Kategori arşivi: çekimli fiil

Fiil çatısı (fiillerdeki hareketin taşınması) nedir?

 Fiillerdeki hareketin taşınması, fiillerde çatı nedir?

Tanım;

….kısaca öznenin, fiillerin anlamına dokunmadan fiillerdeki hareket taşınmasını bildirirken yapmış olduğu dil bilgisel, gramer işlemlerine fiillerde hareket taşınmaları (fiil çatısı) denir.

Türkçe için şöyle başlayalım.

 Tabiatta madde olarak var olan ya da var olduğu düşünülen varlıklar olduğu gibi, varlıklara bağlı hareketlerde vardır. Bu hareketlerin ise bir kısmı varlığın üzerinde kendiliğinden meydana gelirken ‘yağmur yağdı, rüzgar esti’ gibi, bir kısmını da bir yapıcı meydana getirir.

‘Ali mektubu yazdı’

 Örnekteki yapıcı (Ali) hareketi bir nesne üzerinde meydana getirmiştir. Bazı fiillerde ise yapıcı, bir nesne olmaksızın hareketi gerçekleştirebilir.

‘Ali oturdu’ Yine bazı durumlarda nesne vardır fakat yapıcı bu nesne üzerinde bir etkiye sahip değildir.

‘Ali köpekten korktu’

 Aksine nesneden gelen bir etki veya nesneye karşı bir etkilenme vardır.

 Şimdiye kadar gösterilen fiiller ( yağdı, oturdu, yazdı, dokundu, korktu ) fiilleri yalın halleriyle bir harekete ad fiillerdir. Ve fiillerin yer aldığı cümlede bir özne vardır. Yani hareket ister fiziksel olarak yapıcısı olan bir hareket olsun, isterse hareket kendiliğinden varlıkta ortaya çıkmış olsun cümlenin kurucu unsuru, harekete konu unsur olduğu için söz edilen varlık cümlelerin öznesidir.
 Şöyle;

‘Ali mektubu yazdı’

 Örnekteki ‘Ali’, ‘yazmak’ fiiliyle kastedilen hareketi fiziksel olarak gerçekleştirmiştir elbette, fakat Türkçe  açısından bu önemli değildir. Diğer bir örnek:

‘Ali mektubu yazdırdı’

 Bu cümlede Ali yazmayı -d-ır veya –t-ür yapar. Yazmak fiiliyle kastedilen hareketi ise fiziksel olarak belirtilmeyen bir başkası yapar. Bu bir başkası belirtiliyorsa ifadeye ayrıca bir –t ilave edilir. ( Ali mektubu Veli’ye yazdırttı) Gibi. Bu iki, -d-ır’lı ve –d-ir-t’lı örneklerde özne olan Ali olaya birinci dereceden sebep olur.

‘Ali mektubu yazdır(e)ttirdi’ (yazdırttırdı)’da ise hareketin dilsel yapıcısı ( -d-ır’mayı yapan) dahi belirtilmemiştir. Bu biri verilecekse ‘yazdır(e)ttirtti’ (yazdırttırttı) denmelidir.

 Bütün bu durumlarda cümlenin üzerine kurulduğu öge ( özne ) ‘Ali’, fiille kastedilen hareketin fiziksel yapıcısı bir başkasıdır.

 Buraya kadar durum böyleyken işin birde diğer tarafı, nesne tarafı vardır. Yani işin bu tarafında böyle şeyler olurken diğer tarafta nesnede kendi tarafında dil bakımından aktif olarak hareket halinde bir cümle oluşturmaktadır.

 Şöyle, ‘Ali’ karşı taraftan bir hareket (yazdı hareketini) yaparken bu tarafta ise nesne aynı harekete başka bir hareketi ( il’meyi ) katarak (mektup yaz-ildi) karşılık verir görünür. Görünür derken aslında böyle bir karşılık verme durumu yoktur. Yani iş,

‘Ali mektubu yazdı’ da ‘mektup yaz-ildi’ sonuç mantığı üzerinden yürümez.

‘ Ali camı kırdı.’ Cümlesi başka

‘ Cam kırıldı’ Cümlesi başka bir cümledir. Fakat şöle olabilir.

