Kategori arşivi: Çürkçe dil bilgisi konu anlatımları

Kompleks cümle ögeleri

Kompleks/ Girişik cümle (clauses) ögeleri nedir?

 Birinci bölümde basit cümle ögelerini gördük Ve bu cümleler tek bir yargı altında Özne, yüklem, nesne… gibi cümle ögelerinden oluştu. Örneğimiz ise şuydu,

 Ali  parayı   Veli’ye   saat yedide otoparkta vermişti. 

Özne Nesne  Dolaylı   Zaman  Yer  Yüklem

   Nesne   Tümleci   Tümleci

   Tümleci

  

  Bu şekilde kurulmuş olan bir cümle, ögelerin çoğunu  barındırsa da yalın bir cümledir. Bundan başka diyelim ki ögelerden biri başka sözcük türleriyle desteklenmiş olsun. Yani cümle,

 ‘Ali parayı   Veli’ye  saat  yedide şehrin dışındaki otoparkta vermişti.’  Şeklinde kurulmuş olsun. Bu cümle de yine, bir ögesi, sıfat gibi görev almış bir yer tamlamasıyla desteklenmiş olmasına rağmen sade bir cümle olarak karşımızdadır. 

 

  Komleks/ girişik cümle ögelerinde ise durum şöyleydi?

Sinemaya gittiğim zaman  film  başlamıştı

_ When  I went to the cinema, the film had begun.

ne zaman(ki)   Ben sinemaya gittim    film    başlamıştı. 

 Evet cümle bu şekilde. Demek ki girişik bir cümlede bir yargıya sahip ayrı bir cümlenin esas cümleye çeşitli dil unsurlarıyla iliştirilmesi vardır. Ve bu iliştirilen cümle esas cümlenin bir elamanı bir ögesi olur. Örnekte yer alan cümle ise bir zaman bağıyla bağlandığı için yani, ne zaman? Sorusuna cevap verdiği için zaman tümleci olur.

 

Basit cümlede ögeler;

Ne yapmıştı?

…Vermiş idi_ He had given.  ( 3.tekil/geçmiş zaman/bitmiş tarz )

Neyi?

…parayı_ the money  ( -i halinde doğrudan nesne  )

Kime?

…bana _ to me     ( -e halinde dolaylı nesne tümleci )

Nerede?

…parkta_ in the park ( -de -bulunma-  halinde yer tümleci )

Ne zaman?

…beşte_ at seven( -de  halinde zaman tümleci)

Ne için?

….satın almak için _ to buy  (sebep tümleci)

 

Kompleks cümlede ögeler;

Kim?

Ali …

— Arabayı internetten gören  Ali …

( O ki  arabayı internetten gördü )

 

Ne yapmıştı?

… vermişti …

 

Neyi vermişti?      … parayı …

— biriktirdi(k)ğ-i  parayı —

( O ki  para-sını biriktirmişti )

 

Kime vermişti?

… Veli’ye  …

— güvendi(k)ğ-i arkadaşı Veli’ye —

( O ki Veli’ye güvenir )

 

Nerede vermişti?

… otoparkta …

— arabanın bulundu(k)ğ-u otoparkta —

( O ki otoparkta bulunuyordu)

 

Ne zaman?

… yedide …

— otaparkın kapandı(k)ğ-ı saat yedide —

( O ki saat yedide kapanır )

 

Arabayı internetten gören Ali parayı güvendiği arkadaşı Veli’ye, otoparkın kapandığı saat yedide otoparkta vermişti.

 

 

Article ‘the’ / harf-i tarif ‘el’ / ‘-ü(k)’ nedir?

  İSMİN HAL KATEGORİSİ NEDİR?

İsimlerde (eşyada) belirlilik/ belirsizlik; 

(eşyanın) tanıdık, özel bir eşya olması)

( Harf-i tarifel’ / Articlethe’/ –ük hali ) nedir ?

  Her şeyden önce Türkçede  –k ekinden söz edelim biraz. Ek (-k eki) ‘boz-uk saat, aç-ık kapı, kır-ık kalem, çiz-ik araba…vs.’ fiillerle kullanıldığında eşyanın fiille kastedilen hareketi yük almış olduğunu ya da fiille kastedilen hareketin eşya üzerinden geçmiş olduğunu bildirir. Ve aslında  fiillerin bitmiş durumunu, ismin fiille kazanmış olduğu sıfat halini  (sıfat fiili) oluşturur.

 Yine aynı –k eki;

 sar-mak’ tan _sarık,

 bat-mak’  tan_ batık

 örtmek’ ten_ örtü ( –ğ/-k )

   Ayrıca, düüt’  yansımasından ‘dü-d-ük’ gibi  fiil veya yansımayı yük almış, taşımış olan anlamında eşya adı da oluşturur.

   Ve hatta, ‘tanı-dık’ gibi -t  ekini almış bir fiili de yine taşıyan, yük alık/ almış olan anlamında (tanıdık adam) sıfat yapar.

 Sonuç olarak bütün bunlara bakıldığında –k ekinin bir yük alma veya taşıma görevi üstlendiği görülmektedir.

  Peki eşya hep böyle hareketleri mi yük alır sadece,

Ör;   At      (bir binek hayvanı.)

  At–ıg

  Ali at–ıg bindi

 

Yine; 

 kapıg (kapı) 

 kapıkık/ığ   

Ali kapıkıg  açtı . (kapıyı açtı

  ıyı

  

Ör; örtük (örtü)

 örtükük/ –üğ

Ali  örtüküg örttü ( örtüyü örttü )

   üy ü 

 Şöyle, karşımızda bir eşya var ve eğer,  eşyayı  hiç görmemiş veya bilmemiş isek eşya için; Bu nedir? Deriz. Ve bu şey için bir ad ararız. Bunu eşyayı dil sahasına çıkarıp ondan konuşmak için yaparız. 

 Demek ki eşya veya varlık dil sahasına çıkabilmek için bir ada ihtiyaç duyar. Böylece başlangıçta eşya ile adlar (isimler) arasında da yük alma veya taşıma -eşyanın ismi taşıması anlamında-  bir ilişki kuruldu.

  Burasını biraz açalım. Başlangıçta dedik,

 Aslında isimle kastedilen eşyanın tanıdık veya bilindik bir eşya olması durumu, yani belirlilik durumu iki yerde ortaya çıkar.

   Birincisi sohbet anı veya olay anıdır.

 ‘Kitabı satın aldım’ örneğinde ‘kitab-ı’ derken öncesinde sohbete konu olmuş bir kitaptan konuşuyoruz demektir. Yani olay şöyleydi.

 ‘Dün Ali ile kitap fuarına gittik. Orada ülkeleri tanıtan çok güzel resimli bir kitap görmüştüm’ ve ben,

 ‘Kitabı satın aldım’ Evet bu cümlelerde konu edilen kitap özel bir kitap olarak karşımıza çıktı. Özel diyoruz çünkü bu kitap diğer herhangi bir çok kitaptan belirli biri halini aldı. Bu bakımdan ‘kitap’ isimi özel ad gibi durdu. Bu durum, kişi veya diğer şeylere konulan özel adlara benzer bir durum. Farkı ise eşyanın cins veya tür adının sadece bir eşyayı özelleştirmesi oldu.

 Arapça dil bilgisinde ‘el’ takılı isim eşyanın özel adıdır denmekle kastedilen şey bütün bunlardır. 

 İngilizcede ‘the’ articlesinde de durum aynıdır. 

  İkincisi ise daha geniş, başlangıca dönük bir durumdur. Yani şöyle, bir örnek,

 ‘İnsan gerçekten çok nankördür’  örneğimizde bahsedilen isim tabiatta varlık olarak yer almış bir tür ismi, insan ismidir. Ve ‘insan’ demekle bütün bu bir tür kastedilmiştir. Fakat Arapçada yine de ‘el’ takısı alır.

( el insan). Buradaki durum ise şudur.

