ali mektubu yazdırıyor’ idi. Yani ‘yazmak’ ve ‘yaz-d-ır-mak’

 Bir kişi ‘yazdırıyorum’ dediğinde aslında başından ‘dırıyorum/ -türüyorum’  yani  ‘-yapıyorum/ üretiyorum’ demek istemiştir.  Bundan sonra  Ne t-ür-üyorsun?  Dendiğinde, ‘yaz-ıt-ür-üyorum’,  ‘yaz-t-ür-üyorum’  sadece bu fiili ortaya çıkarıyor, ortaya koyuyorum demek istemiştir.

 Yani, Ali, ‘yazıyorum’ dediğinde  elinde bir kalem ile hayal edilirken, ‘yazdırıyorum’ dediğinde elindeki şey ‘yazmak’ fiilinin kendisidir. Ve özne olan Ali, bu yazmak fiilini üretiyor, ortaya koyuyor, yapıyor haldedir. Bu tip durumlarda cümlenin kurucu elemanı özne ‘Ali’ hareketin dilsel yapıcısıdır sadece. Fiille( yazmak fiiliyle ) kastedilen hareketin fiziksel veya tabiat yapıcısı ise bir başkası,  belirtilmeyen bir başkası, bir başka şeydir. 

 Bundan sonra eğer ben ‘yazdırt-tım’ dersem  fiille kastedilen hareketin fiziksel yapıcısını da ifadeye veya cümleye katmak istemişimdir demektir. Bu durumda bu birini veya bir şeyi belirtir. ‘Ben mektubu Veli’ye yaz-d-ır-t-tım.’ derim. Burada da yine –dırt ekiyle  ben sadece hareketin fiziksel olarak yapılması için yer açar, belirttiğim nesneme, fiili edip bırakırım. Bütün bu dilsel taktikler dilin oluşum aşamasındaki mantığıdır. Özne bir cümlede dilsel hareketleri gerçekleştiren  unsurdur. Bu, dilsel hareketler başka, tabiat hareketleri başka şeylerdir demek olur. İşlediğimiz konuda ise dilsel yapıcı ile tabiat yapıcısını ayırt ettik. Ve olaya dil açısından baktığımızdan da cümlenin öznesini dilsel yapıcı olarak kabul ederiz.

 Bunlardan başka, ‘yazdırttırdı’ ve ‘yazdırttırt-tı’ ifadeleri de vardır. İfadeler ise ‘yazdır ettirdi’ ve ‘yazdır ettirtti’ şeklinde açılır.

Buradaki durum ise şöyledir.

 ‘Yazdır ettirdi’ (yazdırttırdı) derken, özne ( Ali ) ‘etme’ hareketini –d-ır veya –t-ür  yapar. Sorusu ise şöyledir. Ne et-türdi?  Ali (özne) ne et-türdi?

 ‘Ali yazdır et-türdi.’ ( yani yazdırttırdı ) ifadede özne ‘yazdır et-’ hareketini –tür ederken hareketi yaz-dır-an bir nesneden bahsetmemiştir.  Bu nesne belirtilecek ise ifadeye bir –t eki ilave edilir. ‘yazdır et-tir-t-ti’ (yazdırttırttı) sorusu ise şöyledir.

 Ali (öznesi) mektubu kime yazdır ettirtti? 

 ‘Ali mektubu Veli’ye yazdır ettirtti.’ ( yani, yazdırttırttı ) Bu durumda ‘Ali’ hareketi yazdır-ması için  Veli’ye edip bırakır. İfadede  ‘Ali mektubu Veliye yaz-dır-ttırt-tı’ cümlesinde yer alan Ali ve Veli unsurları cümlede dilsel yapıcılar olarak bulunur. ‘Yazmak’ fiiliyle kastedilen hareketin tabiat yapıcısı genede belirtilmemiştir. Öznenin (Ali’nin) Veli’ye ettirttiği şey ‘yazdır ’ (yazdırmak) fiilinin kendisidir. Bu durumda Veli de fiille (yazmak fiiliyle) kastedilen hareketin tabiat yapıcısı değildir. Yani dilsel yapıcı olarak amaçlanandır. Fakat cümlede nesne, dolaylı nesne göreviyle yer almıştır. Bu cümlenin öznesi, yapının üzerinde bina edildiği unsur, cümlenin kurucu unsuru olduğu için Ali dir. 