‘Ali cama vurunca cam kırıldı’

‘ Ali camı kırdı.’ ‘Cam kırıldı’ Böyle değil.
 Çünkü bu cümleler bir birinden bağımsız birer özneye sahip cümlelerdir. Fakat biz genede karşılaştırma yaparak devam edelim, tabii bu karşılaştırma dil bilgisel karşılaştırmadır unutmayalım. Çünkü şu anda etken, ettirgen… ve edilgen yapılı fiilleri işliyoruz.

 Devam edelim,

 ‘Ali mektubu yazdı’ cümlesinde ‘Ali’ mektubu yazarken. Bu tarafta nesne (mektup) –il ekiyle (Ali’den bağımsız olarak ) hareketi kendine iliştirir. Yani, ‘mektup yaz-iler’ Yine,

‘Ali’ yaz’ı tür’üp bırakırken, nesne (mektup) yaztür’ü kendine  -il’ler (mektıp yazdır-ildi) gibi..

‘Ali’ yaz-tür’ü -(i)t’ip bırakırken, nesne yaztürt’ü kendine –il’ler (mektup yazdırt-ildi) gibi. Yine,

‘Ali’ yaz-tür’ü (e)ttir’ip bırakırken, nesne yaztür(e)ttür –il’er ( mektup yadırttır-ıldı) gibi.

Kısaca, dil açısından bakıldığında bütün bu durumlarda nesne ( yani mektup) canlıymış gibi düşünülür ve –il ile kastedilen hareketin yapıcısı olur. Harekete konu unsur olduğundan da kendi cümlesinin kurucu elemanı öznesi olur.

Bütün bunlara göre ifadelerdeki fiiller üzerindeki hareket oynamalarında, fiillerle kastedilen hareketlerin anlamlarında herhangi bir değişme olmamıştır. Böylece,

Fiillerde hareket taşınmaları nedir? ( fiillerde çatı nedir? )

 Fiiller yalın halleriyle bulunduğunda, karşılamış oldukları hareketlerin ya öznede kaldığını (geçişsiz fiil)( öldü ) ya da özneden nesneye geçmiş halde olduğunu (geçişli fiil) (yazdı bildirirler.

Özne, kendinde kalmış bir hareketi kendinden çıkarıp karşısındaki nesneye taşıdığında

(oldurgan)(öldürdü) veya

yalın haliyle zaten nesneye taşımış olduğu bir hareketi bu kez bir başkasına taşıtmak istediğinde

(ettirgenlik)(yazdırdı);

yalın haliyle hep nesneye taşıdığı hareketi taşımak

(dönüşlülük)(yıkadı-yıkandı) istediğinde,

yine, gelen etkiler karşısında kendisinde bir tepkinin olduğunu ve hareketi artık taşımış olduğunu

(edilgenlik)(yazıldı/ öldürüldü) bildirmek istediğinde…

…kısaca öznenin, fiillerin anlamına dokunmadan fiillerdeki hareket taşınmasını bildirirken yapmış olduğu dil bilgisel, gramer işlemlerine fiillerde hareket taşınmaları denir.
 
 Not: Hareket taşınmasının henüz gerçekleşmediği yalın haldeki geçişli ve geçişsiz fiiller çatılı fiil değildirler.

Etken (active) fiil: Yüklemdeki hareketin cümlenin öznesi tarafından yapıldığını, öznenin aktif/yapıcı olduğunu: Ali, Veli’yi dövdü.

Edilgen (passive) fiil: Öznenin başkasınca yapılmış müdahaleler karşında tepkisini veya geçirdiği dönüşümü: Ali dövüldü.

Olgan (inchoative) fiil: Öznenin doğal vs. etkiler karşısındaki tepkisini veya geçirdiği dönüşümü: (Kapı) açıldı.

Dönüşlü (reflective) fiil: Öznenin etkin olarak yapmış olduğu bir hareketi bu kez kendine döndürdüğünü: Kuruladı-Kurulandı.

İşteş (reciprocal) fiil: Hareketin özneler tarafından paylaşıldığı durumu: Ali’yle Veli dövüştü. Bildiren fiillerdir.
 
 
Hareketlerine göre;

-t/-r/-tür’ilmiş fiil: Öznenin kendisinde ortaya çıkmış/ üremiş geçişsiz bir hareketi bu kez kendisinin (bir nesneyle) ortaya çıkarması, ortaya koyması, et-mesi (oldurganlık)’tır: Doğdu–doğ-urdu, Doydu–doy-urdu, Öldü–öl-dürdü, Uyudu–uyu-ttu.
Yine, öznenin geçişli fiillerle aynı ekleşmeleri kullanarak hareketi yaptırmasıdır. (ettirgen): Yazdırdı.