 Aslında ‘insan’ demekle ‘insan olan/ insan olmuş şey’ denmek istenir. Ve ta başlangıca ismin eşyaya ad olarak konmasına kadar gidilir. Şöyle,

 Diyelim ki iki kişiyiz ve biz karşımızdaki bir eşyaya ad koymak istedik. Eşyamız veya canlımız, hızlı koşan, dört ayaklı … vesaire bir canlı olsun. Oldu ki kararlaştırdık ve bu canlıya ‘at’ dedik. Ve eşyayı adlandırdık. Bundan sonra ‘the at, el at, atıg’ demekle adı ‘at olmuş’  eşya demek isteriz. Ve her defasında bu başlangıca döneriz. İşte Arapça ve İngilizcede ‘the’ ve ‘el’ takısının sıkça kullanılması bu yüzdendir. Aynı durum göreceğimiz gibi Türkçede de vardı. Ve bu, 

 ‘Tağ-ıg ukrukın  egmez.’ Şeklindedir. Ata sözüyle;

 ‘Dağ olan şey, bir dağ, iple eğilmez.’ anlamı verilir.

 İşte  isimlerle kullanılan belirtme/ belirlilik  bildiren dil unsurları bu ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır.

  Şöyle devam edelim. Tabiatta bir taraftan eşyalar veya varlıklar dolaşırken diğer tarafta adlar veya isimler dolaşırlar.

 Kişi, ‘Kırtasiyeden  birkaç kalem, bir çanta bir de defter aldım’ dediğinde, henüz dil sahasına çıkmayan veya kişinin dil sahasına çıkarmadığı, belirsiz,  bir veya birkaç varlık sohpete konu olmuştur.

 Bundan sonra,

çantayı (çanta olmuş olanı/ çanta adını yük alanı ) Ali’ye,

 ‘kalemi (kalem olmuş olanı/ kalem adını taşıyanı ) Veli’ye verdim.’ Derse eşyalar artık konuşma sahasına çıkmışlardır demektir. İşte ismin belirtme veya yük alma ya da eşyaya ismi yük aldırma yine ismi eşyaya yükleme durumu budur.

   Yükleme durumu ismin akuzatif durumuydu. Bu halde konuşan kişi önsesinden sohbete konu etmiş olduğu bir eşyayı yeniden anlatıyordur. Yani dinleyen için eşya ikinci kez işitiliyordur.

 Konuşan kişi, ben, ilk defa;  ‘Kitabı satın aldım.’ dersem demeki dinleyici olan siz, bir kitap mevzusundan haberdarsınız. Olaya eşya olan ‘kitap’ tarafından  baktığımızda ise ‘kitap’ söhpette yer almış olma bakımından sözü edilmiş, üzerinden söz geçmiş bir eşya, bir bakıma üzerinde söz oluşmuş bir eşya…  ya da eşya söz olmuş eşya veya  ad veya isim olmuş bir eşyadır.

  Ali kalem buldu.  ( belirsiz/ bilinmeyen  bir kalem ‘a pen’ )

  Ali kalem-i buldu. ( belirli/ bilinen bir kalemi ‘the pen’) Örneklerindeki gibi.

 Örnekteki eşya  ( yani ‘kalem’ sözü ) cümlede nesne göreviyle yer aldı. Fakat birincisinde, eksiz olanında, herhangi bir kalem, daha hiç sözü edilmemiş bir kalem varken; ikincisinde bilinen, konu olmuş bir kalem vardır.

  Bundan sonra,

 ‘Kalem kırmızı bir kalemdi.’  Dendiğinde, ‘kalem olmuş’ eşya kırmızıydı denmek istenir. Fakat isim bu kez özne olarak ifadede yer alır. Ve genede bu eşyanın bilinen bir eşya olduğu (ifadede bilinmişlik bildiren bir ek unsuru, –i  unsuru olmasa da) durumdan anlaşılır.

 Bütün bu cümlelerdeki eşya ‘kalem’ sözü, ‘kalem olmuş şey’ anlamında kullanıldı.

 Devam edelim,

Güneş balçıkla sıvanmaz.’

Yani, ‘Güneş olan şey…’  yine,

 ‘Dağ  iple eğilmez.’ 

Yani, ‘Dağ olmuş şey…’  örneklerinde de aynı durum vardır.

 Farkındaysak bu son örneklerde ‘güneş’ ve ‘dağ’ sözleri ilk defa işitiliyor. Ve bir ikinci defa sohbete konu olma durumu da yoktur. Fakat biz yine de bir belirlilik hissederiz. Bu, birinci örnekte ‘güneş’ iken ikincisinde ‘dağ’ oldu. Güneş dendiğinde herkes güneşin nasıl bir eşya olduğunu bilirken. ‘Dağ’ da ise böyle bir bilinmişlik,  bilinen, belirli bir dağ da yoktur. Fakat, ‘dağ olmuş olan şey, bir dağ olmuş, dağ olan şey’ diyerek sözü genişletirsek ortada belirli bir eşya olmasa da bir tanınmışlık, zihinlerdeki bir tanınmadan bahsedebiliriz.

 Bu cümlenin aslı;

Tağ-ıg ukrukın  egmez.’ Şeklindedir. Ata sözüyle;

 ‘Dağ olan  şey iple eğilmez.’ anlamı verilir. Tıpkı bugünkü,

 ‘İnsan (olan, bir insan ) böyle bir şey yapmaz’  söylemlerindeki gibi.

 Örnekteki -ıg ek unsuru eşyayı belirli, bilinen bir eşya yapar. Ve bu yapıda –ıg ekli  eşya,  ( halı hazırda ) ‘dağ’ adını taşımış olan eşyadır. Bu arada –ıg ekli isim cümle içerisinde özne olarak yer alıyor.

 İşte ismin –i akuzatif/ nesneli hali belirlilik, tanınan belirli bir eşyayı bildirirken, ismin özne hali ise  bazen veya çoğu kez belirli bir’lik bildirmezse de bir tanınmışlığı haber verir.

Görüntüyü daha da netleştirelim.

 ‘Ali ateşi? yaktı.

 ‘ Ateş?? alev ile söndürülmez.’ Örneklerinde işaretli yerlerde ifadeden düşmüş harfler vardır aslında. Birinci cümlede bir -g(-ğ) harfi, ikincisinde -ıg/(-ığ) eki düşmüştür. Bu cümlelerin aslı;

 ‘Ali otug yaktı’ (ot = od/ ateş demektir) 

 Bügün;

Ali odug—oduğ–odu  yaktı

 (‘the’  ot/ ateş)

yani, Otug ayguç birle öç-ürmez.  (ata sözüdür) 

Bügün; ‘Od ayguç/ alev ile sönmez

 Yani, Odolan şey- ayguç birle öçürmez

Gördüğümüz şey şudur.

  1. Birinci cümlede isim ( od_ateş ) nesne gibi kullanılırken, ikincisinde özne oldu.
  2. İsimlerin eklerinde (-ug ekinde) bir değişme de yoktur.

 ‘The’ artikeline dikkat edelim. Dikkat edelim çünkü, Türkçedeki –i(-ig) eki ingilizcede ‘the’ artikeline karşılık geliyor. Bu arada İngilizce ve  diğer dilleri konuşanlar Türkçede böyle bir tanıdıklık unsuru, harf-i tarif, article bulmaya zorlanırsa bu eski fakat artık -özne durumunda- işletilmeyen bir –ıg ekiydi.  Bugün ise isimin nesne … ( üzerine bir hareket yöneltilmeyen,veya, üzerinden bir hareket çıkmayan nesne, yalın nesne)                                                                                                        …olarak yer aldığı durumlarda tanıdık/ bilinen/ belirli bir nesne (-i ekli nesne) olarak varlığını devam ettirir.

 Örnekler,

 Ali found a pen.   _ Ali kalem ( herhangi bir kalem) buldu.

 Ali found the pen._ Ali kalem-i buldu

 Ali kalem olmuş olan şey buldu.

 Demek ki Türkçede de diğer dillerde (Arapçada ‘–el’, İngilizcede ‘the’) olduğu gibi, eşyanın tanıdık bir eşya olduğunu bildiren bir dil unsuru vardır.

 Şu ana kadar ismin tanıdık olan isim, tanıdık olmayan isim durumunu, –i durumunu gördük. Yani belirtili nesne demiyoruz artık tanıdık, belirli eşya diyoruz çünkü ek, –ıg eki ismin sadece nesne halinde kullanılmazdı. Hem zaten ‘–i/ -iğ/ -ig’ eki  eki bir ismi nesneleştirmek için değil, eşyayı tanıdık eşya sahasına almak için işletilirdi. 