 Aynı durum yani öznenin tabiyat yapıcısı, fiziksel yapıcı olmaması durumu  -l (-il ) ekiyle çekimlenmiş fiillerde de vardır.

  Olgan ve edilgen cümlelerde özne?

 –İl  ekiyle çekimlenmiş fiillerin yüklem olduğu cümlelerde özne fiille kastedilen hareketi (kendine)  –il’er, takar, takınır, iliştirir, çevirir, döndürür.

 Özne + nesne + yüklem

 İp   +  çöz    + ildi

 Şöyle,  ‘İp çöz-ildi.’ (çözüldü) Derken, çöz-meyi kendine taktı, çöz-meyi takındı denmek istenir.  Tersinden bakıldığına ise çözmekle kastedilen hareket ipe ilişti anlamını verir.

Yine,

‘Araba boz-ildi’( bozuldu ),

‘Kazağım sök-ildi’ ( söküldü ) diğer örnekler olsun.

 Bütün bu cümlelerdeki ip, araba, kazak sözcükleri ifadede  –il ile kastedilen hareketin dilsel yapıcısı olarak yer alır.Tabiatta ise hareket  bu varlıklar üzerinde o veya bu  sebepten kendiliğinden oluşmuştur.

 ‘Mektup yaz-ildi’ (yani,  ‘yazıldı’ )  Özne yazmak fiilini kendine taktı, takındı veya tersinden bakıldığında ‘yazmak’ fiili mektuba ilişti, takıldı anlamındadır. Bu örnekte de ‘mektup yaz-ildi’ derken, özne olan mektup –il ile kastedilen hareketi dilsel olarak yapar. Ve mektup bir nesne, hareket meydana getirme özelliği olan bir nesne olmamasına rağmen bir bakıma canlıymış gibi ( ki dilin oluşum aşamasında kurgu bu şekilde işler) bir yapıcı, dilsel bir yapıcı olarak kabul edilir.

 ‘Ali döv-ildi’ (yani ‘dövüldü’) örneğinde de ‘Ali’ hareketi dilsel olarak yapar. Yani, hareketi –il’er. Hareketin (dövmek hareketinin) tabiat yapıcısı ise belirtilmeyen bir başkasıdır. Bu tür cümlelerde bu başkası önemli değil veya bilinmiyordur. Hem zaten cümle bunun için kurulmamıştı. Öne alınan şey Ali’nin dövülmesidir. ‘Ali Veli tarafından dövüldü’ dendiğinde tabiat yapıcısı, fiziksel yapıcı fazladan ifadeye katılmış olur fakat bu önde olan Ali’nin dövülmesi olayını arka planda  tutmaz. Yine de vurgulanmak istenen şey Ali’nin dövülmesi olayıdır.

  Sonuç olarak dil açısından bakıldığında hareketin dilsel yapıcısı başka, tabiat yapıcısı başka şeylerdir. Araştırma alanımız dil olduğundan dilsel yapıcıyı esas alırız. Ve ifadelerde  -il ile kastedilen hareketi yapan unsuru özne, gerçek özne/ gerçekten özne  olarak kabul ederiz.

 Yüklem;    …ildi  (ne ildi?)

 Nesne;  …-(e)ttür-ildi  (ne ettirildi?) 

 Nesne;    …öldürttür-ül  (kim  öldür ettirildi?)

 Özne;    …Sokak köpekleri (nerede öldür ettirildi?)

 Yer tümleci; … sokak ortasında   (….diğer öğeler)

   Sokak köpekleri sokak ortasında öldürttürüldü.

 -il eki –e ve –den halindeki bir sözcüğün yer aldığı ifadelerlede kullanılabilir.

 ‘Masaya dokun-ildi’ (yani, ‘dokunuldu’) Tersinden bakıldığında ‘ilişti’  Ne ilişti? ‘dokun ilişti’, ‘Masaya dokun ilişti/ takıldı/ değdi.’ anlamını verir. Çümleyi döndürürsek, eski bir örnek;

 ‘Tiken tona ildi’ ( Diken pantolona  ildi/ ilişti/ takıldı )

 ‘Dokun ( bir hareket olan dokun fiili ) masaya ildi/ ilişti/ takıldı/ değdi.’ anlamı alınır. Ve ‘dokun’ fiil kökü bir hareket adı olmasına rağmen cümlenin öznesi olur.