ürt/ -türt’ilmiş fiil: Öznenin bir hareketi oldurgan veya ettirgen yapma işini bir başkasına itmesidir. öl-dürttü. Yazdırttı.

Ettir’ilmiş fiil: Öznenin bir hareketi ür-ettirmesini/tür-ettirmesini/ettirmesi ( dolaylı ettirgen): Ali fareyi öldür(e)ttürdü.

Ettirt-ilmiş derken: Öznenin bir hareketi ürettirmeyi/türettirmeyi/ettirmeyi et-ip/itip bırakması( dolaylı ettirgen): Öldür(e)ttürttü.

Geçişli (transitive) derken: Öznenin müdahalesiyle nesnesinde oluşan reaksiyonu/tepkiyi belirten filleri: Ali camı kırdı.

Geçişsiz (intransitive) derken: Bir hareketin nesneye taşınamadığını, öznede kaldığı: Kim? öldü, yattı, durdu, neyi? Giydi/ giyindi, öğrendi, bildi, anladı, neye? kandı, güvendi, neyden? utandı, korktu, nereye? gitti, geldi. Yine, yıkıldı, dövüldü, yıkandı vs.

Fiil nedir? Çekimli fiil (tense) nedir?

Fiil nedir?  Çekimli fiil (tense) nedir?

Tabiyatta madde olarak var olan veya var olduğu düşünülen varlıkların; belirli bir…

şahsa I ( ‘ben‘ birinci tekil şahıs) worked

zamana; I worked (2) _ Çalıştım ( geçmiş z.)

 … tarza;    I had worked (3)_Çalışmıştım.     (tamam olmuş bitmiş tarz )

bağlı olarak aktif halde bulunan durum veya hareketlerine… Bu varlıkların;

 … kendilerinde;   to get humanized

 … niteliklerinde; Her face turned yellow. (yüzü saradı)

meydana gelen değişim ve dünüşümlerini bildirirken oluşturulan fiil+tarz+zaman+şahıs…birleşmelerine, çekimli fiil, yapılarda yer alan hareket adlarına fiil denir.

Şahıs; harekete muhatap olan her şey/ şahıs/ zamir/ konu/ durumdur. (özne–subject)

Zaman(time); 

geçmiş ( –di ) (past; used to V,    V-ed2   was/were V-ing,   had V-ed3 )

şimdiki ( …) 

(present; V & V-es, … am/is/are V-ing,  have/ has V-ed3) 

gelecek ( –ecek

(future; will,  will be V-ing,  will have V-ed3)

geçmişteki gelecek ( –ecekti

(future in past; would, would be V-ing, would have V-ed3)

Tarz/biçim(aspect); hareketin gerçekleşme şekli; hareket;

genel (-e-r)

(common aspect ) hareket mi,

devam eden (-yor/ -yır/ -yaar/ -yap) hareket mi

 (continuous aspect; be V-ing) veya,

tamam olmuş (-miş/-ip/-gan)

(perfect aspect; have V-ed3) hareket mi, yoksa

hala devam etmekte (-mekte)

(perfect continuous; have been V-ing)
olan hareket mi yani biçimidir.

 Çekim(tense); şahıs ve tarz unsurlarıyla birleşen fiilin bir zamana göre çekimlenmesidir.
Ör: Gid-iyordum, çekimli fiili, 1. Tekil Şahsın, geçmiş zamanda devam ettirdiği hareketin ifade edildiği çekim şeklidir.

 

 

 

-miş’li (bitmiş) haber (söylenti, rivayet) nedir?

-miş’li (bitmiş) haber (söylenti, rivayet) nedir?
 –miş ← imiş ← ermiş ( yer almış/ bulunmuş)
gider -miş
gidiyor -muş
gitmiş -miş

 Konuşan kişinin; Varlıkların; bir kip altında, bir tarz, zaman ve şahsa bağlı, konuşulmuş hareketlerini, oluşmuş bir haber veya bir bilgi gibi kabul edip, haberin bu oluşmuşluk veya bitmişlik durumunu göz önünde bulundurmak suretiyle, –mış (i-miş/ ermiş) bitmişlik unsurunu kullanması, bununla birlikte, cümleyi de yargısız (-dır eksiz) bırakarak, olmuş/bitmiş bu haberin esasen bir söylentiden ibaret olduğunu vurgulamasıdır.