  Öyleyse,

 Türkçede, isimlerin tanıdık olması kategorisi/ harf-i tarif nedir? 

…………… kısaca ‘–i/ -iğ/ -ig’ dir.

 

Zıtlık bağlaçları (contrasting conjunctions)

Or

Okuyabilmeli veya yazabilmeli.

_ He must read or write.

 

Either……or

Ya okumalı ya da yazmalı.

_He must either read or write.

 

but

Yazamıyor ama konuşabiliyor

_He can’t write but be can speak.

 

Otherwise

Bu elbise üstüme uymadı/ oturmadı Yoksa, lacivert bana yakışırdı.

_ This jacked doesn’t fit on me. Otherwise, darkblue would suit me.

 

Yet/ still

Konuşamadı, halbuki konuşabiliyordu.

_ He wasn’t able to speak, yet/ still he could speak.

 

however

 

 

to tell the truth (doğrusunu söylersek),

Doğrusunu söylemek gerekirse ben onu sevmiyorum.

_ To tell the truth, I don’t like her.

 

 

actually (gerçek şu ki),

in fact (gerçekte)

as a matter of fact (mesele şurasındaki)

 

on the contrary / in contrary (aksi taktirde),

İngilizcenin zor bir dil olduğunu söylenir. Aksine kolay bir dil.

_English is said to be a difficult language. On the contrary, it is very easy.

 

quite the opposite (tam aksine) 

 

nevertheless (buna rağmen),

Söyledikleri doğru ancak, kabaydı

_ He said was true; nevertheless, it was unkind.

 

nonetheless (herşeye rağmen),

even so (öyle olsabile yine de)

on the other hand (diğer taraftan),

on the one hand (bir taraftan)

 

 

Birleştirici bağlaçlar

and

Okuyabiliyor ve yazabiliyor.

_He can read and write.

 

both….and

Hem okuyabiliyor hem de yazabiliyor.

_He can both read and write.

 

neither…nor

Ne okuyabiliyor ne de yazabiliyor.

_ He can neither read nor write.

 

not only.. but (also)

Sadece okuyamıyor yazamıyor da.

_He can’t only read but(also) write.

 

whether……or  -sekte……..-mesekte

Okusa da yazsa da fark etmez.

_ İt doesn’t matter whether he can writeor read.

 

morever (dahası) çok resmi,

Ofiste çok işim var ayrıca, eşime ona yardım edeceğime dair söz verdim.

_ I’ve a lot to do at the office. Morever, I’ve promissed that I’ll help my wife.

 

furthermore (ayrıca) resmi,

 

İn addition (buna ek olarak),

on top of that (üstelik)

 

along with (bununla beraber),

O çok güzel gitar çalar bununla birlikte güzel de şarkı söyler

_He plays the guitar well; along with this, he can sing a song welI, too.

 

in any case (her halükarda),

besides (bunun yanısıra),

what is more (öte yandan),

also (hemde)

 

certainly (kesinlikle),

İyi bir fikir. Kuşkusuz bunu düşüneceğim

_İt is a very good idea. Certainly, I’ll think about it.

 

granted (diyelim ki),

by the way (bu arada),

incidentally (laf arasında)

in the same way (bir başka ifadeyle)

 

similarly (benzer şekilde),

O bunu yababildi, aynı şekilde sende bunu kolayca başarabilirsin.

_ He was able to do it very easily. Similiarly, you can achieve it easily too.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fiil çatısı (fiillerdeki hareketin taşınması) nedir?

 Fiillerdeki hareketin taşınması, fiillerde çatı nedir?

Tanım;

….kısaca öznenin, fiillerin anlamına dokunmadan fiillerdeki hareket taşınmasını bildirirken yapmış olduğu dil bilgisel, gramer işlemlerine fiillerde hareket taşınmaları (fiil çatısı) denir.

Türkçe için şöyle başlayalım.

 Tabiatta madde olarak var olan ya da var olduğu düşünülen varlıklar olduğu gibi, varlıklara bağlı hareketlerde vardır. Bu hareketlerin ise bir kısmı varlığın üzerinde kendiliğinden meydana gelirken ‘yağmur yağdı, rüzgar esti’ gibi, bir kısmını da bir yapıcı meydana getirir.

‘Ali mektubu yazdı’

 Örnekteki yapıcı (Ali) hareketi bir nesne üzerinde meydana getirmiştir. Bazı fiillerde ise yapıcı, bir nesne olmaksızın hareketi gerçekleştirebilir.

‘Ali oturdu’ Yine bazı durumlarda nesne vardır fakat yapıcı bu nesne üzerinde bir etkiye sahip değildir.

‘Ali köpekten korktu’

 Aksine nesneden gelen bir etki veya nesneye karşı bir etkilenme vardır.

 Şimdiye kadar gösterilen fiiller ( yağdı, oturdu, yazdı, dokundu, korktu ) fiilleri yalın halleriyle bir harekete ad fiillerdir. Ve fiillerin yer aldığı cümlede bir özne vardır. Yani hareket ister fiziksel olarak yapıcısı olan bir hareket olsun, isterse hareket kendiliğinden varlıkta ortaya çıkmış olsun cümlenin kurucu unsuru, harekete konu unsur olduğu için söz edilen varlık cümlelerin öznesidir.
 Şöyle;

‘Ali mektubu yazdı’

 Örnekteki ‘Ali’, ‘yazmak’ fiiliyle kastedilen hareketi fiziksel olarak gerçekleştirmiştir elbette, fakat Türkçe  açısından bu önemli değildir. Diğer bir örnek:

‘Ali mektubu yazdırdı’

 Bu cümlede Ali yazmayı -d-ır veya –t-ür yapar. Yazmak fiiliyle kastedilen hareketi ise fiziksel olarak belirtilmeyen bir başkası yapar. Bu bir başkası belirtiliyorsa ifadeye ayrıca bir –t ilave edilir. ( Ali mektubu Veli’ye yazdırttı) Gibi. Bu iki, -d-ır’lı ve –d-ir-t’lı örneklerde özne olan Ali olaya birinci dereceden sebep olur.

‘Ali mektubu yazdır(e)ttirdi’ (yazdırttırdı)’da ise hareketin dilsel yapıcısı ( -d-ır’mayı yapan) dahi belirtilmemiştir. Bu biri verilecekse ‘yazdır(e)ttirtti’ (yazdırttırttı) denmelidir.

 Bütün bu durumlarda cümlenin üzerine kurulduğu öge ( özne ) ‘Ali’, fiille kastedilen hareketin fiziksel yapıcısı bir başkasıdır.

 Buraya kadar durum böyleyken işin birde diğer tarafı, nesne tarafı vardır. Yani işin bu tarafında böyle şeyler olurken diğer tarafta nesnede kendi tarafında dil bakımından aktif olarak hareket halinde bir cümle oluşturmaktadır.

 Şöyle, ‘Ali’ karşı taraftan bir hareket (yazdı hareketini) yaparken bu tarafta ise nesne aynı harekete başka bir hareketi ( il’meyi ) katarak (mektup yaz-ildi) karşılık verir görünür. Görünür derken aslında böyle bir karşılık verme durumu yoktur. Yani iş,

‘Ali mektubu yazdı’ da ‘mektup yaz-ildi’ sonuç mantığı üzerinden yürümez.

‘ Ali camı kırdı.’ Cümlesi başka

‘ Cam kırıldı’ Cümlesi başka bir cümledir. Fakat şöle olabilir.

‘Ali cama vurunca cam kırıldı’

‘ Ali camı kırdı.’ ‘Cam kırıldı’ Böyle değil.
 Çünkü bu cümleler bir birinden bağımsız birer özneye sahip cümlelerdir. Fakat biz genede karşılaştırma yaparak devam edelim, tabii bu karşılaştırma dil bilgisel karşılaştırmadır unutmayalım. Çünkü şu anda etken, ettirgen… ve edilgen yapılı fiilleri işliyoruz.

 Devam edelim,

 ‘Ali mektubu yazdı’ cümlesinde ‘Ali’ mektubu yazarken. Bu tarafta nesne (mektup) –il ekiyle (Ali’den bağımsız olarak ) hareketi kendine iliştirir. Yani, ‘mektup yaz-iler’ Yine,

‘Ali’ yaz’ı tür’üp bırakırken, nesne (mektup) yaztür’ü kendine  -il’ler (mektıp yazdır-ildi) gibi..