 ‘Köpekten kork-ildi’ (yani,’korkuldu’) ifadesinde de cümlenin öznesi ‘kork’ fiil köküdür. Bu cümle ‘Kork ( bir hareket olan kork fiili, bu yana) ildi/ ilişti/ takıldı/ döndü/ değdi.’ diye de döndürülebilir.

 Bütün bunlara bakıldığında özne bir hareket adı, bir fiilde olabilmekte. Öyleyse özne harekete (-il hareketine) konu, fiildeki kişi, şey  veya  harekettir.

Edilgen yapılı cümlelerin yükleminde yer alan fiille kastedilen harekete konu olan kişi zamir/eşya, cümlede özne görevindedir  ve hareketin eyleyenidir.

   Peki, özne nedir? Bir cümlenin yükleminde yer alan fiilde kastedilen hareketin muhatabı, cümlenin kurucu ögesi, yüklemdeki kişi/şey/zamir/konu/durum (subject)’ dur.

 Fail(yapıcı) ise bir cümlede özne görevinde olsun veya olmasın fiille kastedilen hareketi fiziksel olarak icra eden kişi/ hayvan v.s’dir.

 Fail(yapıcı), bir cümlede özne veya nesne olarak görev alabilir.

 ‘Ali, Veli’ye ödevini yaptırttı’ 

…cümlesinde yapmayı tür-edip ortaya koyduğu için cümlenin kurucu ögesi (öznesi) yüklemdeki kişi Ali, fiille kastedilen hareketi zihinde yapıp yargıyı tamamlayan fail (yapıcı) ise dolaylı tümleç görevindeki Veli’dir.

 ‘Ali’ye güven geldi

cümlesinde,  yüklemdeki öge (özne) güven sözcüğü aynı zamanda gelme hareketini yaptığı için cümlenin faili (yapıcısı)‘dir. ‘Ali’ ise bu cümlede -e (datif) halinde nesne  görevindedir.

 Yine, ‘Ali‘ye güven-ildi

cümlesindeki yüklem -il ekleşmesiyle kastedilen harekettir, güven sözcüğü ise Ali‘ye güven geldi cümlesinde olduğu gibi cümlenin öznesi, aynı zamanda yapıcısıdır.

 Çatı ekleriyle birleştirilmiş hareketler birleşik olsada cümlenin yüklemini topluca ifade etmez. Bu türden cümlelerde yüklemi sonuncu ekleşme bildirir.  Yani, Cam kırıldı cümlesinin yüklemi kırıldı değil –il şeklinde ekleşmiş fiildir ve öge bulmada kullanılan sorular bu ekleşmeye sorulur. Cam ne -il’di?_kır –ildi  gibi. Bu durumda da ‘kır’ sözcüğü nesne görevinde bir hareket adı (fiil) olmaktan öteye gitmez.

Bütün bunlardan başka Türkçenin birde –ş ekiyle çekime girmiş fiillerde vardır.

    İşteş fiil (reciprocal verb) öznesi nedir  

 Öncelikle işteş fiiller ne idi?  İşteş fiil, karşılıklı yapılan hareketlerin ifadesinde fiillerin almış olduğu şekildir.

 görmek-göşmek,

  bulmak-buluşmak,

  selamlamak-selamlaşmak gibi.

 İngilizcede bu durum each other zamirleriyle sağlanır.

 Ör: Ali and Veli beat each other

 _Ali ve Veli dövüştüler.   

 Gördüğünüz gibi –ş ekinin kullanılmasıyla işteş fiil elde edilir. Tabi bu arada, her işteş fiil karşılıklı hareketleri ifade etmez. Beraber yapma anlamını da verebilir.   Koşuşmak gibi.

 Yine, işteş fiillerin buraya kadarki örneklerinin fiil köklerine baktığımızda her birinin aslında tek başına gerçekleştirilebilecek fiiller olduklarını görüyoruz.

 Bunlardan başka tek başına gerçekleştirilemeyecek fiiller de vardır.  Barışmak,  tartışmak gibi.    

Ali ve Veli konuyu  tartış

_Ali and Veli discussed  the matter.