Yarın kar yağacak. (var bulunan haber)

Yarın kar yağacak-(i)mış.

Yarın kar yağacak- ( diye bir haber) bulunmuş/ yer almış.

  Şöyle de ifade edilebilir; Herhangi bir hareket ister geçmişte, ister şimdi ve isterse gelecekte gerçekleşecek olsun, bir kez konuşulmuşsa veya bir yerde yazılı haldeyse ya da ortalıkta böyle bir haber varsa. Hareketle bildirilen haber artık üretilmiş, var olmuş bir haberdir.

 Konuşan kişi aktarımını yaparken bu konuşulmuş olmayı esas alır. Yani konuşan kişiye göre hareket değil, haber konuşulmuş tabiatta var olmuş, oluşmuş veya bitmiştir. 

 Bu yüzden de ‘olmuş, var bulunmuş’ anlamında bitmişlik bildiren ‘i- yardımcı fiili +sıfat fiil ‘ (ermiş/ i-miş/ miş) ek birleşmesini kullanır.

 Kullanır fakat yine de fiillerin bitmiş tarzlı şekillerinden yararlanır. Bu da hareket değil durum bitmişliğidir.

 Yani,

miş’li haber esasen bitmiş /oluşmuş durum haberidir.

 –ür‘lü, veya -dür/ -dır‘lı haberde ise durum  hazır zamanda devam eder.

Gidermiş örneğinde hareket genel hareket, durum oluşmuş/ bitmiş durum haberdir.

Gidiyormuş çekiminde hareket devam eder, durum oluşmuş/ bitmiş durum haberidir.

Trenle geliyorlar.

Trenle geliyor-larmış/ i-miş/ ermiş

 

Bu bir kitap-tır. ( kitap bulunuyor_devam eden durum )

Bu bir kitap – muş/ i-miş/ ermiş, bulunmuş bulunmuş, yer almış.

 

Geçmişte kalmış gelecek zaman ( future in past time )

 

 Gelecekte gerçekleşecektir (future times): Türkçe için gelecek zaman, ecek eki ile elde edilir. İngilizcede ise birinci şahıslarda (I/we) shall ya da hepsinde will yardımcı fiili kullanılır.

I will go to the cinema._Sinemaya gideceğim. 

I will be sleeping._ Uyuyor olacağım.

I will have gone._ Gitmiş olacağım.

  Geçmişteki gelecek zamandadır (future in past times): Türkçede bu zaman, –di geçmiş zaman eki ileecek gelecek zaman eki birlikte kullanılarak (-ecekti) elde edilir. İngilizcede ise will yardımcı fiili would’a dönüşür.

 Bu arada geçmişte kalmış gelecek zamanın olumlu şekli, gerçekleşmemiş bir niyet bildirir.

 Not: -ecekti ekiyle verilmiş bir yapının olumlu hali gerçekleşmemiş bir hareketi, olumsuz hali (yap–mayacaktım) gerçekleşmiş bir hareketi bildirir.

  Not: Türkçede gelecek zaman –r(-er) ekiyle de elde edilebilir. –r ekli gelecek zamanda farklı olarak bir tahmin, bir belirsizlik, bir ihtimal vurgulanır. Aşağıdaki örneklerde –ecek ekiyle birlikte –r ekli gelecek zaman da verilmiştir.

 Örnekler:

Dakik(yalın)tarz: 

Sinemaya gid-eceğim/-ecektim.

Giderim /giderdim. (Yarın belki sinemaya giderim.)

_I will/would go to the cinema.

Devam tarzı:

Uyuyor olacağım/-acaktım. (O saatlerde)

Uyuyor olurum/olurdum.

_ I will/would be sleeping.

  

Bitmiş tarz: 

İşimi bitirmiş olacağım/-acaktım

bitirmiş olurum/ olurdum.(Geleceğin zaman büyük bir ihtimalle işimi bitirmiş olurum.)

_ I will/would have finished my work.

   

 Not: Gelecek zamanlarla ilgili şöyle bir durum da vardır: Fark ettiyseniz, dakik tarz dışında diğer tarzların gelecek zamanları ‘ol’ fiiliyle oluşturulmaktadır. ‘olmak’ fiilinin yardımcı bir fiil olarak kullanıldığı bu tip yapılarda, dakik tarzlı yapılarda (çalışacağım) olduğu gibi bir niyet veya planlamadan değil, söz konusu hareketle kastedilen hal üzerinde bulunmaktan bahsedilir. 