‘Ali’ yaz-tür’ü -(i)t’ip bırakırken, nesne yaztürt’ü kendine –il’ler (mektup yazdırt-ildi) gibi. Yine,

‘Ali’ yaz-tür’ü (e)ttir’ip bırakırken, nesne yaztür(e)ttür –il’er ( mektup yadırttır-ıldı) gibi.

Kısaca, dil açısından bakıldığında bütün bu durumlarda nesne ( yani mektup) canlıymış gibi düşünülür ve –il ile kastedilen hareketin yapıcısı olur. Harekete konu unsur olduğundan da kendi cümlesinin kurucu elemanı öznesi olur.

Bütün bunlara göre ifadelerdeki fiiller üzerindeki hareket oynamalarında, fiillerle kastedilen hareketlerin anlamlarında herhangi bir değişme olmamıştır. Böylece,

Fiillerde hareket taşınmaları nedir? ( fiillerde çatı nedir? )

 Fiiller yalın halleriyle bulunduğunda, karşılamış oldukları hareketlerin ya öznede kaldığını (geçişsiz fiil)( öldü ) ya da özneden nesneye geçmiş halde olduğunu (geçişli fiil) (yazdı bildirirler.

Özne, kendinde kalmış bir hareketi kendinden çıkarıp karşısındaki nesneye taşıdığında

(oldurgan)(öldürdü) veya

yalın haliyle zaten nesneye taşımış olduğu bir hareketi bu kez bir başkasına taşıtmak istediğinde

(ettirgenlik)(yazdırdı);

yalın haliyle hep nesneye taşıdığı hareketi taşımak

(dönüşlülük)(yıkadı-yıkandı) istediğinde,

yine, gelen etkiler karşısında kendisinde bir tepkinin olduğunu ve hareketi artık taşımış olduğunu

(edilgenlik)(yazıldı/ öldürüldü) bildirmek istediğinde…

…kısaca öznenin, fiillerin anlamına dokunmadan fiillerdeki hareket taşınmasını bildirirken yapmış olduğu dil bilgisel, gramer işlemlerine fiillerde hareket taşınmaları denir.
 
 Not: Hareket taşınmasının henüz gerçekleşmediği yalın haldeki geçişli ve geçişsiz fiiller çatılı fiil değildirler.

Etken (active) fiil: Yüklemdeki hareketin cümlenin öznesi tarafından yapıldığını, öznenin aktif/yapıcı olduğunu: Ali, Veli’yi dövdü.

Edilgen (passive) fiil: Öznenin başkasınca yapılmış müdahaleler karşında tepkisini veya geçirdiği dönüşümü: Ali dövüldü.

Olgan (inchoative) fiil: Öznenin doğal vs. etkiler karşısındaki tepkisini veya geçirdiği dönüşümü: (Kapı) açıldı.

Dönüşlü (reflective) fiil: Öznenin etkin olarak yapmış olduğu bir hareketi bu kez kendine döndürdüğünü: Kuruladı-Kurulandı.

İşteş (reciprocal) fiil: Hareketin özneler tarafından paylaşıldığı durumu: Ali’yle Veli dövüştü. Bildiren fiillerdir.
 
 
Hareketlerine göre;

-t/-r/-tür’ilmiş fiil: Öznenin kendisinde ortaya çıkmış/ üremiş geçişsiz bir hareketi bu kez kendisinin (bir nesneyle) ortaya çıkarması, ortaya koyması, et-mesi (oldurganlık)’tır: Doğdu–doğ-urdu, Doydu–doy-urdu, Öldü–öl-dürdü, Uyudu–uyu-ttu.
Yine, öznenin geçişli fiillerle aynı ekleşmeleri kullanarak hareketi yaptırmasıdır. (ettirgen): Yazdırdı.

ürt/ -türt’ilmiş fiil: Öznenin bir hareketi oldurgan veya ettirgen yapma işini bir başkasına itmesidir. öl-dürttü. Yazdırttı.

Ettir’ilmiş fiil: Öznenin bir hareketi ür-ettirmesini/tür-ettirmesini/ettirmesi ( dolaylı ettirgen): Ali fareyi öldür(e)ttürdü.

Ettirt-ilmiş derken: Öznenin bir hareketi ürettirmeyi/türettirmeyi/ettirmeyi et-ip/itip bırakması( dolaylı ettirgen): Öldür(e)ttürttü.

Geçişli (transitive) derken: Öznenin müdahalesiyle nesnesinde oluşan reaksiyonu/tepkiyi belirten filleri: Ali camı kırdı.

Geçişsiz (intransitive) derken: Bir hareketin nesneye taşınamadığını, öznede kaldığı: Kim? öldü, yattı, durdu, neyi? Giydi/ giyindi, öğrendi, bildi, anladı, neye? kandı, güvendi, neyden? utandı, korktu, nereye? gitti, geldi. Yine, yıkıldı, dövüldü, yıkandı vs.

Geçişli fiil (transitive verb), geçişsiz fiil (intransitive verb nedir?

Türkçede geçişli ve geçişsiz fiiller?

Tanım;

    Fiiller anlam özelliklerine göre incelendiğinde bazı fiiller, yalın halleriyle, fiilde bildirilen hareketi özne üzerinde bırakmış olarak bulunurlar. Bunlar; öldü, patladı …, öğrendi, anladı …, kandı …, korktu …, gibi fiillerdir. Bu türden fiillerde özne fiille bildirilen hareketi karşıya, bir nesneye transfer etmez, geçirmez, fiil geçişsiz olarak kalır. Bundan başka bazılarında hareketi karşıya, bir nesneye transfer etmiş halde bulunurlar. Bu fiiller ise; yazdı, taşıdı …, dokundu, baktı …, gibi fiillerdir. Bunlarda ise özne, hareketi karşıya, bir nesneye transfer etmiştir. Ve fiil geçiş bildiren, geçişli bir fiil olarak yer almıştır. 

Geçişli ve geçişsiz fiiller (transitive and intransitive verbs) nedir?

 Fiilleri sordurdukları sorularına göre sınıflandırırken nesne gerektiren fiiller ve nesne gerektirmeyen fiiller diye iki gruba ayırmıştık. –i halinde nesne talep eden fiiller hariç, diğer;  -e ve -den hallinde nesne talep eden fiiller hiç nesne talep etmeyen fiiller geçişsiz fiillerdir. Yani, bu türden fiillerde fiille bildirilen hareket öznede kalır, karşıya, bir nesneye transfer olmaz. Genellikle.

Fiil örneklerimizi hatırlayalım;

Nesnesiz fiiller:
Nominatif (yalın hal) Kim?/Ne?: Öldü, patladı, çatladı, büyüdü, çürüdü, doydu, doğdu….

(yer tümleçli)
Yönelme (-e hali ) Nereye?:Ulaştı
YönelmeAyrılma Nereye?/Nereden?:Gitti, geldi,
Çıkma (-den) Nereden?:Uzaklaştı vs. fiilleriydi.
 Geçişli fiiller ise hareketin özneden nesneye geçtiği, taşındığı fiillerdir. Bütün bu fiiller cümlede bir veya birden çok nesne talep ederler. Geçişli fiilleri iki guruba ayırabiliriz. Bunlar, bir nesne talep eden fiiller ve iki nesne talep eden fiiller olarak karşımıza çıkar. Aşağıda bir önceki sayfalardan buraya kopyaladığımız fiil örneklerini göreceksiniz. Parantez içindeki mavi renkli yazılar, fiillerin sonradan iki nesneli fiil haline nasıl geldiğini gösterir.
 
Nesneli fiiller:
Akuzatif (-i hali) Kimi? Neyi?:Yaz(dır)dı, taşı(t)dı, tanı(t)dı, kes(tir)ti, öğrendi(to learn)/öğretti(to teach), gördü(to see)/ gösterdi(to show), anladı(to understand)/anlattı(to tell), bildi(to know)/bildirdi(to state).
Datif (-e hali) Kime? Neye? Nereye?: Bak(tır)mak, dokun(dur)mak, inan(dır)mak vs.
Ablatif (-den hali) Kimden? Neyden? Nereden?: Hoşlan(dır)mak, bık(tır)mak, kork(ut)mak, sakın(dır)mak vs.
Enstrumental (ile hali) Kimle? Neyle?: Barış(tır)tı, savaş(tır)tı, dövüş(tür)tü, tartış(tır)tı vs.