 

 İşteş fiilli yapılarda şöyle  bir durumda vardır.

 –ş  eki; 

   Özne, hareketini ya bir başka özneyle karşılıklı veya birlikte yapıcıdır.

Ali ile Veli dövüştü.

 veya bir nesneye karşı yapıcıdır. 

Ali Veli ile dövüştü.

  İfadeyi gördük. Demek ki işteş ifadeli fiillerde hareketler karşılıklı veya birlikte yapılırken cümlelerin özneleri birden çok kişidir.

Ali  ile Veli dövüşlerVeya,

Ali ve Veli ile dövüşler.

   Fakat,

  Ali Veli ile dövüş Örneğinde cümlede ‘Ali’ özne, ‘Veli’ ise  ile (-yle) halinde nesne olarak yer almıştır. Fakat fiille kastedilen hareket yine de karşılıklı yapılmış bir hareketi bildirir.

 Öyleyse Türkçede, karşılıklı veya birlikte yapılan bir hareketin karşılıklı yapıcılarının bulunmasının yanı sıra  tek taraflı bir başlatıcı veye öznesi bulunabilmektedir.

 ‘Ali Veli ile barıştı.’ Kim barıştı?

  ‘Ali barıştı’

 Buradan da özne, hareketin üzerine kurulduğu, harekete konu unsurdur.

 

Kompleks/ girişik cümlede sonuç tümleci

 

So/as +adverb+ that …_Öyle + zarf/sıfat+ ki

O kadar sessiz konuştu ki kimse bir şey anlamadı.

_ He spoke so quietly that nobody understood anything.

 

Such+adjective+noun that …Öyle+ sıfat+isim+ ki

Tatil o kadar harikaydı ki asla unutmayacağım

_ The holiday was so great that I wilI never forget it.

 

However

 Bir durumun şartları nasıl olursa olsun aynı sonucu vereceğini belirtmede…

Whatever

Bir önceki durumun sonucu ne olursa olsun bir sonraki eylemin değişmeyeceğini …

 

 

Kompleks/ girişik cümlede sebep tümleci

as_– dığından (dığı için)

Bu akşam anneme gideceğim için sizinle gelemeyeceğim

_ As I go to my mother tonight, I can’t come with you.

 

because

 Bir eylemin sebebinden çok eylemin kendisinin vurgulanmak istendiği durumlarda…

Radyo dinlediğim için telefonu duyamadım.

_ I didn’t hear the phone because I was listening to the radio.

 

for

 Bir durumun oluşmasında her zamanki gibi/-dığı için bilinen aynı şeyin sebep olmasında…

Çok iyi hazırlandığı için sınavı kazandı.

_He passed the exam, for he had prepared for it very welI.

 

since 

 Bir eylemin gerçeklemesinde başlıca bir şeyin sebep olduğunu belirtmede…

O gün çok korktuğundan bir daha buraya gelmez

_ Since he was very scared that day, he won’t come here again.

 

seeing that 

 Bir eylemin gerçekleşmesinde görünen bir sebebin yattığını belirtmede kullanılır.

Yorgun olduğundan (yorgun olduğunu görünce) ona yardım ettim.

_ Seing that he was too tired, I helped him.

Kompleks/ girişik cümlede zıtlık tümleci

though_-e rağmen 

Çok çalışmasına rağmen sınavı geçemedi

_ Though he studied a lot, he couldn’t pass the exam.

 

although_-e rağmen (bütün bunlara rağmen yine de)

Akıllı, zeki ve çalışkan olmasına rağmen yine de sınavı geçemedi.

_ Although he’s smart, clever and hard working he couldn’t pass the exam.

 

even though_-e rağmen ( hep…. olmasına rağmen…..yine de )

Hep çalışkan ve dikkatli olmasına rağmen gene de başarılı olamıyor

_Even though he is always hard working and careful, he isn’t successful. 

 

even if _ -e rağmen (olsa bile yine de)

Sınav çok zor. Çalışsak bile sınavı geçemeyiz

_The exam is too difficult. Even if we study a bit, we can’t pass it.

 

in spite of the fact that_  -e karşın (-esine nispeten, -asına inat yine de)

Ona çok hatırlatmama rağmen hala aynı hatayı yapıyor

_İn spite of the fact that I remind him about it very much, he still makes the same mistake.