 

Fiilimsi nedir? (infinitive and gerund)

 Çekimsiz fiil nedir? Fiilimsi nedir?

Fiilimsiler/ eylemsiler, Fiilimsi nedir?

Tanım;

  Şahıs ve zaman unsurlarından ayrık, tarz ve bazen kip unsurlarıyla birleşen bir fiilin, herhangi bir cümlede, isim (mastar/ isim fiil), sıfat, zarf gibi görev almasıdır.

 Ör: Çalış (-ır ol / -ıyor ol-, –mış ol-, –makta ol-)-mak/-ma/-an/-arak

 Bu kısacık tanımdan sonra, fiilimsiler nedir ve ne işe yarar?

 Şöyle başlayalım;  Örneğin, ‘korkmak’ fiili, bu fiille kastedilen hareketin gerçekleşebilmesi için yani, ‘Çok korktu.’ Diyebilmek için, harekete maruz kalan öge (öznenin) karşısında, onun korkmasına neden olan bir nesne olmalı. Bu nesne ise bir varlık olur. ‘Ali köpekten çok korkar’ gibi.

 Kişi tabiyatta madde olarak var olan veya var olduğunu düşündüğü varlıklardan korkabileceği gibi bu varlıkların kendilerine ait hareketlerden de korkabilir. Bu durumda korktuğu bir varlık değil bir harekettir.

 Hareketler ise tabiatta bir şahıs ve zamana bağlı olarak yer alan (yandı, yanıyor, yanacak ) hareketlerdir. Ve artık hareketi bir zamanı olmaktan çıkarmalıdır. Çünkü hareketin ne şahsından ne de zamanından bahseder. Bu kez hareketin sadece kendinden bahsetmek ister. Bundan sonra fiile –mak eki eklendiğinde fiil artık karşıdaki öge (nesne) olarak kullanılabilir.

 ‘Ali boğulmaktan çok korkar.’ gibi. 

 Bu örnek, fiilimsilerden mastar örneğidir. Bundan başka;

 Örneğin, ‘Oradaki uzun adamı tanıyor musun?’ cümlesinde ‘uzun’ sıfatı, adamlar arasından bir tanesini ayırıcı özelliğiyle niteleyerek konuşmaya kolaylık katmıştır.   Örnekteki (tanınıp tanınmaması) sorulan adam, yapmış olduğu bir hareketle de ayırt edilebilir. Adam oturuyorsa ‘…oturan adamı ,  konuşuyorsa ‘…konuşan adamı tanıyor musun?’   diyerek anlatım kolaylaştırılır. Ve artık  fiille kastedilen hareket bir sıfat gibi kullanılmış olur. Böylelikle bir fiili sıfat gibi kullanarak sıfat fiili elde etmiş oluruz. Yine bundan sonra;

 Örneğin, ‘Adam sessiz konuşuyordu.’ Bu örnekte de  ‘sessiz’ sözcüğü hareketi tarif ettiği için zarf görevinde yer almıştır. Ve bu kez harekete muhatap olan, kişi değil, hareketin bizzat kendisidir yani hareket nitelenmektedir.

 Hareketler bunun gibi, zarf göreviyle kullanılabilecek sözcüklerle (…sessiz konuştu.) ilintili olabileceği gibi bir başka hareketle de ilintili olabilirler. ‘Adam bağırarak konuşuyordu.’ (konuşmak_bağırarak konuşmak) gibi. Bununla ise fiilimsilerden zarf fiili  konu ettik.

 Demek ki fiillerle kastedilen hareketler bir zamana bağlı olarak tabiyatta yer alabileceği gibi, buradaki gibi birer isim, sıfat ve zarf göreviyle de yer alabilirler.

 Fiilimsi; Şahıs ve zaman unsurlarından ayrık, tarz ve bazen kip unsurlarıyla birleşik bir fiilin, herhangi bir cümlede, isim (mastar/ isim fiil), sıfat, zarf gibi görev almasıdır.

 Bu arada, fiiller tabiatta bir tarza bağlı hareket olarak yer alabildiklerinden, fiilimsi de aynı şekilde bir tarza bağlı  olarak bulunabilirler. 

Onunla her gün aynı şeyleri tartışır olmaktan sıkıldım.’ 