  Örnekleri gördük;

   Geçişli fiil nedir? Geçişsiz fiil nedir?

 Fiiller anlam özelliklerine göre incelendiğinde bazı fiiller, yalın halleriyle, fiilde bildirilen hareketi özne üzerinde bırakmış olarak bulunurlar. Bunlar; öldü, patladı …, öğrendi, anladı …, kandı …, korktu …, gibi fiillerdir. Bu türden fiillerde özne fiille bildirilen hareketi karşıya, bir nesneye transfer etmez, geçirmez, fiil geçişsiz olarak kalır. Bundan başka bazılarında hareketi karşıya, bir nesneye transfer etmiş halde bulunurlar. Bu fiiller ise; yazdı, taşıdı …, dokundu, baktı …, gibi fiillerdir. Bunlarda ise özne, hareketi karşıya, bir nesneye transfer etmiştir. Ve fiil geçiş bildiren, geçişli bir fiil olarak yer almıştır. 

   Geçişli fiillere (-i halinde) nesne alabilen fiiller demek  yine, kimi? Neyi? sorularına cevap veren unsura nesne demek?

 Bir fiilin geçişli olması demekle, öznenin karşısında durup nesne görevinde yer alan bir isimle fiilin etkileşimi ve bu etkileşimin sonucunda, yani öznenin yapmış olduğu etki sonrasında nesnenin vermiş olduğu tepki kastedilir.

   Ali camı kırdı (Neyi kırdı?).

 Bu cümlede cam bir nesnedir. Neyi? Kimi? Sorularına da cevap vermiştir. Hareket, bir etki-tepki sonucunda meydana gelen hareketler (fiiller) sınıfında olduğu için geçiş bildiren fiildir. Bu etki ve tepki ile cümlede bir nesnenin var olduğu da bilinir. Yine bu durumda özne, nesne üzerinde etkindir. Yani fiil hareketi bir nesne üzerine transfer eden, geçiş bildiren, geçişli bir fiildir.  Bundan başka böyle hareketi bir nesneye transfer etmeyen; öldü, büyüdü, patladı, düştü… gibi fiillerde vardır. Bu tür fiillerde özne hareketi bir nesneye transfer etmez çünkü ortada bir nesne yoktur. Türkçede özne, fiili transfer edilen bir fiil haline getirirken –t, -r, -tür eklerini işletir. Öldürdü, büyüttü… gibi..  Yine, Türkçede özne –t, -r, -tür eklerini –i halinde nesne gerektiren; yazdı, kırdı, taşıdı, kesti… gibi geçişliliği kendinden olan nesneli fiillerle de işletir. Yazdırdı, kestirdi … gibi. Fakat bu türlü fiillerde öznenin nesnesine hareketi transfer etmesi yoktur. Yani, ‘Öldürdü’ çekimli fiilinde özne hareketi nesnesine transfer ederken, ‘yazdırdı’ fiilinde özne hareketi yapmayı dahi nesnesine ettirir. Hareketi nesne üzerine transfer etmeyi belirtilmeyen başkası yapar. Bu durumda özne ifadede sadece ettiren olarak yer alır.

   Bu arada ;  Dokundu, baktı, yaslandı,  güvendi,  inandı,  kandı …  fiilleri  neye? Kime? Sorularına cevap veren  nesneli fiil olsalarda; dokundu, baktı, yaslandı, güvendi …, fiilleri transferli, hareketi nesneye taşıyan fiiller, diğer, ‘kandı, inandı…’ fiilleri transferi olmayan, hareketin öznede kaldığı fiillerdendir. Çünkü,  -t, -r, -tür ekleri dokundu_dokundurdu, baktı_baktırdı … fiillerinde hareketi ettirme; kandı_kandırdı, fiilinde bir transferi bildirir. 

 Tersi durum, öğrendi, anladı… gibi  -i halinde nesne gerektiren nesneli fiillerde vardır. Bu fiillerde fiiller kimi? Neyi sorularına cevap verselerde diğer ; yazdı_yazdırdı, kırdı_kırdırdı … fiillerinde olduğu  gibi bir ettirmeden  bahsetmezler.   Çünkü,  -t, -r, -tür ekleri fiillere eklendiğinde; anladı_anlattı, öğrendi_öğretti … görüldüğü gibi bir transferlik, bir geçişlilik bildirir.

 Buradan da, fiillerin –i veya –e halinde olmasıyla geçişlilik veya geçişsizlikleri arasında her zaman bir bağlantı kurulu değildir yargısı oluşturulabilir.

 Demek ki fiillerin ‘direct object’ (doğrudan nesne); kırdı_neyi kırdı?, dokundu_neye dokundu?,  korktu_neyden korktu?  Veya, ‘indirect object’ (dolaylı nesne);  Kırdırdı_neyi kime kırdırdı?,  Dokundurdu_kimi neye dokundurdu?… talep etmesiyle, hareketin özneden nesneye transferi meselesinde sorular üzerinden hareket etmek pek de kesin sonuç vermez.

 Öyleyse şöyle yapılabilir. Fiilleri kategorilerine ayırırken, talep etmiş oldukları sorularına  veya nesnesinin  hallerine;  –i, -e, -den haline bakılmaksızın, hareketi özneye bırakan veya bırakmayan fiiller  diye ayırmak gerekir. Bundan sonra, fiillerin taban anlamları,  üzerlerinden oluşturulacak yargıyı kendileri verirler.

 Şöyle; öldü, anladı, kandı, korktu… çekimli fiillerinde hareket öznede  kalır. Özne; öldürdüm, anlattım, kandırdım, korkuttum … demekle hareketi bir nesneye transfer ettim demek istemiştir. Yok böyle değilde fiiller; yazdı, kırdı,  dokundu, kaktı… gibi hareketi bir nesneye taransfer etmiş fiillerdense, Özne; yazdırdım, kırdırdım, dokundurdum, baktırdım … demekle  hareketi  kendisinin bir nesneye transfer etmesinden  değil, hareketi yaptırarak bir başkasının hareketi bir nesneye transfer etmesini sağlamaktan, sebep olmaktan, bahseder.
 
 

Fiil nedir? Çekimli fiil (tense) nedir?

Fiil nedir?  Çekimli fiil (tense) nedir?

Tabiyatta madde olarak var olan veya var olduğu düşünülen varlıkların; belirli bir…

şahsa I ( ‘ben‘ birinci tekil şahıs) worked

zamana; I worked (2) _ Çalıştım ( geçmiş z.)

 … tarza;    I had worked (3)_Çalışmıştım.     (tamam olmuş bitmiş tarz )

bağlı olarak aktif halde bulunan durum veya hareketlerine… Bu varlıkların;

 … kendilerinde;   to get humanized

 … niteliklerinde; Her face turned yellow. (yüzü saradı)

meydana gelen değişim ve dünüşümlerini bildirirken oluşturulan fiil+tarz+zaman+şahıs…birleşmelerine, çekimli fiil, yapılarda yer alan hareket adlarına fiil denir.

Şahıs; harekete muhatap olan her şey/ şahıs/ zamir/ konu/ durumdur. (özne–subject)

Zaman(time); 

geçmiş ( –di ) (past; used to V,    V-ed2   was/were V-ing,   had V-ed3 )

şimdiki ( …) 

(present; V & V-es, … am/is/are V-ing,  have/ has V-ed3) 

gelecek ( –ecek

(future; will,  will be V-ing,  will have V-ed3)

geçmişteki gelecek ( –ecekti

(future in past; would, would be V-ing, would have V-ed3)

Tarz/biçim(aspect); hareketin gerçekleşme şekli; hareket;

genel (-e-r)

(common aspect ) hareket mi,

devam eden (-yor/ -yır/ -yaar/ -yap) hareket mi

 (continuous aspect; be V-ing) veya,

tamam olmuş (-miş/-ip/-gan)

(perfect aspect; have V-ed3) hareket mi, yoksa

hala devam etmekte (-mekte)

(perfect continuous; have been V-ing)
olan hareket mi yani biçimidir.