 

despite the fact that_ -e karşın

Uzun zamandır görüşmememize rağmen beni hatırlayabildi

_ Despite the fact that we hadn’t seen each other for a long time, he maneged to remember me.

 

Kompleks/ girişik cümlede kıyas tümleci

as than_ gibi/ kadar 

Annen bile seni benim sevdiğim gibi sevmedi.

_Your mother didn’t love you as I do.

Annen seni benim sevdiğimden daha fazla sevmedi.

_Your mother didn’t love you more than me.

 

as+adjective / adverb+as_-den daha ( üstünlük)

Onun kadar zeki birini görmedim.

_ I haven’t seen a person as smart as he is.

 

so+adjective / adverb+as_ -nin gibi (eşitlik) -nin kadar(eşitlik)

Onun kadar çok çalışmana gerek yok.

_ You don’t need to study as hard as him.

Kompleks/ girişik cümlede hal tümleci

as

 Bir durumun, diğer bir durumda olduğu gibi gerçekleştiğini belirtirken,

Herkesin ülkesini sevdiği gibi bende ülkemi severim.

_ I like my country as everybody does it 

 

like

Bir durumun diğer bir durumla, benzer şekilde gerçekleşmesini belirtmede…

Ben de senin gibi (benzer şekilde) düşünüyorum.

_ I am thinking about it. like you.

 

as if / as though

 Bir durumun diğer bir durumla benzermiş/aynıymış gibi gerçekleştiğini belirtmede…

Sanki beni tanımıyormuşsun gibi konuşuyorsun

_ You are speaking as if/as though you didn’t know me.

 

on the assumption that

 Bir durumun varsayıldığı şekilde diğer durumla bağdaştırılabileceğini belirtmede…

Sende beni özlemişsindir diye sana geldim.

_ I’ve come to you on the assumption that you missed me.

 

so……..that

 Bir durumun diğer bir durumla aynı biçim/ yöntemle gerçekleştiğini belirtmede…

Öyle yorgundum ki hemen uyudum.

_ I was so tired that I fell a sleep.

 

the way (that)

 Bir durumun diğer bir durumla aynı yolla gerçekleştiğini belirtmede…

Bu problemi senin çözdüğün gibi (yolla) çözdüm.

_ I solved the problem the way that you did.

Kompleks/ girişik cümlede şart tümleci

 

if (eğer…-ırsa,-saydı v.s)…

 Bir eylemin gerçekleşmesinin diğer bir eyleme bağlı olduğu durumlarda…

Eğer yağmur yağarsa evde kalacağım

_If it rains, I wilI stay at home.

 

even if (-sa bile, -sa da)…

Başka bir eylem düşünülen şekilde gerçekleşse de sonrasında sonucun değişmeyeceğini bildirir.

Bana dünyaları versen bile ben bundan vazgeçmeyeceğim.

_ Even if you give me the worlds, I won’t give up that.

 

unless (if not)

 Bir eylem gerçekleşmedikçe diğer eylemin gerçekleşmeyeceğini belirtir.

Sıkı/ hummalı çalışmazsan sınıfı geçemezsin.

_ You won’t pass the class unless you study hard.

 

provided ….that

 Bir eylemin gerçekleşmesi durumunda diğer eylemin gerçekleşebileceğini belirtir.

Hava güneşli olursa (olması durumunda) deniz kenarına gideceğim.

_Provided that it is sunny, I wilI go seaside.

 

 

in the event that

 Bir eylem gerçekleştiği takdirde diğer eylemin düşünülen şekilde gerçekleşeceğini belirtirken kullanılır.

Hava yağmadığı takdirde(aksilik olmazsa) dışarıda olacağız

_ İn the event that it doesn’t rain, we wilI be out door

 

on condition that

 Bir eylemin gerçekleşmesi koşuluyla diğer eylemin gerçekleşeceğini belirtir.

Zamanında bitirmen koşuluyla sana para veririm.

_ On condition that you finish it on time, I wilI pay you for that money.

 

supposing that

 Bir eylemin gerçekleşeceği varsayımıyla diğer eylemin gerçekleşeceğini belirtir.

O söylediyse (farz edelim ki söylemiş) ne yapabilirsin ki.

_ Supposing that he told that, what could you do.