Sonuç için hâlâ bekliyor olan var mı?’ ,

Dersinizi çalışmış olarak gelin.

Gereklilik/ zorunluluk kipi (-meli/-malı (must/ have to+V)

 

 Türkçede bir fiil meli/-malı eki almışsa (çalış-malı/ çalış-ır olmalı / -ıyor olmalı/ –mış olmalı) kipler;

 a) gereklilik

 b) yüksek olasılık bildirebilmek için oluşturulmuş kip(kalıp)lerdendir

  Simple aspect ;

 He must go–Gitmeli (gitmesi gerekir-gereklilik.)

  He must be at home–Evde olmalı  (Çok önce yola çıktı, eve varmıştır.)

  Continuous  aspect:

 He must be sleeping–Uyuyor olmalı  (Çok yorgundu, uyuyordur.)

    Perfect tarz:

 He must have finished(3) his homework  (Ödevini bitirmiş olmalı.)

 

 Bu arada, have/ has to+V, mek zorunda olmak anlamında zorundalık bildirir.

 He had to do it–Bunu yapmak zorundaydı.

 He will have to do it–Bunu yapmak zorunda. (olacak)

   İngilizcede must_-meli/-malı modal fiili; esasen gereklilik bildiren bir modal fiildir ve tıpkı can ve may modal fiilinde olduğu gibi, Türkçe anlamından da anlaşıldığı üzere, olasılık anlamını verebilir. Olasılığı simple tarzda da verebilen must’ın olasılık anlamı diğer tarzlarda daha da belirgindir. Örnekleyelim;

 

  Simple aspect ;

  He must go–Gitmeli (Gitmesi gerekir-gereklilik),

 He must be at home–Evde olmalı (Çok önce yola çıktı, eve varmıştır)

  Continuous aspect ;

 He must be sleeping–Uyuyor olmalı (Çok yorgundu, uyuyordur)

  Perfect  aspect ;

  He must have finished his homework–(Ödevini bitirmiş olmalı)

 

 Ayrıca, have/ has to+V, mek zorunda olmak anlamında zorundalık bildirir.

 He had to do it–Bunu yapmak zorundaydı.

 He will have to do it–Bunu yapmak zorunda. (olacak)

 

 Not: –ebilir/-abilir eki, (can/may) anlamını aynı anda verdiğinden bu konuyla ilgili tabloya İngilizce açısından bakmak daha yararlı olacaktır.

  Değinilmesi  gereken bir konu daha var: İngilizcede fiiller; sınırlı-durum gösteren (stative) ve sınırsız-hareket gösteren (dynamic verbs) fiiller olmak üzere iki bölüm altında da incelenirler. Stative verb’ler temel anlamları itibariyle continuous tarzlarda kullanılmazlar. knowbilmek/tanımak, understandanlamak gibi.

 Bunun gerekçesi şudur: Gerçekten de bu türden fiillerin temel anlamlarına bakarsak devam ettirilemeyecek fiiller olduklarını anlarız. Yani, ‘Ben bu konuyu biliyorum/tanıyorum–I know this subject.’ derken, devamlılık kastedilmez. Bir şeyi ya biliyorsunuzdur ya da bilmiyorsunuzdur. Bir şeyi yapmak zorunda kalmak (have to) veya yapabilmeye gücü olmak da (be able to) aynı türdendir. Bunun için continuous ve perfect continuous tarzlarda kullanılmazlar.

Dilek kipi ( subjunctive mood ) nedir?

  dilek kipi (subjunctive)

 Ör: Ah! şimdi burada olsaydı_ Oh! If/ if only he were here now.

 Keşke burada olaydı_ I wish he were here.

  Bütün mutluluklar senin olsun/ola_ May all happinnes be with you.

 

  Not: Dilek ifadeleri, -se/-sa(if) eki olmadan da ifade edilebilir.

 Bunun için fiillerin emir şeklinden de,

  Allah forbid!–Allah koru-sun!

   Dilek anlamlı sözcüklerden de yararlanılabilir.

  I hope you will win–Umarım kazanırsın.

 Not: Şart kipinin birinci satırlarındaki cümlelerin İngilizcesi ile haber şeklinin İngilizcesi arasında herhangi bir yazım farkı yoktur. Anlam farkını sadece if şart yapma unsuru karşılar. If’li cümle sadece dilek kipinde ise haber şeklinin tüm istisnai durumları kaldırılır. Yani, simple present tense’te üçüncü tekil şahıslarda fiillere eklenen -s, present perfect’te have fiili’nin has şekli kaldırılır, be fiilinin geçmiş zaman birinci ve üçüncü şahıslarındaki was şekli yine be fiilinin geçmiş zaman şekli were olarak kalır.