 Çekim(tense); şahıs ve tarz unsurlarıyla birleşen fiilin bir zamana göre çekimlenmesidir.
Ör: Gid-iyordum, çekimli fiili, 1. Tekil Şahsın, geçmiş zamanda devam ettirdiği hareketin ifade edildiği çekim şeklidir.

 

 

 

fiil çatısı nedir?

 Fiillerdeki hareketin taşınması, fiillerde çatı nedir?

Fiil çatısı nedir? English voice nedir?

Tanım;

….kısaca öznenin, fiillerin anlamına dokunmadan fiillerdeki hareket taşınmasını bildirirken yapmış olduğu dil bilgisel, gramer işlemlerine fiillerde hareket taşınmaları (fiil çatısı) denir.

Türkçe için şöyle başlayalım.

 Tabiatta madde olarak var olan ya da var olduğu düşünülen varlıklar olduğu gibi, varlıklara bağlı hareketlerde vardır. Bu hareketlerin ise bir kısmı varlığın üzerinde kendiliğinden meydana gelirken ‘yağmur yağdı, rüzgar esti’ gibi, bir kısmını da bir yapıcı meydana getirir.

‘Ali mektubu yazdı’

 Örnekteki yapıcı (Ali) hareketi bir nesne üzerinde meydana getirmiştir. Bazı fiillerde ise yapıcı, bir nesne olmaksızın hareketi gerçekleştirebilir.

‘Ali oturdu’ Yine bazı durumlarda nesne vardır fakat yapıcı bu nesne üzerinde bir etkiye sahip değildir.

‘Ali köpekten korktu’

 Aksine nesneden gelen bir etki veya nesneye karşı bir etkilenme vardır.

 Şimdiye kadar gösterilen fiiller ( yağdı, oturdu, yazdı, dokundu, korktu ) fiilleri yalın halleriyle bir harekete ad fiillerdir. Ve fiillerin yer aldığı cümlede bir özne vardır. Yani hareket ister fiziksel olarak yapıcısı olan bir hareket olsun, isterse hareket kendiliğinden varlıkta ortaya çıkmış olsun cümlenin kurucu unsuru, harekete konu unsur olduğu için söz edilen varlık cümlelerin öznesidir.
 Şöyle;

‘Ali mektubu yazdı’

 Örnekteki ‘Ali’, ‘yazmak’ fiiliyle kastedilen hareketi fiziksel olarak gerçekleştirmiştir elbette, fakat Türkçe  açısından bu önemli değildir. Diğer bir örnek:

‘Ali mektubu yazdırdı’

 Bu cümlede Ali yazmayı -d-ır veya –t-ür yapar. Yazmak fiiliyle kastedilen hareketi ise fiziksel olarak belirtilmeyen bir başkası yapar. Bu bir başkası belirtiliyorsa ifadeye ayrıca bir –t ilave edilir. ( Ali mektubu Veli’ye yazdırttı) Gibi. Bu iki, -d-ır’lı ve –d-ir-t’lı örneklerde özne olan Ali olaya birinci dereceden sebep olur.

‘Ali mektubu yazdır(e)ttirdi’ (yazdırttırdı)’da ise hareketin dilsel yapıcısı ( -d-ır’mayı yapan) dahi belirtilmemiştir. Bu biri verilecekse ‘yazdır(e)ttirtti’ (yazdırttırttı) denmelidir.

 Bütün bu durumlarda cümlenin üzerine kurulduğu öge ( özne ) ‘Ali’, fiille kastedilen hareketin fiziksel yapıcısı bir başkasıdır.

 Buraya kadar durum böyleyken işin birde diğer tarafı, nesne tarafı vardır. Yani işin bu tarafında böyle şeyler olurken diğer tarafta nesnede kendi tarafında dil bakımından aktif olarak hareket halinde bir cümle oluşturmaktadır.

 Şöyle, ‘Ali’ karşı taraftan bir hareket (yazdı hareketini) yaparken bu tarafta ise nesne aynı harekete başka bir hareketi ( il’meyi ) katarak (mektup yaz-ildi) karşılık verir görünür. Görünür derken aslında böyle bir karşılık verme durumu yoktur. Yani iş,

‘Ali mektubu yazdı’ da ‘mektup yaz-ildi’ sonuç mantığı üzerinden yürümez.

‘ Ali camı kırdı.’ Cümlesi başka

‘ Cam kırıldı’ Cümlesi başka bir cümledir. Fakat şöle olabilir.

‘Ali cama vurunca cam kırıldı’

‘ Ali camı kırdı.’ ‘Cam kırıldı’ Böyle değil.
 Çünkü bu cümleler bir birinden bağımsız birer özneye sahip cümlelerdir. Fakat biz genede karşılaştırma yaparak devam edelim, tabii bu karşılaştırma dil bilgisel karşılaştırmadır unutmayalım. Çünkü şu anda etken, ettirgen… ve edilgen yapılı fiilleri işliyoruz.

 Devam edelim,

 ‘Ali mektubu yazdı’ cümlesinde ‘Ali’ mektubu yazarken. Bu tarafta nesne (mektup) –il ekiyle (Ali’den bağımsız olarak ) hareketi kendine iliştirir. Yani, ‘mektup yaz-iler’ Yine,

‘Ali’ yaz’ı tür’üp bırakırken, nesne (mektup) yaztür’ü kendine  -il’ler (mektıp yazdır-ildi) gibi..

‘Ali’ yaz-tür’ü -(i)t’ip bırakırken, nesne yaztürt’ü kendine –il’ler (mektup yazdırt-ildi) gibi. Yine,

‘Ali’ yaz-tür’ü (e)ttir’ip bırakırken, nesne yaztür(e)ttür –il’er ( mektup yadırttır-ıldı) gibi.

Kısaca, dil açısından bakıldığında bütün bu durumlarda nesne ( yani mektup) canlıymış gibi düşünülür ve –il ile kastedilen hareketin yapıcısı olur. Harekete konu unsur olduğundan da kendi cümlesinin kurucu elemanı öznesi olur.

Bütün bunlara göre ifadelerdeki fiiller üzerindeki hareket oynamalarında, fiillerle kastedilen hareketlerin anlamlarında herhangi bir değişme olmamıştır. Böylece,

Fiillerde hareket taşınmaları nedir? ( fiillerde çatı nedir? )

 Fiiller yalın halleriyle bulunduğunda, karşılamış oldukları hareketlerin ya öznede kaldığını (geçişsiz fiil)( öldü ) ya da özneden nesneye geçmiş halde olduğunu (geçişli fiil) (yazdı bildirirler.

Özne, kendinde kalmış bir hareketi kendinden çıkarıp karşısındaki nesneye taşıdığında

(oldurgan)(öldürdü) veya

yalın haliyle zaten nesneye taşımış olduğu bir hareketi bu kez bir başkasına taşıtmak istediğinde

(ettirgenlik)(yazdırdı);

yalın haliyle hep nesneye taşıdığı hareketi taşımak

(dönüşlülük)(yıkadı-yıkandı) istediğinde,

yine, gelen etkiler karşısında kendisinde bir tepkinin olduğunu ve hareketi artık taşımış olduğunu

(edilgenlik)(yazıldı/ öldürüldü) bildirmek istediğinde…

…kısaca öznenin, fiillerin anlamına dokunmadan fiillerdeki hareket taşınmasını bildirirken yapmış olduğu dil bilgisel, gramer işlemlerine fiillerde hareket taşınmaları denir.
 
 Not: Hareket taşınmasının henüz gerçekleşmediği yalın haldeki geçişli ve geçişsiz fiiller çatılı fiil değildirler.

Etken (active) fiil: Yüklemdeki hareketin cümlenin öznesi tarafından yapıldığını, öznenin aktif/yapıcı olduğunu: Ali, Veli’yi dövdü.

Edilgen (passive) fiil: Öznenin başkasınca yapılmış müdahaleler karşında tepkisini veya geçirdiği dönüşümü: Ali dövüldü.

Olgan (inchoative) fiil: Öznenin doğal vs. etkiler karşısındaki tepkisini veya geçirdiği dönüşümü: (Kapı) açıldı.

Dönüşlü (reflective) fiil: Öznenin etkin olarak yapmış olduğu bir hareketi bu kez kendine döndürdüğünü: Kuruladı-Kurulandı.

İşteş (reciprocal) fiil: Hareketin özneler tarafından paylaşıldığı durumu: Ali’yle Veli dövüştü. Bildiren fiillerdir.
 
 
Hareketlerine göre;

-t/-r/-tür’ilmiş fiil: Öznenin kendisinde ortaya çıkmış/ üremiş geçişsiz bir hareketi bu kez kendisinin (bir nesneyle) ortaya çıkarması, ortaya koyması, et-mesi (oldurganlık)’tır: Doğdu–doğ-urdu, Doydu–doy-urdu, Öldü–öl-dürdü, Uyudu–uyu-ttu.
Yine, öznenin geçişli fiillerle aynı ekleşmeleri kullanarak hareketi yaptırmasıdır. (ettirgen): Yazdırdı.

ürt/ -türt’ilmiş fiil: Öznenin bir hareketi oldurgan veya ettirgen yapma işini bir başkasına itmesidir. öl-dürttü. Yazdırttı.

Ettir’ilmiş fiil: Öznenin bir hareketi ür-ettirmesini/tür-ettirmesini/ettirmesi ( dolaylı ettirgen): Ali fareyi öldür(e)ttürdü.

Ettirt-ilmiş derken: Öznenin bir hareketi ürettirmeyi/türettirmeyi/ettirmeyi et-ip/itip bırakması( dolaylı ettirgen): Öldür(e)ttürttü.

Geçişli (transitive) derken: Öznenin müdahalesiyle nesnesinde oluşan reaksiyonu/tepkiyi belirten filleri: Ali camı kırdı.

Geçişsiz (intransitive) derken: Bir hareketin nesneye taşınamadığını, öznede kaldığı: Kim? öldü, yattı, durdu, neyi? Giydi/ giyindi, öğrendi, bildi, anladı, neye? kandı, güvendi, neyden? utandı, korktu, nereye? gitti, geldi. Yine, yıkıldı, dövüldü, yıkandı vs.

Fiilimsi nedir? (infinitive and gerund)

 Çekimsiz fiil nedir? Fiilimsi nedir?

Fiilimsiler/ eylemsiler, Fiilimsi nedir?

Tanım;

  Şahıs ve zaman unsurlarından ayrık, tarz ve bazen kip unsurlarıyla birleşen bir fiilin, herhangi bir cümlede, isim (mastar/ isim fiil), sıfat, zarf gibi görev almasıdır.

 Ör: Çalış (-ır ol / -ıyor ol-, –mış ol-, –makta ol-)-mak/-ma/-an/-arak

 Bu kısacık tanımdan sonra, fiilimsiler nedir ve ne işe yarar?

 Şöyle başlayalım;  Örneğin, ‘korkmak’ fiili, bu fiille kastedilen hareketin gerçekleşebilmesi için yani, ‘Çok korktu.’ Diyebilmek için, harekete maruz kalan öge (öznenin) karşısında, onun korkmasına neden olan bir nesne olmalı. Bu nesne ise bir varlık olur. ‘Ali köpekten çok korkar’ gibi.

 Kişi tabiyatta madde olarak var olan veya var olduğunu düşündüğü varlıklardan korkabileceği gibi bu varlıkların kendilerine ait hareketlerden de korkabilir. Bu durumda korktuğu bir varlık değil bir harekettir.

 Hareketler ise tabiatta bir şahıs ve zamana bağlı olarak yer alan (yandı, yanıyor, yanacak ) hareketlerdir. Ve artık hareketi bir zamanı olmaktan çıkarmalıdır. Çünkü hareketin ne şahsından ne de zamanından bahseder. Bu kez hareketin sadece kendinden bahsetmek ister. Bundan sonra fiile –mak eki eklendiğinde fiil artık karşıdaki öge (nesne) olarak kullanılabilir.

 ‘Ali boğulmaktan çok korkar.’ gibi. 

 Bu örnek, fiilimsilerden mastar örneğidir. Bundan başka;

 Örneğin, ‘Oradaki uzun adamı tanıyor musun?’ cümlesinde ‘uzun’ sıfatı, adamlar arasından bir tanesini ayırıcı özelliğiyle niteleyerek konuşmaya kolaylık katmıştır.   Örnekteki (tanınıp tanınmaması) sorulan adam, yapmış olduğu bir hareketle de ayırt edilebilir. Adam oturuyorsa ‘…oturan adamı ,  konuşuyorsa ‘…konuşan adamı tanıyor musun?’   diyerek anlatım kolaylaştırılır. Ve artık  fiille kastedilen hareket bir sıfat gibi kullanılmış olur. Böylelikle bir fiili sıfat gibi kullanarak sıfat fiili elde etmiş oluruz. Yine bundan sonra;

 Örneğin, ‘Adam sessiz konuşuyordu.’ Bu örnekte de  ‘sessiz’ sözcüğü hareketi tarif ettiği için zarf görevinde yer almıştır. Ve bu kez harekete muhatap olan, kişi değil, hareketin bizzat kendisidir yani hareket nitelenmektedir.

 Hareketler bunun gibi, zarf göreviyle kullanılabilecek sözcüklerle (…sessiz konuştu.) ilintili olabileceği gibi bir başka hareketle de ilintili olabilirler. ‘Adam bağırarak konuşuyordu.’ (konuşmak_bağırarak konuşmak) gibi. Bununla ise fiilimsilerden zarf fiili  konu ettik.

 Demek ki fiillerle kastedilen hareketler bir zamana bağlı olarak tabiyatta yer alabileceği gibi, buradaki gibi birer isim, sıfat ve zarf göreviyle de yer alabilirler.

 Fiilimsi; Şahıs ve zaman unsurlarından ayrık, tarz ve bazen kip unsurlarıyla birleşik bir fiilin, herhangi bir cümlede, isim (mastar/ isim fiil), sıfat, zarf gibi görev almasıdır.

 Bu arada, fiiller tabiatta bir tarza bağlı hareket olarak yer alabildiklerinden, fiilimsi de aynı şekilde bir tarza bağlı  olarak bulunabilirler. 

Onunla her gün aynı şeyleri tartışır olmaktan sıkıldım.’ 

Sonuç için hâlâ bekliyor olan var mı?’ ,

Dersinizi çalışmış olarak gelin.

Birleşik tarzlı çekimli fiil nedir?

  Not: Gelecek zamanlarla ilgili şöyle bir durum da vardır: Fark ettiysek, dakik tarz dışında diğer tarzların gelecek zamanları ‘ol’ fiiliyle oluşturulmaktadır. ‘olmak’ fiilinin yardımcı bir fiil olarak kullanıldığı bu tip yapılarda, dakik tarzlı yapılarda olduğu ( çalışacağım ) gibi bir niyet veya planlamadan değil, söz konusu hareketle kastedilen hal üzerinde bulunmaktan bahsedilir. 

O saatlerde ders çalışıyor  ( çalışır bir vaziyette ) olacağım/ olurum.

O anda dinlenmiş  ( halde ) olacağım.

Bundan sonra hep bu adla anılır olacaksın.

   ‘ol’ fiilinden bahsetmişken; dakik (yalın) tarz ( çalış-acak ) dışındaki diğer tarzların gelecek zamanlarının oluşturulmasında kullanılan ‘ol’ fiili ( çalışır olacak, çalışıyor olacak, çalışmış olacak gibi birleşik tarzlı çekim şekillerini oluşturmada da kullanılır.

  Peki, birleşik tarzlı çekimli fiil nedir? Birleşik tarzlı çekimli fiil iki tarz unsurunun ‘ol’ yardımcı fiiliyle birlikte oluşturmuş olduğu çekimli fiil yapısıdır.

 Şöyle açalım: Şu ana kadar hep basit tarzlı yani sadece bir tarz ekli ya da hiç tarz eki almamış çekimli fiillerden bahsettik. Bu ifade şekillerinde şahıs bir tek hareketi, bir tek biçimde gerçekleştirir.

 Örneğin:

anılır( Geçmiş zamandaki genel hareket.) Yani, geçmişte kalmış sürekli hareket.

anılır olmuştu. ( O günden sonra hep bu olayla anılır olmuştu.)