Dilek şart kipi ( desiderative mood )


Dilek-şart (desiderative mood/subjunctival conditional)

Dilek şartlı cümle geçmiş zamanlarda.

Çalışsaydı kazan-ırdı/-acaktı

If he worked, he would win.

-If he were in the school yesterday, I would meet him.

Dilek şartlı cümle şimdiki zamanda.

Eğer şehirde olursa onu ziyaret edeceğim

If he be in the city, I shall visit him.

 Not: Eğer bir şartlı cümle, dilek şartlı bir cümleyse ve de geçmiş zamanlardaysa demek ki söz konusu şarta konu hareket gerçekleşmiştir. Yani olması mümkün değil fakat konuşan kişi yine de dileğini bildirmek ister. Dolaysıyla esas hareketin fiilinin de gerçekleşme olasılığı yoktur. Bu yüzden de ikinci cümle geçmişte kalmış gelecek zamanlarda kullanılır.  İngilizcede ise bu durumu would karşılar.

 Bunu şöyle açabiliriz.  Öncelikle kaber kipi çekimini görelim;

Geçmiş zamandaki çekimler;

 Yalın tarz;                 çalıştı

 Genel tarz;          çalışır idi

 Devam eden; çalışıyor idi

 Bitmiş tarz;     çalışmış idi

… -se/-sa eki bu çekimde zaman ekinden sonrada gelebilir öncede. Ek zaman eki, -di’den sonra geldiğinde şart;  zaman eki,  -di’den önce dilek şart olarak görev alır. 

 Yalın tarz;                 çalış-sa– y-dı

 Genel tarz;          çalışır olsa idi

 Devam eden; çalışıyor olsa  idi

 Bitmiş tarz;     çalışmış olsa idi

İstek kipi ( the optative mood )

 

 Gideyim 

 Bırak gideyimİzin ver konuşayım. Öl de, öleyim. Bari oturayım.

 Gidesin/gide-siniz 

 Söylediklerimi unutmayasın. İstedim ki bilesin. Sakın ona inanmayasın.

 Gide/gide-ler 

 O bunu böyle bile, beni böyle tanıya. Sakın unutmaya.

 Gidelim 

  Aynı şeyleri konuşmayalım. Hadi gidelim. Gel her şeyi unutalım.

 Türkçede istek bildiren sözcüklerin yer aldığı cümlelerdeki fiil, istek kipiyle değil emir kipiyle verilir. Çünkü sadece bu sözcükler cümlenin istek ifadeli bir cümle olduğunu bildirmeye yeter. Böyle olunca da ayrıca istek kipiyle çekimlenmiş bir fiile gerek kalmaz.

 Yani,   ‘İzin veriyorum gidesin.’    denmez,  ‘İzin veriyorum hadi git.’ denir. 

 Yine,   ‘İzin veriyorum gide.’        denmez,  ‘İzin veriyorum gitsin.’ denir. 

 Fakat,  ‘İzin ver  gideyim.’   denir, İzin ver  git denmez.

 Bu durumda ortaya iki türlü istek çekimi çıkar. Bu çekimler;

 1. İstek bildiren sözcüklerle desteklenmemiş çekim.

 (Gideyim/ gidesin/ gide/ gidelim/ gidesiniz/ gideler)

 2. İstek bildiren sözcüklerle desteklenmiş çekim.

 (Gideyim /git/ gitsin/ gidelim/ gidin/ gitsinler)

 İstek kipinde şöyle bir durum da vardır:

 (istiyorum ki veya bari…) gideyim/ gidesin/  gide/ gidelim / gidesiniz/ gideler çekimi, konuşan şahsın  isteğine göre çekimlenmiş isteklerdir. Bundan başka bir de muhataptan istenen çekim şekli vardır.

  (izin verbırak…)

gideyim_ Let me go.

 … … … / … … …

 gide _ Let him go. (bırak gitsin)

 gidelim_ Let us go. (let’s go)

 … … …/ … … …

gideler (bırak gitsinler) _ Let them go.

Emir kipi ( the imperative mood)

 

Şimdiye kadar aynı zamanda bu yalın hallerle haber kipini de görmüş olduk.