 Gördüğümüz gibi, bu çekim şeklinde iki tane tarz unsuru bulunur ve burada, geçmişte bir saatten sonra süreklilik/ genellik kazanmış bir hareketin yine geçmişte bitmiş olduğu vurgulanmaktadır. 

 yapıdaki;

ır  eki  hareketin genel tarzda olduğunu  ( anılır ) (sürekli anılır olmak),

ol yardımcı fiili hareketle kazanılan durumun sonradan ortaya çıktığını,

miş eki ortaya  çıkan durumun tamam olmuş/ bitmiş olduğunu,

tu eki ise bütün bu çekimlerde bahsedilen hareket ve durumun zamanını yani geçmişte kaldığını bildirir.

 Birleşik tarzlı çekimli fiillerin bir çok şeklini yapmak mümkündür. Bu şekiller tarz eklerinin karşılıklı birleştirilmeleri sonucu  elde edilir. Birkaç örnek daha verelim:

Bazen aynı doğrular üzerinde bile anlaşamaz olurduk.

Öyle ki, hep bu olayla anılır olmuştuk.

Gün geçtikçe yüzü tanınmaz oluyordu.

Babam işten döndüğünde genellikle yatmış olurduk.

Bunu yapmakla onu incitmiş oluyorduk ama…

Bir kere tartışmayı başlatmış olmuştuk. (bulunmuştuk)

 

Bazen uzun bir süre buradan geçmez olurlar.

Artık alışverişlerimizi kredi kartıyla yapar olduk/olmuşuz.

Yalnızlık bir yaştan sonra çekilmez oluyor.

O saatlerde genellikle yatmış oluruz.

Bir şans daha vermemekle ona haksızlık etmiş olmuyor muyuz?

Ne yapayım, sormuş bulundum.

 Bu arada dikkat çekmek istediğimiz ayrıca bir husus var: Yukarıda ‘ol’ fiiliyle oluşturulmuş birleşik tarzlı çekimli fiillerin,  özellikle geçmiş zamanlı örneklerinde, ‘ol’  fiiliyle,  öncesinde var olan, mevcut bulunan bir hareket veya durum A: değil,  bir sonradan olma B: bir sonralık ifade edildiği görülmektedir.

A) O zamanlar hep bu olayla anılırdık. (anılır i-dik)

B) O günden sonra hep bu olayla anılır olmuş (anılır olmuş i-dik) 

  Örneklerimizi çoğaltmadan önce bu iki örnek üzerinde konuşalım.

Birinci örnekte A: hareket,  söze konu zaman diliminde (geçmiş zamanda), tabiatta zaten mevcut olan, var bulunan  bir hareket veya durumdur.

Bir isim cümlesi;

O yaşlarda polistim.  (polis idim), 

O gün hastaydım. (hasta idim)

  İkinci örnekte B: ise hareket öncesinde var bulunmayan, sözü edilen andan sonra ortaya çıkmış bir hareket veya durumdur.

Bir isim cümlesi;

O yaşlarda polis oldum. 

O gün hasta oldum.

 

Resim1d

 Tablodan da gördüğümüz gibi bu günkü bulunuyor çekimli fiiline denk fiil, ilkin erür’dür. Bu seyir geçmiş zaman için ilkin

erür erti  yani

bulunuyor idi ya da

bulunuyor yer alşeklindedir.

 Yine, bu yapıların er(i-)’li kısmı hareketin veya haberin var bulunmasını,  –ür’lü kısmı bu mevcut hareket veya haberin mevcudiyetinin hazır zamanda devam ettiğini bildirir.

 Ve aslında bu birleşik yapılarla, öznenin tabiatta (veya zamanda) bir halde yer alıyor olmasından bahsedilir. Bununla, bahsedilenin (öznenin), (tabiatta veya hal zamanda)

Ne yer ediyor?  olduğu, veya 

Ne yer üretiyor?  olduğu sorulur ve böylelikle  özne tabiatta veya zamanda kendine bir şey için yer yapmış-/ bir bakıma yer üretmiş olur.

 Yani birleşimler yerleşik hareket veya durumlar için kullanılır. Bu yüzden de var bulunuyor olan durumları bildiren i-miş (söylenti), i-se (şart) kipleri ve i-ken eş zaman/ mekan bağlacıyla kullanılır.

 Buradaki erür/ erür erti örnekleri  bu günkü bulunuyor anlamına denk bir kullanımda ise, bu bulun fiili yerine kalma bildiren bir başka fiilde (oluyor, duruyor, görünüyor…/ eski şekliyle; erür) kullanılabilir.

 Bu durumda  bir mevcudiyet ve bu mevcudiyetin, bulunuyor anlamında, hal zamanda devam ettiği vurgulanır.

erksiz  erür  erti

(halde) ( var) bulunuyor  idi 

……………….. görünüyor  idi 

  

erksiz  ermiş erti /imiş  idi

(halde) ( var) bulunmuş  idi

………………… görünmüş idi

 Şu ana kadarki örnekler birer isim cümlesi örnekleriydi.  Peki, fiiller bir tarza bağlı çekimli fiil olsalardı bunlar;

Örneğin; 

‘çalış-ır   (bir halde) bulunuyor idi’

‘çalış-mış (bir halde) bulunuyor idi’

‘çalış-ır (bir halde) bulunmuş idi’

‘çalış-mış  (bir halde) bulunmuş idi’

…diye oluşturulurdu ve er(i-)  fiiliyle ‘ol’ fiilinde olduğu gibi, birleşik tarza çekimlenmiş bir fiil oluşturulmuş olurdu.  Fakat bu birleşik tarzlı çekimli fiil yapısı, ‘ol’  fiilinde olduğu gibi bir sonradan olma değil, öncesinden var bulunan, mevcut  durumları ifade ederdi.

 Yapısal oluşumunu gördüğümüz bu birleşik yapıların anlamsal veya  işlevsel yanlarını da belirtelim. Yani bütün bu  birleşik yapılar ne işe yarar? Özetle durum,  ‘hareket’  ve ‘hal’ üzerine kurguludur.

Örneğin;

‘çalış-ır  (halde)  bulunuyor idi’   (çalışır erür erti)

‘güçsüz  (halde)   bulunuyor idi’   (erksiz erür erti)

…ifadesinde, ‘çalışır’ kısmı, hareketin genel bir hareket olduğunu; ‘bulunuyor’ kısmı, bu genel hareketin genellik halinin/ durumunun hazır zamanda devam ettiğini; ‘i-di’ kısmı ise, bütün bu birleşik yapının geçmişte kaldığını bildirir.

 ‘çalış-ır ( halde)  bulunmuş idi’ (çalışır ermiş erti)

‘güçsüz ( halde)  bulunmuş idi’ (erksiz ermiş erti)

…ifadesinde ise, ‘çalışır’ kısmı, hareketin genel bir hareket olduğunu; ‘bulunmuş’   kısmı, bu genellik halinin/ durumunun hazır zamanda oluşmuş/ olmuş bitmiş olarak bulunduğunu; ‘i-di ’ kısmı ise, bütün bu birleşik yapının geçmişte kaldığını bildirir.

Yine, çalış-mış (halde) bulunuyor idi’  (çalışmış erür erti)

…ifadesinde, ‘çalışmış’ kısmı hareketin bitmiş bir hareket olduğunu; ‘bulunuyor’  kısmı, bu bitmişlik halinin hazır zamanda devam ettiğini; ‘i-di’ kısmı ise bütün bu birleşik yapının geçmişte kaldığını bildirir.

‘çalış-mış (halde) bulunmuş idi’  (çalışmış ermiş erti)

…ifadesinde ise, ‘çalışmış’ kısmı hareketin bitmiş bir hareket olduğunu; ‘bulunmuş’ kısmı, bu bitmişlik durumunun sözü edilen anda bitmiş olarak bulunuyor olduğunu; ‘i-di’ kısmı ise bütün bu birleşik yapının geçmişte kaldığını bildirir.

Bir örnek:

Katili, adamı öldürürken görmüş idim (görmüştüm). Ben artık olaya tanık olmuş bulunuyor idim (tanık olmuştum). Ne yapabilirdim, olayı bir kere görmüş bulunmuştum ( Bir kere görmüştüm ). Yalan mı söyleseydim?

Yalın tarzlı çekim                         Birleşik tarzlı çekim

Resim1v