  Kip nedir?

  Konuşan şahsın, bilip gördüğü veya öğrendiği; şahıs, zaman ve tarza bağlı herhangi bir hareketi, haber modunda verebilmesi ya da şahsın bu kez kendisinin bir emrini, isteğini, arzusunu tespitini vs. durumlarını ifade edebilmesi için fiillerin sokulduğu kalıplara kip denir.

Ör: Otur! Sit down!

 OturunSit down!

 Türkçede bir fiil hiç eksiz;

  çalış!

 çalış-ır   ol!

 çalış-ıyor ol!

 çalış-mış ol! kullanılmışsa emir kipidir. 

 

Örneğin:

Döndüğümde yemeğini bitirmiş ol.  

Döndüğümde işinin başında çalışıyor ol.

 

Otursun!  Tell him to sit down!  

Otursunlar Tell them to sit down!

 

Fiilin emir şekli nedir?

  Emir (imperative): Konuşan kişinin, muhatabına bir hareketi; istek, rica, arzu olmaksızın dikta ederek yaptırmak istemesidir.

Ör: Otur! Sit down!

  Kalk! Stand up! gibi.

 Fiilin emir kipinde muhatap, konuşan kişinin karşısındaki kişi/hayvan ya da komut alabilecek eşyadır/eşyalardır. Yani, sen (you) you veya siz (you)’dur. ‘Sen’ ve ‘siz’ ise ikinci tekil ve çoğul şahıs zamirleridir. Bu, şu demektir:

 Fiilin emir şekli yalnız ikinci şahıslara ait bir durumdur.

Ör: Otur! (sen)  veya Oturun! (siz).

 İşte emir şekli sadece ikinci şahıslara ait olduğu için başka bir şahıs çekim eki veya şahıs zamiri gerektirmez. Yalnız, örnekte de görüldüğü gibi, çoğul ikinci şahsı (siz), tekil birinci şahıstan (sen) ayırmak için –n eki ilave edilir. İngilizcede you her iki şahıs zamirini karşıladığı için böyle bir fark oluşmaz ve hatta hiç you da kullanılmaz. Go! (Git!) demek yeterlidir.

 Bu arada, Türkçede fiillerin emir şeklinin tarzlarına göre çekimi olduğunu da belirtmiş olalım

Döndüğümde yemeğini bitirmiş ol.

Döndüğümde işinin başında çalışıyor ol.

 Üçüncü şahıs zamirlerine gelince, bu zamirler o (tekil) ve onlar (çoğul) şahıs zamirleridir. Bu zamirlerin emir şekilleri de ikinci şahıs zamirleri aracılığıyla elde edilir. Yani, Otursun! veya Otursunlar! derken yine karşımızdaki kişi (sen) veya kişiler (siz) aracılığıyla, emri yerine ulaştırmak istenir.

 Bu örneklerde şunu demek istiyoruz: Otursun! (Ona oturmasını söyle) veya Otursunlar! (Onlara oturmalarını söyle/söyleyin).  –lar eki ise üçüncü çoğul şahsı, –sun eki almış üçüncü tekil şahıs emir şeklinden ayırır. İngilizcede ise üçüncü şahıslara yönlendirilen emir, fiilin mastar haliyle ifade edilir

Tell him/them to sit downOtursun! (Ona/onlara oturmasını/oturmalarını söyle)

 Emir, konuşan kişinin hâkim olduğu; üzerinde hüküm verme yetkisine sahip olduğu konularda kişinin bu yetkisini kullanması durumudur. Konuşan kişi ise ben’dir veya konuşan kişinin içerisinde bulunduğu grup biz’dir. Konuşan kişi hüküm verme yetkisine sahip olduğu bir durumda kendine emretmez. Bu durumda birinci şahısların emir şekli yoktur denilebilir. (Şöyle) oturayım/oturalım, oturayım/oturalım (bari) türünde ifadeler bir istek, bir tercih belirtmek için ya da gelen emri yerine getirirken kullanılan ifadelerdir.

  Şöyle de denebilir; emirde konuşan kişi hareketi direyip emir şeklinde yaptırırken; istek kipinde konuşan kişi bu kez sadece harekete yönelmek veya muhatabını harekete yönlerdirmek ister. Bu da istemenin durumuna göre bazen öneri, bazen izin, bazen rica vs. şeklinde gerçekleşir.